Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdullah Gürgün
Abdullah Gürgün

Yer İsimleri Sorunu 3 Lada – Lat – Latmıa – Latmos – Beşparmak Dağları

Bir yerin ismi, tarihini bilmek açısından önemlidir. Bilimi bile var: Toponimi. Toponimi, yer isimlerinin köklerinin, anlamlarının, kullanımlarının ve tiplendirmesinin bilimsel araştırmasıdır. Bir yerin bugün kullanılanın dışında birden fazla isimi varsa tarihi bağlamda sadece bir dönemdeki ismini kullanıp durmak bana göre, en hafif deyimiyle, yanlıştır. Hele son zamanlarda Türk, Türkçe ve Türkiye alerjisi olanların bilinçli ve art niyetli olarak “Türk” ile ilgili tüm izleri silme çabaları göz önüne alınırsa saf bir vurdumduymazlıktan mutlaka kurtulmamız gerektiği ortadadır.

“Latmos” konusunda bir isim araştırması deneme daha yapalım. Konuyu açayım ve kendi ismimden başlayayım.

BEREKET TANRIÇASI

İslamiyetten önce Ay Tanrısı El İlah vardı. Muhammet Peygamber’in babasının adı da abd-ül-el-ilah yani Abdullah imiş. “İlah’ın kulu,  Allah’ın kulu” anlamına geliyordu. Bir de Ay ve Bereket tanrıçası Lat vardı. Abdullah bu kez “Abdullat” oluyordu: “Tanrıça Lat’ın kulu”… Örneğin Ebubekir’in Müslüman olmadan önceki adı “Abdüllat” idi. İlah, Lat, Uzat ve Menat adlı putlar Kabe’deki yüzlerce put arasında en önemli olanlardandı.

Ay ve Bereket Tanrıçası Lat’ın, Lada’nın kökü Anadolu’nun Bereket Tanrıçası Kübele’ye dayanıyor. Ortadoğu’da İştar, İnanna vb isimler alıyor. Bafa’da Yunan mitolojisinde çoban Endimiyon’a aşık olan Selene de Ay ve bereket tanrıçası. Elli kız ve bir oğlan doğuruyor.

     Altını çizelim: Lada, Lade, Ledo, Lat, Leto vb isimleriyle anılan tanrıça Güneybatı Anadolu’da da Bereket tanrıçası, ana tanrıçadır.

     Lada, Lykia dilinde kadın, eş, hanım, hanımefendi demek. İngilizcedeki “Lady”, sözcüğü de buradan geliyor. Lada, Baltık ve Slav mitolojisinde de güzellik ve doğurganlık tanrıçasıdır. Rusların ulusal otomobillerinin adı o nedenle Lada oldu.

Eskiden Lada, Lat denen bölge, “yurdu” anlamına gelen -ia’yı ekleyerek Latmia ve -os ekleyerek Latmos denerek Helenleştirilmiş. Bunlar Helenistik dönem isimlendirmelere örnekler.

Zamanında Ege Denizi’nde bir de Lade Adası varmış. Alivyonlar adayı karayla birleştirmiş, Bafa Gölü’nü Ege Denizi’nden ayırmış. Bafa Luvicede Sulak yer anlamına geliyor. Anlaşılan bölgenin Luviler dönemindeki adı Bafa’ydı. Prof Dr. Bilge Umar yörenin adının Luvvi’ler (1,2) çağında Pa uwaka, akarsuyubolyer, diğer bir çeviriyle su lak yer olduğunu açıklıyor.

Bence,sadece Bafa Gölü ve Bafa Köyün’nü değil; Beşparmak Dağları ile Ilbıra Dağları arasında yer alan Ege Denizi’nden Karacabel’e dek olan tüm alanı Bafa bölgesi olarak kabul edebiliriz.

TARKHAN – YAĞMURBABA

Bafa Gölü’nden yükselen Dağların zirvesi Tekerlek Tepe Luvi ve Hititlerin Gökyüzü/Hava/Yağmur/Fırtına Tanrısı Tarkhan’ın (Tarhun, Tarkhun, Tarhund, Tarhunna, Tarhuni vb ya da Teşup) eviydi. Tarkan’dan aklınızda kalsın. Tarkhan ≈Tarkan… İkiz kardeş gibiler. Milas’ın ünlü Baltalı kapısının üstündeki çift yüzlü balta Zeus’tan önce Tarkhan’ındı.

Bölgede otuz küsur yıl çalışma yapan ve Herakleia kitabını yazan Anneliese Peschlow-Bindokat “Latmos, Latmos” deyip dursa da Lada ve Tarkhan’ın adını ağzını almasa da, bölgede çok önceden Hititlerin yaşadığı gerçeğini kabul etmekten, çift yüzlü baltayı dolaylı olarak asıl sahibi Tarkhan’a teslim etmekten ve şu ilginç sözleri yazmaktan da geri duramıyor:

“Bu tanrının Yunan ikonografisinden oldukça farklı kült heykeli, tanrının doğu kökenli olduğunu göstermektedir. Karakteristik sembolü çifte baltayla süslü bu tanrıya adanmış pek çok sunak Herakleia’da bulunmuştur. Hava tanrısı kült geleneği Latmos’ta tarih öncesinden Orta Çağ’a kadar süregelmiştir. Yerel kültler söz konusu olduğunda buna şaşmamak gerekir. Türkiye’de Hava Tanrısı’nın günümüzde de yaşamaya devam ettiği yerler vardır. Hitit’in Hattuşa’sı ve günümüz Boğazköy’ünde Hava Tanrısı’nın Yağmurbaba olarak yaşaması dikkat çekicidir.”(3)

     Yani Alman arkeolog’dan aldığımız bilgiye göre, Gök/Hava/Yağmur/Fırtına Tanrısı bugün de Boğazköy’de YAĞMURBABA adıyla yaşıyor.

TÜRK İZLERİ

Luvicede, Hititçede, Likya, Lidya ve Kar dillerinde Türkçeye benzer sözcükler var. Kimine göre onlar Sümerler gibi ilk Türklerden. Anadolu insanının bunların hepsi olduğunu düşünenlerdenim. Atatürk boşuna Anadolu’ya yedi bin yıllık Türk yurdu dememiş. Yani hem kız alıp verme şeklinde birbiriyle karışmak hem de tarihsel geçmiş ve kültür kaynaşımı önemli. Güneydoğu’da Göbeklitepe’de, Güney’de Antalya’da, Güneybatı’da Bafa Beşparmak Dağları’nda bulunan Künay tamgaları bunun göstergelerinden. Yunan mitolojisinin öncesine boşverenler Zeus’un bu tepeyi Tarkhan’dan devraldığını bilmez ya da bilmezden gelirler. Menteşeoğullarının buralara geldikleri 1300’lü yıllardan bu yana bu dağlara Menteşe Dağları, batısına Batı Menteşe Dağları ve bunların Bafa Gölü’nden yükselen bölümüne Beşparmak Dağları dendiğini bilmez ya da bilmezden gelirler. Bu dağlar Kuvayı Milliyecilere, Efelere ve devrimcilere yuva oldu. Türküsü bile var, Beşparmaktan inmem ben / Gümüşlü de mavzerimi vermem ben, diye.

Atatürk’ün ölümünden sonra Türk Tarih Tezi’ni ve Güneş Dil Teorisinin üzerini örtmek istediler ama olmuyor. Yeni araştırmalarla, yeni bulgularla Anadolu yeniden aydınlanıyor.

Altını çizelim: Yunan Tanrılarının ve mitolojisinin kaynağı Anadolu’dur.

UYGARLIKLAR YUVASI

Anadolu, Luvi, Hatti, Hitit, Frig, Kar, Leleg, Lyd, Lyk, Mys vb vb uygarlıkların yurdu.

Göbekli Tepe’yi on iki bin yıllık sayarsak Anadolu’da yerleşim çok daha eskiye gider.

Bu binlerce yıllık tarih içinde Helenistik dönem M.Ö 330 ile 30 yılları arasında 300 yıllık kısacık bir dönem. Oysa Beşparmak Dağlarında yaşam tarihi 10.000 yıllık. Suratkaya’da Hitit Hiyeroglif yazı var. 4.000 yıllık.

suratkaya2

Burada otuz yıldan fazla araştırmalar yapmış ve on bin yıllık kaya resimleri de bulmuş olan Alman arkeolog Anneliese Peschlow-Bindonat Herakleia kitabında şöyle diyor: “Bu Hitit hiyeroglif yazıtı, İ.Ö. 2. Binyıl Anadolu tarihi coğrafyası için bir sabit nokta oluşturmaktadır. Bu yazıt bir yandan Hitit vesayeti altındaki Mira ülkesi’nin Karabel Geçidi’nden Latmos’un güney ucuna kadar ulaştığını, diğer yandan da Hititlerin gerçekten de Ege kıyılarına kadar geldiğine ilişkin kanıttır.” (4)

Peschlow, Hititlerin, Karların vb Helenlerden önce bu dağlarda yaşadığını biliyor. Bu dağlarda on binlerce yıldır başkalarının yaşadığını biliyor ama kitabında “Latmos, Latmos” deyip duruyor. Birkaç yerde ayıp olmasın gibisinden “Beşparmak Dağları” geçiyor. Gerisi sanki buraya ezelden beri deniyormuş, ebede kadar da denecek gibi “Latmos” sözcüğünü kullanıyor.

suratkaya3

Bu sözler kitabı okuyanları etkiliyor. Duyan duymayana söylüyor, bilen bilmeyen herkes ne yazık ki, “Latmos! Latmos!” deyip duruyor. Koca koca profesörler, arkeologlar, tarihçiler, araştırmacılar, gazeteciler, yazarlar ve halk tuzağa düşüyor.

Soruyorum: Helenlerden önce bu bölgede yaşayanların günümüz Beşparmak Dağları’na isim vermedikleri düşünülebilir mi? Helenler bölgeye gelip Helenleştirmeden önce neydi buranın adı? Hititler Hattiler Karlar, Lelegler, Likyalılar, Lidyalılar ve diğer halklar bu dağlara ne diyorlardı?

SAFSATAYA KARŞI BİLİM

Emperyalizmin etkisindeki Türkiye halkı her alanda olduğu gibi kültür ve tarih alanında da bir sahteleştirme ve yozlaştırma saldırısı altında.

Yurtsever aydınlarımızın daha uyanık ve sorgulayıcı olmalarını kültürümüze, tarihimize ve Türkçemize sahip çıkmalarını diliyorum.

suratkaya4

Bu arada Latmos Platformu Yöneticisi Dr. Varol Aydın ile güzel bir yazılı sohbetimiz oldu. Gelecek bölümde paylaşacağım. Kendisinden Suratkaya Hitit yazıtının resimlerini istedim. O çok önemli resimleri sizlerle paylaşıyorum.

Beyin jimnastiğine devam edeceğiz.

Abdullah Gürgün

suratkaya5

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER