Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdullah Gürgün
Abdullah Gürgün

Kültür ve Sanat Cephesi Zamanı

     Emperyalizme karşı mücadele eden aydınların “Uluslararası Kültür – Sanat Cephesi”nde birleşme zamanıdır.

AB, ABD ve İsrail etnik ayrılıkçı Kürt gruplarını bir araya getirme çabası içinde.
AYRILIKÇIYI BİRLEŞTİREREK BİRLİK OLANI BÖLMEK

Yeni “Açılım” sürecine bunu dikkate alarak bakmalıyız. Emperyalizm neden Kürt ayrılıkçılarını birleştirmek ister?

İngilizlerin ünlü “böl ve yönet siyaseti” İngilizlerin Hindistan’da yürüttüğü bir siyaset olmaktan Emperyalizmin her yerde kullandığı bir siyaset durumuna geldi. Amerika’da Kızılderililere, Afrika’da karaderililere, Asya’da sarıderililere karşı kullanılan ve her yerde uygulanan bir siyaset oldu.

Şimdi Ortadoğu’da İsrail ile birlikte aynı siyaseti güdüyor. Irak’ı, Libya’yı, Suriye’yi bölüyor, İran’ı, Türkiye’yi bölmek istiyor?

     Ve ama Kürt ayrılıkçılarını neden birleştirmek istiyor?

Emperyalizm Karadeniz’den Kızıl Deniz’e, Hazar Denizi’nden Akdeniz’e uzanan bir “Kürdisrail” terör devleti kurmak istiyor.

Trump’ın kafasında, Kanada, Grönland ve Panama’nın yanısıra bu bölgeyi de bir ABD eyaleti yapma planları mı var?

ABD, Kuzey Irak’ta ABD’nin Irak işgali sonrası, Kuzey Irak’ta henüz bağımsızlık ilan edememesine karşın bir devlet gibi çalışabilen Barzanistan’ı kurdu. Suriye’de Ayn El Arab’a Kobani adı vererek AB ve ABD tarafından korunup kollanan bir kanton ya da devletçik oluşturdu. Petrol bölgelerinin PKK – YPG tarafından kontrol edilmesini sağladı.

MUHATAP KİM?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ABD’nin milyarlarca dolar ve binlerce TIR silah, mühimmat ve malzeme gönderdiği ve “kara gücüm” dediği PKK – YPG ile mi masaya oturacak yoksa bu kuklaların iplerini elinde tutan ABD, AB, İsrail ve işbirlikçileriyle mi? Olur mu böyle şey? Olursa neden ve nasıl olur?

Bir aldatmacadır gidiyor.

“Abdülhamid uyguluyordu bu tahterevalli siyasetini” denebilir. Ama bu siyasetin ülkeye ve Abdülhamid’e neler kaybettirdiğini biliyoruz.

Bir ağa, bir devşirme ve bir mafya babasının eşi parti kapılarında ayakta, ceketler iliklenerek karşılansa da buna milletimiz izin vermez. Vermeyecektir.

ORTAASYALIDAN ÇOK ANADOLULUYUZ

Etnik ayrılıkçı papağanlar korosunun ağzında çürük bir sakız vardır çiğner dururlar: Türkler 1071’de Anadolu’ya geldiler. Onları atlarına eşeklerine bindirip geri göndereceğiz.

Sadece Künay tamgası bile Türklerin yurtlarının tapusu niteliğindedir.

Sibirya’da Hakasya’dan (MÖ 17000), Güneydoğu Anadolu’da Göbeklitepe’ye (MÖ 9000), Güney’de Antalya’dan Güneybatıda Beşparmak Dağları’na dek (M.Ö 2000) gördüğümüz Künay tamgası Türklerde hâkimiyet ve bayrak demektir. Yazının ve tapunun olmadığı yerde ve zamanda bu damga aidiyeti ifade eder. Anadolu’nun her yanında gördüğümüz IYI tamgası da öyle. Dünyanın her yanında SWASTIKA adıyla anılan GAMALI HAÇ, Türklerde OZ da denen TANRI tamgası Anadolu’da birçok camiyi süslüyor. Milas’ta Firuz Bey Camii giriş kapısında dört kenarında Kufi yazıyla MUHAMMED yazılı TANRI tamgası Anadolu’nun bizim olduğuna dair bir kanıttır. Ya Hakkari taşlarında kucağında kase tutan adam kabartmaları nedir?

Bugün Türkçe ile Luvi, Hitit, Likya, Lidya, Karya vb dilleri arasında birbirine benzer pekçok sözcük var. Örneğin Atta: BABA. Atatürk, Attila vb. Amma: ANA…

Bazı araştırmacılar bunlara benzerlik derken bazıları doğrudan Türkçe diyor. Bazıları Hint Avrupa dili derken diğerleri kesinlikle bunu kabul etmiyor. Ancak sözcükler arasındaki benzerlikler herkesçe kabul ediliyor.

Ne olursa olsun bunların birbirlerini etkileyerek günümüze geldikleri malum. Bugün artık Avrupalı DNA uzmanları bile genlerini Anadolu’da bulup köklerde birleşmeye gitmeye çalışırken bizim kendi aramızda ayrışmaya gitmemiz kabul edilemez.

BİZ ANADOLUYUZ

Değerli şairimiz Ahmet Arif, ANADOLU şiirine şöyle başlıyordu:

“Beşikler vermişim Nuh’a

Salıncaklar, hamaklar,

Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,

Anadoluyum ben,

Tanıyor musun ?”

Ve Bülent Ecevit’in dizeleri PÜLÜMÜR’ÜN YAŞSIZ KADINI’ndan:

“bir asa vardı elinde

bir solmuş kırallığın

kadifeden harmanisi üzerinde

bir hititliydi o bir selçukluydu

bir ermeniydi bir kürttü

bir türk”

Anadolu’da etnik, din ve mezhep grupları var. Hepsi Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları Türkleri oluşturuyor. O yüzden, evet, Ortaasyalıdan çok Anadoluluyuz.

HAPİMİZE DÜŞEN GÖREV

Herkes gibi sanat ve kültür insanlarına çok iş düşüyor. Emperyalizmin “Böl ve yönet”ine karşı birleşip Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye’yi kuracağız, kendimiz kendimizi yöneteceğiz.

Tek tek hepimize görevler düşüyor. İsveçli Şair Peter Curman şöyle diyor

“ŞAİR TEK BAŞINA NE YAPABİLİR?” şiirinde:

Şair tek başına ne yapabilir savaşa karşı
Benim yanıtım: çok şey!
Şiirler öldüren mermiler değillerdir
Şiirler yaşamdan mermilerdir
Şair nişan alıp da ateş ettiğinde
Yüreğinden vurur!
Şiir ansızın parlayabilir
Gece karanlığında bir işaret fişeği gibi
Herkes için gizli dünyalar taşırız biz
Şiirin canlandırabildiği
Yüreğini coşturmak ve genişletmek
En büyük hüneridir şairin
Onun için:
Dünyanın bütün şairleri ateş edin!
Barış mermilerini boşaltın
Zırhlı böğrüne düşmanın!
Şiirin ışıklarını gecenin karanlığına yakın
Sözcüklerimiz bir barış kasırgası üflesin
Ki, silahları
Yapraklar gibi uçup gitsin ellerinden saldırganların!

     “Emperyalizme karşı sınır tanımayan kültür – sanat cephesi”ni kurma zamanıdır.

Hepimize kolay gelsin.

1

Fotoğraf 1: Künay Hakasya ve Göbeklitepe’de.  https://turkish-culture-history-language.blogspot.com/2017/10/gobeklitepede-turklerin-kun-ay-tamgas.html

2

Fotoğraf 2: Künay Antalya’da https://www.lidergazete.com/turk-kulturunde-sembollerin-dili-h205999.htm

Fotoğraf 3-4: Künay Bafa’da Beşparmak Dağları’nda Foto: Abdullah Gürgün

5. pamuk_prenses

Fotoğraf 5: Bundan yirmi bir yıl önce Stockholm Tarih Müzesi’nde “Pamuk Prenses ve gerçeğin çılgınlığı” isimli bir eser sergilenmişti. Kızıla boyanmış bir su üzerinde yüzen bir tekne ve teknenin yelkeninde canlı bomba Hanadi Jaradi’nin fotoğrafı yer alıyordu. Eser, sanatçı Dror Feiler ve sanatçı eşi Gunilla Sköld Feiler’e aitti.

Sergi açılışında İsrail büyükelçisi Mazel sanatçıların eserine saldırmıştı. Olay İsveç Dışişleri Bakanlığı kabul edilemez bulunurken İsrail başbakanı Ariel Şaron büyükelçinin tepkisini haklı bulduklarını söylemişti. İsrail hükümeti sergide yer alan “Pamuk Prenses ve Gerçeğin Çılgınlığı” adlı eser kaldırılmazsa Stockholm’da 28-29 Ocak 2004’te yapılacak olan halk katliamlarının tartışılacağı konferansa katılmayacaklarını açıklamıştı.

Sergideki eseri büyük tartışmalara ve iki ülke arasındaki ilişkilerde gerilime yol açan Müzisyen Dror Feiler İsveç’te barışseverlerin ve insan hakları savunucularının yakından tanıdığı bir isim. İsrail doğumlu yahudi bir sanatçı ve müzisyen.

1970’li yılların başında komando olarak Batı Şeria’da Ariel Şaron’un komutasındaki birliğe gönderilmişti. İşgal altındaki topraklarda Filistinlilere karşı askerlik yapmayı reddetmişti. 1973 yılında İsrail’i terkederek İsveç’e göç etmişti. O günden bu yana İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı soykırım uygulamalarına karşı müziği ve sanatıyla mücadele ediyor.

Abdullah Gürgün 

Foto: Pressens Bild

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER