Günün Masalı: 4 Haziran; Kral Midas’ın Altınları

Bir zamanlar Anadolu‘ya egemen olan Lidyalıların ünlü kralı Midas, zenginliğiyle tanınır.  Midas bir gün sarayının bahçesinde oturmuş altınlarını sayıyordu. O sırada oradan geçen yoksulun biri bunu gördü. Midas‘a:  –Çoluk çocuk..

Günün Masalı: 4 Haziran; Kral Midas’ın Altınları
Yayınlanma: Güncelleme: 8 okuma

Bir zamanlarAnadolu‘ya egemen olan Lidyalıların ünlü kralıMidas, zenginliğiyle tanınır.

Midas bir gün sarayının bahçesinde oturmuş altınlarını sayıyordu. O sırada oradan geçen yoksulun biri bunu gördü.Midas‘a:

Çoluk çocuk açız kralım, diye yalvarmaya başladı.Ne olur bir altıncık da bize verin. Sizin için bir eksik ya da fazla olmuş fark etmez. Ama biz bir tek altınla ailece bir ay karnımızı doyurabilecek kadar buğday alabiliriz.

Midas, kendi halkından olan bu yoksul adamı tersledi. Görevli askerlere onu sarayının önünden uzaklaştırmalarını söyledi. Adam, askerlerin itiş kakışları arasında oradan uzaklaşırken bir yandan da:

Midas, dilerim her tuttuğun altın olsun! diye bağırıyordu.Her tuttuğun altın olsun ki bunca sevdiğin altın seni en çok sevdiklerinden ayırsın.

Midas güldü bu sözlere. Güldü ama yerinden kalkarken çok sevdiği kızına götürmek için bir gül kopardı. Bir de ne görsün? Gül som altın olmamış mı? Yerden bir taş aldı. Ağırlığınca saf altın oldu o da. Bir avuç toprak kavradı. Bir avuç altına kesti avcundakiler. Sevinçten deli olacaktı neredeyse. Askerlere hemen o adamı bulmalarını buyurdu. Teşekkür etmeliydi ona. Dilediği kadar altın verebilirdi şimdi. Askerler, adamın ardından koştular. Ama o, askerlerden daha çok dayak yememek için çoktan çekip gitmişti.Midas sevinçle sarayına girdi. Karısı ve kızıyla hazırlanan sofraya oturdu. İlk lokmasını ağzına götürdü. Lokma altınlaştı ağzında. Tükürdü ağzındaki altını. Kaşığa elini attı. Sarı sarı ışıldadı kaşık, çatal, tabak, bardak. Sofrada neye elini dokunduysa hepsi altın oldu.

O günden sonra kendi eliyle yemek yiyemediMidas; su, yemek, ekmek, elini dokundurur dokundurmaz altınlaşıyordu. Altın da karın doyurmaz ki.Midas, artık bir şeye dokunmaktan korkar olmuştu.

Bir gün sarayın merdivenlerinden çıkarken karısına yardım edecek oldu. Elini tuttu. Kadın o anda altın heykele dönüşüp kaldı merdivenin ortasında. O sırada annesinin bu durumuna ağlayan kızını okşamak için sevgiyle elini uzattı ona.Midas‘ın eli kızının saçlarına değer değmez o da altından bir heykel oluverdi.

Altına olan tutkusu yüzünden en sevdiği iki insanı da böylece kaybetmiş oldu kral. Artık kimseler yaklaşmaz olmuştu kralın yanına. Bulaşıcı bir hastalıktan kaçar gibi

herkes kaçıyordu kendisinden. Koca sarayda yapayalnız kalmıştı. Aç ve kimsesiz yoksullardan farkı kalmamıştı.

En sonunda bilginlere haber saldı. Altın maltın umurunda değildi artık. Eski durumuna dönmek istiyordu. Kendisini bu dertten kurtaracak olanlara bütün altınlarını vermeye hazırdı.

Bunun üstüne bilgelerden bir bilge, krala güneş batarken Lidya‘nın pek de verimli olmayan ovalarını sulayan Gediz ırmağında ellerini yıkamasını söyledi.

Midas, bilgenin dediğini yaptı.Gediz‘in suyu ellerinin sihrini aldı götürdü. Böylece sevgili karısıyla kızına, eski mutlu günlerine yeniden kavuştu kral. Cimrilikten vazgeçti. Halkıyla ve ülkesiyle daha yakından ilgilenmeye başladı.

O günden sonraGediz ırmağının kumlarının altın sarısına kestiği, en bol, en iyi ürünün onun suladığı topraklardan alındığını söylerler. Bugün de öyledir.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.