Teptim tekerlendi, öptüm şekerlendi, nedir? Kavun. Aferin, bildin. Peki katır nedir katır? Ne şaka bilir ne hatır… Kiminin annesi eşek, babası at, kiminin annesi at, babası eşektir. Yani melez bir..

Teptim tekerlendi, öptüm şekerlendi, nedir? Kavun. Aferin, bildin. Peki katır nedir katır? Ne şaka bilir ne hatır… Kiminin annesi eşek, babası at, kiminin annesi at, babası eşektir. Yani melez bir hayvandır. Yük hayvanı olarak kullanılır. Dağlık yerlerde çok önemli bir taşıttır. At gibi boylu, güçlü, eşek gibi inatçı ve dayanıklıdır. Katırların erkeği dişisi olur ama yavrusu olmaz…
Bu masalda da asıl anlatılan bir katır. Üstelik hem dayanıklı ve güçlü hem de iyi huylu ve nazik… Ama zavallı katıra olmuş yazık. Ne uzar ne kısalırmış katırın kuyruğu, geldi işte ‘masala başla‘ buyruğu.
Bir zamanlar bir Arap ülkesinde bir vergi memuru varmış. Sık sık vergi toplamaya çıkar, dağ, çöl, ova dolanırmış. Vergi memuru evliymiş. Karısıyla iyi geçinirmiş ama karısının kardeşine kızarmış. Çünkü kadının hastalık derecesinde para değerini bilmez, parasını har vurup harman savuran sonra da borçlanan bir erkek kardeşi varmış. İkide bir ablasına ya da eniştesine gelir, borç alır ama ödemezmiş. Sonunda vergi memuru, karısına, “Bir daha kardeşin için para isteme benden, vermeyeceğim,” demiş. “İstediği zaman bu eve gelebilir, kardeşindir. Her misafir gibi yiyip içebilir, gece kalabilir… Ama benden bundan fazlasını beklemesin.”
O gün delikanlı yine gelmiş ablasına para istemeye. Kadın üzülerek bildirmiş eniştesinin kararını, “Daha bugün söyledi bunları,” demiş, “aradan zaman geçse belki isteyecek yüzüm olurdu. İsteyemem.” Kardeşi de, “Abla bu son, ne olur üç altına ihtiyacım var, bütün borçlarımı ödeyeceğim bir daha da senden para istemeyeceğim,” diye tutturmuş. Ablası, “Üstelik üç altın gibi kolay kolay bulunamayacak bir para istiyorsun,” demiş. “Ben şimdi ne yapayım?” Haylaz delikanlı, “Eniştemin katırını ver bana,” demiş. “Ben onu üç altına satarım.” Vergi memurunun güzel bir katırı varmış. Adam vergi toplamaya hep onunla çıkarmış. Kadın, kardeşi ne dese inanır, onu hiç kıramazmış. “İyi,” demiş, “vereyim katırı… Ama Enişten gelince, katırı sorunca ne diyeyim?” Delikanlı, saf ablasına ne yapacağı, ne söyleyeceği konusunda akıl vermiş. Ve katırı alıp gitmiş.
Biraz sonra vergi memuru gelmiş, “Hanım, ahırda göremedim, benim katır nerede?” deyince kadın, “Mahkemeye gitti,” yanıtıını vermiş. Ondan sonra şunları konuşmuşlar: “Ne işi var mahkemede katırın?” “Orda Kadılık ediyor.” “Bu da nerden çıktı?” “Efendi, senin katır ‘iyi saatte olsun’ denilen cinlere perilere karışmış. Bazen katır olarak sana hizmet ediyor, bazen Kadı olarak halka.” “İyi ya ben ne yapayım şimdi? Hemen yola çıkmam gerekli…”
Konuşmanın tam burasında kadının kardeşi dönüp gelmiş. Eniştesine neden sıkıntılı olduğunu sormuş. Ve çare için akıl vermiş çünkü eniştesi de ablası kadar safmış: “Enişte sen şimdi biraz kuru üzümü bir eline, katırın eğerini, gemini de öbür eline al. Mahkemeye gidip kadıya işaret et. O üzümü görünce dayanamaz gelir, hemen katır olur.” Vergi memuru, delikanlıyı dinleyip bir eline üzümü öbür eline eğeri, gemi alıp mahkemeye gitmiş. Delikanlı, eniştesini deli diye tutuklarlar sanıyormuş. Ama olaylar onun umduğu gibi olmamış. Vergi memuru salona gidip Kadı‘ya işaret etmiş. Kadı, vergi memurunun bir sorunu var diye hemen bırakıp yargılamayı, memurun yanına gelmiş. Memur eliyle kuru üzümü, eğeri, gemi göstererek, “Yola çıkmam, vergi toplamam gerek, siz de burda yargılayıp duruyorsunuz. Ben neyle gideceğim o uzak şehirlere?” demiş. Bunu söylerken, Kadı‘nın hemen katır olmasını bekliyormuş. Kadı, ‘Memurun katırına bir şey oldu herhalde,’ diye düşünmüş. “Kaçadır bir katır?” diye sormuş. Memur, “En az üç altın,” demiş. Kadı da, “Alın bu dört altını, işinizi geciktirmeyin,” sözleriyle uğurlamış onu. Parayı nasılsa giderlere yazacakmış.
Vergi memuru, hemen gitmiş hayvan pazarına. Orada kendi katırıyla karşılaşmış önce. Katır, sahibini görünce sevinçle anırmış. Ama vergi memuru, “Demin elime para verip beni başından savdın,” demiş katıra. “Anladık iyi huylusun, bilgilisin. Ama bana aklına estikçe kadı olacak cinli bir yaratık değil, sıradan bir katır gerekli.” Sonra gidip bir başka güzel katırı almış.
İşte böyle, saf vergi memurunun başına geleni yalnızca bir masalcı öğrenmiş. O, karısı ve yeni katırıyla uzun yıllar mutlu yaşamış. Karısı kardeşinin ona söylettiği yalanın olabilecek sonuçlarını sonradan anlayıp öyle korkmuş ki, bir daha kardeşinin hiçbir istediğini yapmamış. Böylece delikanlı da çeki düzen vermiş yaşamına.
Peki vergi memurunun eski katırı ne olmuş? O da yeni sahibiyle mutlu yaşamış. Onun iyi huylu olduğunu gören yeni sahibi, her gün bir avuç kuru üzüm veriyormuş çünkü…
Gökten üç elma düştü. Hepsi sana…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.