Günün Masalı: 17 Şubat; Memiş’in Defteri

Bir zamanlar köylerden birinde Memiş adında temiz yürekli, genç bir çifçi yaşıyordu. Babasından geniş topraklarla birçok mal kalmıştı. Bütün bu topraklarla malları yönetmek güçtü. Memiş, tek başına evlere, ahırlara, bağa,..

Günün Masalı: 17 Şubat; Memiş’in Defteri
Yayınlanma: Güncelleme: 179 okuma

Bir zamanlar köylerden birinde Memiş adında temiz yürekli, genç bir çifçi yaşıyordu. Babasından geniş topraklarla birçok mal kalmıştı. Bütün bu topraklarla malları yönetmek güçtü. Memiş, tek başına evlere, ahırlara, bağa, bahçeye, tarlaya yetişemiyordu. 

Sonunda düşündü taşındı. Çiftlik işlerinde ona yardımcı olacak, hem de ona eş olarak can yoldaşlığı yapacak bir kızla evlenmeye karar verdi. Böylece yalnızlıktan da kurtulacaktı. 

Araştırıp soruşturdu. Annesinden başka kimsesi olmayan güzelce bir kız bulup evlendi. Kız, anasıyla birlikte çiftliğe yerleşti. 

Ama işler, Memiş‘in düşündüğü gibi yürümedi. Kadın kocasına yardımcı olmak şöyle dursun, anasıyla birlik olup Memiş‘i çiflik işlerinde ırgat gibi çalıştırmaya başladılar. Kendileri akşamlara kadar yatıp duruyor, gülüp oynuyor, boş oturmanın keyfini çıkarıyorlardı. 

Memiş gündüzünü gecesine katarak çalışıyordu. Oradan oraya koşmaktan yorgun düşüyordu. Gene de karısıyla kaynanasına yaranamıyordu. Onun hiçbir işi doğru dürüst yapmadığından, azılı bir tembel olduğundan yakınıyorlardı. 

Memiş, bütün bunlara boynunu bükerek katlandı. Ama hiçbir zaman onların beğenisini kazanamadı. Her zaman alay edilerek terslendi. Sonunda Memiş onlara bir öneride bulanarak şöyle dedi: 

Sevgili karıcığım ve saygıdeğer kayınvalideciğim, ne yapsam gözünüze giremiyorum. Ne kadar çalışırsam çalışayım belli olmuyor, işin biri bitmeden ötekini buyuruyorsunuz. En iyisi yapacağım işleri bir deftere yazın. Ben akşama kadar o işleri sırayla yapıp bitireyim. 

İkisi de bu öneriyi kabul etti. Memiş, kendine bir not defteri buldu. Kadınlar, sabahtan başlayarak gece yarısına kadar onun yapacağı bütün işleri sırasıyla bir bir bu defte re yazdılar. Memiş, aksatmadan, defterinde yazılı olan işleri yapmaya başladı. 

Memiş bir gün, dere kenarındaki bostanda çalışıyordu. Karısıyla kaynanası da derenin kıyısında çamaşır yıkıyordu. Nasıl olduysa karısı çamaşır yıkarken suya düştü. Derenin akıntısına kapılarak çırpınmaya başladı. Bir yandan da: 

İmdat, imdat! diye bağırmaya başladı. 

Memiş, imdat sesini duyup derenin kıyısına gitti. Karısı, derenin azgın suları içinde sürükleniyordu. Kaynanası, ne yapacağını şaşırmış bir durumda oradan oraya koşuyor, 

Kızımı kurtarın! diye ciyak ciyak bağırıyordu. 

Memiş, derenin kıyısında iki elini göğsünde kavuşturup durdu. İlgisiz bir tavırla onlara bakıyordu. Bunu gören karısı, kocasına, 

Ne duruyorsun, beni kurtarsana! diye bağırdı. 

Memiş, hiç istifini bozmadan, 

Ben şimdi bostanı suluyorum, daha çok işim var, dedi. Defter daha yarı bile olmadı.  

Karısı, başını son bir gayretle suyun içinden çıkarıp bağırdı: 

-Şimdi defterin sözü mü olur, sen beni kurtar

Memiş, aynı soğukkanlılıkla: 

Defterde seni kurtarmam yazılı değil ama, diye yanıt verdi. 

Kadının suyun üstüne çıkardığı başı, yeniden sulara gömülürken, 

Boğuluyorum ben, diye bağırdı. İşlerden de defterden de caydım. Bundan sonra seni işlere koşmayacağım. 

Memiş, kaynanasının yalvaran bakışlarına çevirdi yüzünü. Kadın da başını ‘Tamam, tamam‘ der gibi hızlı hızlı sallıyordu. 

Memiş, o zaman suya girip karısını boğulmaktan kurtardı. Bu arada defter suya düşmüş, akıntıyla uzaklaşmıştı. O günden sonra kadınlar Memiş‘e hem can yoldaşı oldular, hem de işleri paylaşarak mutlu bir ömür sürdüler. 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.