Günün Masalı: 13 Temmuz; Bir Dikilitaş Öyküsü

İstanbul‘da yaşayanlar Sultanahmet Meydanı‘nı görmüştür. İstanbul‘da olmayanlar bile, resimlerden, kartpostallardan, filmlerden, televizyondan Sultanahmet Meydanı‘nda bir dikilitaş olduğunu bilirler.  Bu dikilitaşın üstünde hiyeroglif denilen Eski Mısır yazısı bulunur. Çünkü bu taş..

Günün Masalı: 13 Temmuz; Bir Dikilitaş Öyküsü
Yayınlanma: Güncelleme: 308 okuma

İstanbul‘da yaşayanlar Sultanahmet Meydanı‘nı görmüştür. İstanbul‘da olmayanlar bile, resimlerden, kartpostallardan, filmlerden, televizyondan Sultanahmet Meydanı‘nda bir dikilitaş olduğunu bilirler. 

Bu dikilitaşın üstünde hiyeroglif denilen Eski Mısır yazısı bulunur. Çünkü bu taş Mısır‘dan getirilmiştir. Yazar Gülten Dayıoğlu iyi bir gezgindir. Üstelik birçok kitabında gezdiği ülkeleri çocuklar için anlatır. Mısır’a Yolculuk adlı kitabında Mısır‘daki dikilitaşların ve dikilitaşları adlarına diktiren Eski Mısır krallarının öyküsünü de anlatıyor. Biliyorsunuz Eski Mısır krallarına ‘firavun‘ denilir: 

Üzerleri yazılı, resimli dikilitaşlara ‘obelisk’ deniliyor. Eski Mısır’da krallar kendi adlarına ya da bir olayı ölümsüzleştirme adına pek çok obelisk dikmişler. Ancak bunların büyük bölümü Mısır’dan alınıp başka ülkelere taşınmış. Obelisklerin yapıldığı yere geliyoruz. Burası taşocağı niteliğinde koca bir dağ. Bu dağın graniti çok değerliymiş. Bu yüzden firavunlar dikilitaşları buranın granitinden yaptırırlarmış.” 

Gülten Dayıoğlu, bugün Mısır‘da yarım kalmış bir dikilitaş bulunduğunu da anlatıyor. ‘Bitmemiş Obelisk‘ diye adlandırılan bu obelisk, o güne kadar yapılanların en uzunu, en görkemlisi olacakmış ama belki de onu yaptıranın o sırada ölmesi ya da obeliskin beğenilmemesi yüzünden yarım kalmış. Kim yaptırıyormuş bu dikilitaşı? Kadın Firavun Hapşesut. Kadın Firavun Hapşesut, İsa‘nın doğumundan 1500 yıl kadar önce yaşamış. Kendi adına yaptırdığı saray ve tapınak çok ünlü. Bunların dışında adına dikilen 30 metre boyunda görkemli obeliskler de var. Yarım kalan bunlardan daha uzun olacakmış. Hapşesut, eşi ölünce ‘Kadın Firavun‘ olarak tahta çıkmış. Takma bir sakalı olduğu da söyleniyor. 

Eski Mısır‘da firavunlar adlarını yaşatmak için görkemli tapınaklar, piramitler yaptırır, uzun dikilitaşlar diktirirlermiş. Ün kazanmak için dikilitaşlarını altın levhalarla kaplatanlar bile olmuş. Dikilitaşların binlerce yıl önce nasıl yapılabildiği, bu uzunluktaki taşların nasıl tek parça olarak işlenebildiği hep merak konusu olmuştur. Kullanılan teknik bugün biliniyor. Bakın Gülten Dayıoğlu nasıl anlatıyor bu taşların yapımını: 

Gökyüzüne baş uzatan bu dikilitaşlar tek parçadan oluşmak zorunda. Ekleme işi olanaksız. Bu yüzden önce dağdaki granit kitleleri inceleniyor. Kesintisiz, çatlaksız olarak istenilen uzunlukta bir granit yatağı saptanıyor. Sonra taşın yüzeyi yatay olarak yontulup düzleştiriliyor. Bu düzlük yerine dikilitaşın şekli çiziliyor.” 

Ustaların dikilitaşın biçimini taşa çizmesinden sonra işler epey zorlaşıyor olmalı. Çünkü bu çizgilerin bir bölümüne murç denilen ucu sivri çelik çubuklarla oluk açıyorlar. Oluklara kama adı verilen ağaç çiviler çakılıyor. Bu kamalar tik adı verilen bir ağaçtan yapılırmış. Sonrasını yine Dayıoğlu‘ndan öğrenelim: 

Bu tahtalar bol suyla ıslatılıyor. Tik ağacı suyu emince genişliyor. Bulunduğu yerdeki taşları çatlatıyor. İşçiler çatlayan taşları kolayca yontuyor. Yeni oluklar açıp, yeniden tik ağacından kamalar çakıyorlar. Aynı yöntemle granit parçalanarak dikilitaşın üç yüzü, tepesi ve tabanı ortaya çıkıyor. Yatay olarak duran obeliskin altı da oyulduktan sonra dikilitaş, kızaklarla Nil’e indiriliyor. Nil üstünde taşınarak istenilen yere ulaştırılıyor.” 

İşte bu kadar emek verilerek kimi firavunların adını yaşatsın diye yapılan dikilitaşlar, Mısır‘a giren yabancı ordularca başka ülkelere taşınmış. Parkları süslemiş. Bugün Amerika‘da bile bir obelisk var. Resme benzeyen Mısır yazısı hiyeroglifle görenleri şaşırtmış. Mısır uygarlığını tanıtmış bir bakıma. Sultanahmet Meydanı‘ndaki dikilitaşı da Roma Ordusu getirmiş. Eski Roma‘da da imparatorların yaptıkları işlerle ilgili dikilitaşlar varmış. Bu tür anıtlar 17. yüzyılda Avrupa‘da yeniden görülmüş. Türkiye‘nin pek çok şehrinde de çeşitli kişi ve olayların anısına dikilmiş, dikilitaş benzeri anıtlar vardır. Ancak bu anıtların boyu obelisklerden kısadır. 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.