Miyav, miyav… Hani bana bir av? Avı avlayalım, tavı tavlayalım. Bakınalım etrafa. Masal zamanı geldi başlayalım masala. Tilkiyi bilirsiniz, güzel postlu, güzel kuyruklu bir hayvandır. Hem de zekidir. Ama pek..

Miyav, miyav… Hani bana bir av? Avı avlayalım, tavı tavlayalım. Bakınalım etrafa. Masal zamanı geldi başlayalım masala.
Tilkiyi bilirsiniz, güzel postlu, güzel kuyruklu bir hayvandır. Hem de zekidir. Ama pek kimse sevmez tilkiyi. Acaba neden? Pisiler de hem güzel hem zekidir. Ama herkes sever bizi. Çünkü biz arkadaş canlısıyız. Tilki ise bencil.
Tilkiyi seven varsa miyav kadar sevsin ama masalımı da iyi dinlesin.
Bir zamanlar bir ormanda tilki ile leylek komşuydu. Tilki gibi açgözlü bir hayvan, leylekle nasıl komşu olmuştu bilinmez. Leyleğin yavrularını yemeye kalkmadıysa, onun sivri gagasından korkmuş olmalı. Üstelik herkes severmiş leyleği. Her yıl sıcak ülkelere giderken, tüm komşularıyla vedalaşır,
–Komşu, oralardan bir dileğin var mı? diye sorarmış.
Neyse efendim, leyleğin bunca sevilirken, kendine şüphe ile bakılması tilkinin onuruna dokunmaya başlamış. “Bu ormandaki hayvanlar artık beni de sevmeliler, hele leylek beni överse mutlaka severler beni,” diye düşünmüş. Ertesi gün leyleğin kapısını çalıp,
–Leylek hanım, eşim yolculuğa çıktı, yarın bana gelseniz de, kadın kadına biraz dertleşsek, demiş.
Leylek,
–Aaa, Allah kavuştursun komşu, elbet gelirim, diye yanıt vermiş.
Tilki, leyleği yemeğe çağırırken, “Bu leylek her yere eşiyle gider, ben yalnız onu çağırınca nasılsa gelmez,” diye düşünüyormuş. Leylek, “Gelirim,” deyince, üzülmüş. Ne yapsam da şu leyleğe ikram edeceğim yemek bana kalsa, diye düşünmüş taşınmış bir plan yapmış.
Akşam leylek, elinde armağan meyvelerle çıkagelmiş. Oturup konuşmuşlar, sonra da leyleği sofraya çağırmış tilki hanım. Leylek ne görsün? Sofrada iki dümdüz tabak. İçinde çorba. Leylek uzun gagasıyla o çorbayı içemeyeceğini anlamış. Ama hiç bozmadan,
–Ah komşu, yemek tabakların pek güzel, hiç çukuru yok mu? demiş.
Tilki, için için gülerek,
–Yok komşum, herkes kendine göre alır tabağını, demiş.
Çorbasını yalayıp bitirmiş. Zavallı leyleğe,
–Hadi yesenize, beğenmediniz mi yoksa? diye seslenmiş.
Leylek,
–Sağolun, aç değilim demiş. Tilkinin yemek yiyişini seyretmiş. Gecenin sonunda o da tilkiyi evine yemeğe çağırmış.
Tilki ertesi gün erkenden gitmiş leyleğin evine. Evde tilkiyi nefis et kokuları karşılamış. Tilki, söze doğrudan girip,
–Ah komşu yemek pek güzel kokuyor, yerken konuşsak, demiş.
Leylek komşusunu sofraya buyur etmiş. Tilki ne görsün, uzun boyunlu çömleklerde yemekler. Bu çömleklerden ancak leylek gibi uzun gagalılar yemek yer.
Kendi söylediği, ‘Herkes kendine göre alır tabağını,’ sözünü hatırlayıp utanmış. Leyleğe,
–Komşum, ben sana kabalık ettim beni affet, demiş.
Leylek, ne tilki kadar bencilmiş ne de öç almak istemiş. Küçük bir ders vermek istemiş yalnızca. Tilkiye,
–Bende de size göre tabak yok ama bu yemeği kabıyla götürüp çoluk çocuk yiyin, demiş.
Tilki kızararak almış yemeği. İnsanların leyleği neden sevdiğini anlamış. Bir daha da kimseye kaba ve bencilce davranmamış.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.