Günün Masalı: 11 Haziran; Anadolu’nun Öyküsü

Türkler, Anadolu‘yu 1071 Malazgirt Zaferi‘nden sonra ele geçirmeye başladılar. Burası Bizanslıların egemenliğindeki bir ülkeydi. Asya‘nın uzantısı olan, eski uygarlıkların beşiği bu ülke, Küçük Asya diye de anılır. O zamanlar Doğu..

Günün Masalı: 11 Haziran; Anadolu’nun Öyküsü
Yayınlanma: Güncelleme: 30 okuma

Türkler,Anadolu‘yu1071 Malazgirt Zaferi‘nden sonra ele geçirmeye başladılar. Burası Bizanslıların egemenliğindeki bir ülkeydi.Asya‘nın uzantısı olan, eski uygarlıkların beşiği bu ülke,Küçük Asya diye de anılır. O zamanlarDoğu Roma İmparatorluğu ya da Bizans toprakları olarak bilinirdi.

Türkler bu topraklara yerleştiği sırada Anadolu adını almıştır. Bunun da bir öyküsü vardır. Türklerin ilk yerleşimleri sırasındaMalazgirt‘ten sefere çıkan Türk orduları, Bizans içlerine kadar ilerledi. Yeni topraklar elde edildi. Birçok beylikler kuruldu.

İşte bu beyliklerden birinin beyi, ordusunun başındaAnkara yakınındaki Kızılcahamam dolaylarına kadar geldi. Ordusu ile birlikte yaz sıcağında dağlar, tepeler aşarak uzun bir yol kat etmişti. Askerler, yorgunluk ve susuzluktan ölü gibiydiler. Değil savaşmak, yürüyecek durumları bile kalmamıştı.

Çadırlarını kurdukları yer, bozkırlık bir alandı. Daha ileri gidemeyeceklerinden orada konaklamaya karar verdiler. Aradılarsa da çevrede içilebilecek bir damla su bulamadılar. Ne bir kaynak ne bir dere vardı. Olanı da çakılla, kumla doluydu. Yaz sıcağında kuruyup gitmişti. Ordu atları çalı gölgeliklerine çekip bozkıra yayıldı. Herkes bir yana serilip kalmıştı. Dudakları susuzluktan çatlamıştı hepsinin.

Tam o sırada karşı tepelerin birinden, omzunda bakracıyla yaşlı bir kadın belirdi. Ordunun konakladığı yere geldi. Orada oluğundan su akmayan kuru bir pınar vardı. Yaşlı kadın, bu pınarın başına geçti. Omzundaki ayran dolu bakracı kupkuru oluğa dökmeye başladı. Askerler ayranı oluktan avuç avuç içtiler. Bu arada yanlarındaki kapları da ayranla doldurmaya başladılar. Oluk, gür bir pınar gibi ayran akıtıyor, küçücük bakraçtaki ayran bitmek nedir bilmiyordu. Kadın, susamış olan her askere:

Doldur oğlum, diyordu.

Askerler de ayranı hem kana kana içiyor hem de kaplarını dolduruyorlardı. Yaşlı kadın:

Doldur oğlum, doldurun aslanlarım, hepinize yeter ayranım, doldurun! dedikçe, askerler:

Dolu ana

Ana dolu… diyorlardı.

Derler ki, o güne kadar Türklerce Bizans ya daRum ülkesi diye anılan bu topraklar, o günden sonraAnadolu diye anılmaya başladı.

O gün bugündür de bizi bağrına basan güzel yurdumuzun topraklarınaAnadolu diyoruz.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.