Kadın Cinayetleri ve Post-Normal Bilim

“İnsan evrilir kuşkusuz. Ama kendine karşı onu harabeden bir karmaşıklığa doğru ve kendi aleyhine evrilir. Her şey değişir elbette ama nadiren iyiye doğru olur bu ” demiş Cioran. Yazarın  sözleri..

Kadın Cinayetleri ve Post-Normal Bilim
Yayınlanma: Güncelleme: 286 okuma

İnsan evrilir kuşkusuz. Ama kendine karşı onu harabeden bir karmaşıklığa doğru ve kendi aleyhine evrilir. Her şey değişir elbette ama nadiren iyiye doğru olur bu ” demiş Cioran. Yazarın  sözleri sonu gelmeyen “kadın cinayetleri” için söylenmiş gibi.

Üzerinde yaşadığımız gezegenin en yokedici canlı türü insan. Benzerlerini geride bırakarak evrimine  devam etmiş başka canlı yok. “Modern insan” diye nitelendirilen Homo Sapiens, (yani biz), bilinen insan türlerinin hayatta kalan tek üyesi . Arkamızda yok olmuş  altı türdeşimiz var. Heidelbergensis, Rudolfensis, Habilis. Florensis, Erectus, Neanderthalensis

En azından sonuncusunun yokedilmesinden suçlu olduğumuzun kesin kanıtları bulundu.  Neandertaller doğudan  itile itile  Avrupa‘nın batı  kıyılarına kadar gelmişler. Sonra da  görünmez olmuşlar. Genlerinin ufak bir kısmını  Neandertal genleri olarak  “Modern” dediğimiz biz insanlara anı  olarak bırakmışlar. Kendilerine karşı işlenen suçun anısı olarak!

Tarihimiz, adeta  türümüzün işlediği suçların tarihi gibi olduğuna bakarak ırkçılığımız ayrımcılığımız acımasızlığımız kıyıcılığımız, katliamcılığımız, yokediciliğimiz, başlangıcımızdan beri hep varmış mı dememiz gerekiyor yoksa?

Türümüzün saldırganlığın, tetikleyen  kimi genetik özellikleri bulmadılar mı bilimciler?

 Ama gelin görün ki, bizim coğrafyamızda bir  başka kararlılıkla sürmüş bu iş. Adeta saldırganlık acımasızlık  bir alışkanlık,  bir kurum haline getirilmiş buralarda.

Vedat Nedim Tör,  Hoyratlaşma, insanlıktan  çıkma, ve hayvanlaşma  (brutalisation, deshumanisation animalisation) süreçlerinden geçmekte olduğumuza işaret etmişti.   Bunları ilkelliğimize olan kızgınlığından söylenmiş sözler gibi kabul edebilirsiniz.

O zaman, sorunun boyutlarını kavramak için Prof. Semih Gemalmaz‘ ın 2500 sayfalık binlerce kaynak içeren devasa kitabına göz atmanız gerekecek:

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınlara Çocuklara Azınlıklara Karşı Ayrımcılık Şiddet ve Sömürü” adlı kitabın,   “İslam öğretisinde Kocanın karısını tedip hakkı“, “Kocaya itaat yükümlülüğü“,  “Osmanlı kadınlarının kontrol altında tutulmasında Mahalle“… vb. bölümlerine bakıldığında kadına şiddet uygulama konusundaki geçmişimizin  ne olduğu görülecektir.

Günümüzdeki tüm özlemlere rağmen, neyse ki o dönem geride kaldı.

Ama şimdi de,  “kadın cinayetleri” hortladı ve tiksinti verecek düzeye çıktı.

Tepkiliyiz, kızgınız, nefret hissiyle  doluyuz bu konuda. Utancımızla yaşamaya  zorlanıyoruz.

Saldırganlık  konusunda yapılmış olan  araştırmalar, bunlardan elde edilen  bilimsel bilgiler işe yaramıyor.  Suçluların genetik yapılarını.  beyinlerini ya da hormonlarını incelemeden  sonuç çıkmıyor.

Denebilir ki bilimsel bulguların işe yaramadığı tek alan, insanın insana saldırganlığı.

Ne var ki,  bir şeyi sürekli olumsuzlamak tersten olumlamak anlamı taşır…

Kadın cinayetleri“ne olan nefreti sürekli tekrarlamak da konunun kanıksanmasına yol açıyor. Olayı seyretmek yerine yapılması gerekenleri düşünmek gerekiyor artık. Öyküleştirilmiş cinayet haberleri,  bizleri “gösteri toplumu” bireylerine dönüştürdü!

O nedenle “kadın cinayetleri”  bağlamında  sosyal yapımızı, konu ile ilgili tüm verilerimizi, aldığımız tüm kararlarımızı gözden geçirip yeniden bütüncül değerlendirme  yapmamıza gerek var; ayrıca kullandığımız bilimsel metotların yeterli olup olmadığını da sorgulamamız gerekiyor.

Öncelikle kabul etmemiz gereken ilk husus “kadın cinayetleri“nin nedenlerinin ve çözümünün son derece karmaşık bir iş olduğudur.

Pek çok olayın iç içe girerek karmaşık ve kaotik yapı dediğimiz bir ortamda yaşamaktayız atık. Çevreye verdiğimiz yıkım, iklim değişiklikleri, salgınlar gibi,  “kadın cinayetleri” de bu kaotik ortam içinde devam ediyor.

Yeni doğamız haline getirdiğimiz bu ortam, sorunları çözümünde işe yarayacak nedenselliklerin bulunmasını zora sokuyor.

Geleneksel bilimsel düşünüşümüz de yetersiz kalıyor

 O nedenle yeni bakış açılarına,  problemlerimizi çözmede kullanabileceğimiz  yeni kuramsal çerçevelere gereksinimimiz var.

Geleneksel bilgi doğrultusunda düşünüldüğünde, “kadın cinayetlleri“nde nesnel gerçekliklerden yola çıkılarak bilgi temelli bir öngörü  elde etmek olanaksız. Örneğin:  Aylık geliri asgari ücretin altında olan ailelerde “kadın cinayetleri” olur ya da;  eğitim görmemiş kişiler kadın  katili olurlar…. tarzında çıkarımlar yapılamaz

Öte yandan bilgiye dayalı olmayan kararlar, gerçeklikten kopma riski taşır; kesinlik sağlayamadığı için, problem çözme işinde yararlı olmaz.

Diğer bir ifade ile Normal Bilimin “doğrusal”  düşünüşündeki “düzenlilikleri” kullanarak elde edilebilecek, nesnel gerçeklik, ancak tek açıklamayı öne çıkarabilir ki, o da genelde yanlıştır.

Kadın cinayetleri“ni çözmek için bir araya geleceğini varsaydığımız kişilerde, çok sayıda bakış açısı, eşdeğer olmayan pek çok fikir, birbiriyle çatışan pek  çok değer ortaya çıkacaktır.

Bu durum da, normal bilimsel düşünüş yolundan gidilerek sonuç alınmasını engeller.

Örneğin: bir kişi ülkenin eğitimini düzelmeden  sorun çözülmez derken diğeri,  insanların öncelikle sosyoekonomik durumlarını düzeltmek gerektiğini,  bir diğeri de önce ahlakı düzeltme,  bir başkası da öncelikle ceza hukukunun düzeltilmesinin gerekli olduğu gibi düşüncelere öncelik verilmesini isteyebilir.

Çözüm için bir araya gelmiş kişilerin önyargılarla oluşturdukları değer farklılıkları ortaya çıkmıştır.

Sorun,  aynı amaç  için bir araya gelmiş olsalar da, farklı bilim  kavrayışlarındaki ve farklı önyargılardaki kişilerin anlaşmaya çalışmalarından kaynaklanır.  Bu durumda problemin  Normal bilimsel yoldan çözülmesi neredeyse olanaksız hale gelir.

Ortaya çıkan Post normal olarak adlandırılan durum,  “bilimsel evrimin, olguların basitçe biriktirilmesinden değil, değişken düşünsel ortamlar ve olasılıklar kümesinden çıktığını” iddia eden Thomas Kuhn‘un fikrini geliştiren Funtowicz ve Ravetz tarafından ele alınır ve böylesi Post Normal durumlarda çözümün ancak Post Normal Bilim (PNB) yöntemi ile olabileceği tezi ortaya atılır.

PNB düşüncesi, temelinde kaos teorisi yatan bir bilimsel  paradigma değişimidir.

Kurama göre, Bilimin alışılmış şeklinin, zamanımızın sorunlarını yeterince yanıtlayamaması, başka uzmanlık alanlarına gereksinim oluşturur.

Bu Uzman Danışmanlar,  pozitif bilimin objektiflik evrensellik gibi kurallarını gözeterek, tüm diğer tüm uzmanlık alanından ve onların dışındakilerden gelecek bilgileri büyük veri analiz yöntemi süzgecinden geçirip, sonuç öneriler haline dönüştürebilecek nitelikte olmalıdırlar.

PNB yöntemiyle çözüm aramada, rol alabilecek kişilerin farklı  bakış açıları ve kendi değerine bağlılıkları korunarak bir araya getirilmesi düşünülecektir. Bu kişiler: bilim insanları, uzmanlar, araştırmacı gazeteciler, ev kadınları hastalar vb.. .  olacaklardır.

Geniş akran topluluğu” olarak adlandırılan bu kişilerin diyaloğu ile,  normalde ulaşılamayacak bilgilere, verilere ulaşma hedeflenir.

Başka kritik konularda olduğu gibi  “kadın cinayetleri” konusuna da doğru yaklaşımın,  böylesi bir kuramsal çerçeve ile kişilerin bir araya getirilmesi olduğunu düşünürüm. Bu konuda ülkemizde çok iyi yetişmiş kişiler olduğunu da görmekteyim.

Kritik husus, çözüm arayışlarının  başlatılmasında,  sonra da  devam ettirilmesinde gösterilecek siyasi iradedir.

Aynı irade, çıkacak önerilerin uygulanması için de gerekli olacaktır.

Kriminolojik olmaktan öte, ülkemizde ciddi bir toplumsal sorun haline gelmiş “kadın cinayetleri” konusu,  çözümsüzlük ve öngörüsüzlük ortamının insafına terk edilmemelidir!

Türümüzün kusurlarına çözüm bulma görevi, gene bize düşmektedir çünkü.

Prof. Dr. Orhan Arıoğul

KAYNAKLAR

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınlara Çocuklara Azınlıklara Karşı Ayrımcılık Şiddet ve Sömürü.     Nedenleri, Kapsamı Sonuçları ve Buna Karşı Direnme Stratejileri. Prof Dr Mehmet Semih Gemalmaz, Homer Kitabevi 2018

Larry J. Siever, M.D.  Neurobiology of Aggression and Violence ncbi. nIm.nih.gov

Sardar,Z.,Abrams,I.,   Kaos.  Say Yayınları, 2020

Thomas Kuhn.  Bilimsel Devrimlerin Yapısı Alan yayıncılık 1969

Ömer Faik ANLI, Post Normal zamanlarda  bilim teorisi bilim kavrayışı ilişkisi  dergipark.org.tr

SO Funtowicz · 1993 Science for the post-normal age – ScienceDirect Imagehttps://www.sciencedirect.com › pii

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.