Günün Masalı: 18 Mayıs; Leyleğin Yavruları

Bir zamanlar ülkelerin birinde, bir evin çatısında anne leylekle küçük yavruları yaşıyordu. Bunlar henüz uçamıyorlardı. Onun için anne leylek onları beslemek için her gün yiyecek aramaya gidiyordu. Onlar, annelerinin dönmesini..

Günün Masalı: 18 Mayıs; Leyleğin Yavruları
Yayınlanma: Güncelleme: 315 okuma

Bir zamanlar ülkelerin birinde, bir evin çatısında anne leylekle küçük yavruları yaşıyordu. Bunlar henüz uçamıyorlardı. Onun için anne leylek onları beslemek için her gün yiyecek aramaya gidiyordu. Onlar, annelerinin dönmesini beklerdi. Akşam olunca anneleri en güzel yiyecekleri bulup getirir, onları beslerdi.

Bu arada kimi çocuklar, leylek yavrularının yuvasını gördüler. Karşılarına geçip bağıarak onları ürkütüyorlardı. Arkadaşlarının yaptıklarının kötü bir şey olduğunu söylemelerine karşılık yaramazlıklarından vazgeçmiyorlardı.

Küçük yavrularsa karşılarında ellerini kollarını sallayarak bağıran bu çocuklardan çok korkuyorlar, uçamadıkları için bir yere kaçamıyorlardı. Annelerine:

Yaramaz çocuklar bizi korkutuyor, diye şikâyet ettiler.

Anneleri, onları yatıştırmak için:

Bağırırlar, sizi ürkütmeye çalışırlar ama herhangi bir kötülük yapmazlar, yapamazlar çünkü ben sizi korurum, diyordu.

Günü geldi, leylek yavruları büyüdü. Çocuklar gene gelip onları ürkütüyordu. Yavrular da eskiden olduğu gibi çocukları, yeniden annelerine şikâyet ettiler. Anne leylek, bilgece bir tavırla yavrularına:

Boş verin, dedi. Onlarınki kuru gürültü. Siz yakında uçacaksınız. Uçmayı öğrendiğinizde buralardan göçüp gideceğiz. Çünkü buralarda havalar soğuyacak. Onlar bu soğuk ülkede soğuktan titrerken biz sıcak ülkelerde keyfimize bakacağız. Onun için sabırlı olun.

Aradan bir süre daha geçtikten sonra, yavrular iyice büyüdü. Kanatları uzadı. Bir gün anne leylek:

Artık uçma zamanınız geldi, diyerek onları yuvalarından çıkardı. Yuvadan pek fazla uzaklaşmadan küçük uçuş denemeleri yaptırdı. Yavruları, önce korkup uçmak istemediler. Sonra kanatlarını alıştırıp bir süre havada kalacak kadar uçtular. İçlerinden biri bu denemeden yorulmuştu.

Ben uçmak istemiyorum, çok yoruluyorum anne, diye sızlandı.

Annesi:

Ne yapalım? dedi. Sen de o zaman o yaramaz çocuklar gibi bu soğuk ülkede kalırsın. Biz sıcak ve güneşli ülkelerdeki bol yiyeceklere kavuşuruz.

Annesinin bu sözleri üstüne yavru, yalnız kalacağı korkusuyla kanatlarını çırpıp uçmaya başladı. Artık uçmaktan korkmuyor ve yorulmuyordu. Çok geçmeden hepsinin kanatları güçlendi, yuvalarının çevresinde dönerek uçmaya başladılar. Çocuklar her zamanki gibi onları korkutmaya geldiklerinde, onlara hiç aldırmadan yuvalarından havalanıyor, onlar çekip gidince yeniden yerlerine dönüyorlardı. Yavrular, bir gün annelerine:

Bu yaramaz çocuklara bir ceza vermek gerek, dediler.

Anne leylek, kendinden emin bir biçimde:

Onun da zamanı var, dedi.

Yavru leylekler kısa sürede uçmayı iyice öğrendiler. Kanatlarını çırpa çırpa artık uzaklara kadar gidip gelebiliyorlardı. Büyük göçe hazırdılar.

Yaz mevsiminin sonu yaklaşıyordu. Havalar serinlemeye başlamıştı. Bir gün anne leylek:

Göç zamanı geldi çocuklar, diyerek onları yanına alıp yola çıkardı. Gökyüzünde bembeyaz bir şerit oluşturan binlerce leyleğin arasına karıştılar.

Leylekler dağları, ovaları, ırmakları, ormanları aşıp kentlerin, kasabaların üstünden geçtiler. Bütün bunları görmek yavru leyleklerin çok hoşuna gitti. Bu yolculuğu çok sevdiler. Sonunda piramitlerin olduğu, Nil ırmağının topraklarını suladığı sıcak bir ülke olan Mısır‘da göç sona ermiş, artık buraya yerleşmişlerdi. Yavru leylekler, annelerine:

Hani yaramaz çocuklara bir ders verecektik, ne oldu? Yoksa unuttun mu? Anne leylek:

Hiç unutur muyum? dedi. Benim bildiğim bir göl var burada. Leylekler, bütün insanlara çocuklarını o gölden alıp gagasına takarak götürür. Bekleyin, ne yapacağımı göreceksiniz.

Kışı Mısır‘da geçirip yeniden ilkbahar gelince geldikleri ülkeye dönmek için hazırlandılar. İlk iş olarak o göle gittiler. Anne leylek dedi ki:

Şimdi buradan uslu çocuklara birer kardeş götürüp onları sevindireceğiz. Yaramaz çocuklaraysa kardeş götürmek yok. Böylece onlar kardeşsiz, yalnız başlarına kalarak cezalarını bulacaklar.

O yaz, o iki yaramaz çocuk, kardeşleri olmadığı için arkadaşsız kaldı. Doğru dürüst oynayıp eğlenemediler. Bu onlara ders oldu. Bir daha leyleklere sataşmadılar.

Benden söylemesi, kendinize oyun arkadaşı birer kardeş istiyorsanız, leyleklerle iyi geçinmeye bakın.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.