Günün Masalı: 22 Kasım; Alis’in Kedisi

Ben bilirim, ben bilirim. Terlikçiğim ben hem masal bilirim her öykü, hem de bilmece. Sen de bilir misin? Bak şimdi soruyorum, “Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, ondan tatlı…” Ooo! Mızıkçılık yapma..

Günün Masalı: 22 Kasım; Alis’in Kedisi
Yayınlanma: Güncelleme: 337 okuma

Ben bilirim, ben bilirim. Terlikçiğim ben hem masal bilirim her öykü, hem de bilmece. Sen de bilir misin? Bak şimdi soruyorum, “Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, ondan tatlı…” Ooo! Mızıkçılık yapma püsküllü minder, “Çarşıdan alınmaz” dedim.

Hiç şeker ya da kurabiye çarşıdan alınmaz mı? “Mendile konulmaz, ne demek? Şey, sormuştum nineme. Tamam, paketlenmez gibi bir şey. Eskiden meyve alanlar kocaman bohça gibi mendillere paketletirmiş de… Yaa. Sen böyle her şeyi sorarsan ben de sana bilmece, yanıltmaca sormam, Hemen söyleyeyim, sorduğum bilmecenin yanıtı uykuydu Şaka yapacaktım sana, “Uykun geldi mi?” diyecektim. Her şeyin tadını kaçıyorsun püsküllü, saçaklı… Küstün işte. 

Efendim terlikçiğim küsmeyeyim mi? Küsünce çirkin mi oluyorum?. Peki küstüm çiçeği neden çirkin olmuyor? Şaka şaka.. Ama küstüm çiçeği var. Dokununca dalları sarkıyor, yaprakları kapanıyor, Mimoza ailesindenmiş küstüm çiçeği… Hani sarı sarı ponponlu güzel kokan bir çiçek var ya. Daha doğrusu ağaççık. Mimoza o. Baharda açar. Olur terlikçigim ben bahar gelince sana mimoza getiririm.

Çok mu yoruldun bugün? Temizlik yaparken seni oraya buraya mı attılar. Aman da aman. Ben şimdi sana sevecen bir şeyler anlatırım, dinlenirsin. Sana Alis’i okuyayım mı? Bir İngiliz matematikçisi yazmış. Yoo kitap küçük bir kızım serüvenlerini anlatıyor Kız bazen bir tavşan yuvasından Harikalar Ülkesine gidiyor, bazen aynanın öteki yanına geçiyor. Onun güzel kedi yavruları var. Kedisinin adı Dinah. Sana okuyacağım bölümdeki yavrunun adı Pisi. Kara bir yavru bu. Kardeşnin adı Pamuk Pisi biraz yaramaz. Bak nasıl azarlıyor onu Alis. “Bütün suçlarını sayacağım birer birer yüzüne karşı. Bir, bu sabah Dinah yüzünü yıkarken iki kez mırıldandın. Hiç yadırgamaya kalkışma çünkü kulaklarımla duydum ki, süt tabağını tam önüne koyduğum sırada sen Pamukun kuyruğunu ısırıp çektin. Ne diyorsun bakayım? Susamıştır ha? Peki Pamuk susamamış mıydı yani? Varan üç, ben başka yana bakarken yün yumağını sonuna kadar açmışsın. Suçların böylece üçü buldu Pis! Daha birinin bile cezasını çekmiş değilsin.” 

Bak işte ben seni böyle mi azarlıyorum terlikçiğim? Hem o minicik bir pisicik. Alis bile dayanamayacak, bak kucağına alacak onu ona mırıl mırıl anlatacak bahçeyi. “Kar pencere camlarına nasıl vuruyor, duyuyor musun Pisi? Ne tattlı, yumuşacık bir hışırtı çıkartıyor. Dışırıdan biri pencere camına öpücükler konduruyor sanki! Acaba kar, ağaçları, tarlaları çok sevdiği için mi böyle usul usul, sevecenlikle kucaklıyor? Sonra da ak bir yorganla sımsıkı sanrıyor onları? Kim bilir belki de, ‘Güzellerim, bahar oluncaya dek uyuyun!’ diyordur. Baharda uyandıkları zaman ağaçlarla tarlalar yeşillere bürünüyorlar, Pisicik, yel estikçe şıkır şıkır oynuyorlar. Ah ne güzel.” Çok güzel değil mi terlikçiğim, sen de beğendin mi püsküllü minder? Şimdi uyuyun. Sokaktan usul bir ses size ninni söylesin. Belki bozacı ya da bir rüzgâr… 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.