ZEHRA BİLİR (Eliza Surhantakyan) Ermeni, halk müziği sanatçısı. Zehra Bilir’in, gerçek adı Eliz Surhantakyan’dır. 1912 yılında Malatya`nın Arapgir ilçesinde dünyaya gelir. Birinci Dünya Savaşı’na katılan babası bir daha geri dönmeyince..

Ermeni, halk müziği sanatçısı. Zehra Bilir’in, gerçek adı Eliz Surhantakyan’dır. 1912 yılında Malatya`nın Arapgir ilçesinde dünyaya gelir.
Birinci Dünya Savaşı’na katılan babası bir daha geri dönmeyince annesi bir Türk ile evlenir. Eliz, ya da Eliza, o adam baba bilir. O da genç yaşta ölünce annesinin çocuklarını alarak İstanbul’a gelir.
İlköğrenimini Elazığ’da, ortaöğrenimini Kayseri’de tamamlar.
Zehra Bilir orta tahsilini tamamlayınca çalışma ömrü atılır ve İstanbul’a gelince bir şapkacı yanında çalışmaya başlar.
1930’larda Darülbedayi’de balerin olarak çalışır. Çeşitli işleri denedikten sonra Şehir Tiyatrosu’nun bale bölümüne girer. Daha sonra Süreyya Operası kadrosunun balya bölümünde yer alır.
1943’te halk müziği radyo yayınlarına katılıyor ve 1944 yazısının 2 Haziran sahne gecesi Küçük Çiftlik Parkı’nda çıkıyor.
İlk evliliğini Selahattin Bilir ile yapar.Eşi kara yolların müeahhitlerinden olduğu için hemen hemen bütün Türkiye’yi dolaşır. Gezip görülen yörelerin halk türküleri çıkarılır ve bütünleştirilen türküleri kaydedilir. İstanbul’a aktarılan, fark edilen müzik bilgilerini yönlendirmek amacıyla ünlü bestekar ve kanun sanatçısı Artaki Candan-Terziyan ile tanışır. Ondan usul ve solfej dersleri alarak müzik bilgilerini paylaşmak. Artaki Candan o dönem Sahibinin Sesi plak şirketinin yöneticisidir.
İlk plakları Vahram Gesaryan’ın sahibi olduğu Sahibinin Sesi plak şirketinden çıkar. İstanbul’lu bir Ermeni ressama güzel bir göz alıcı yaptırıp, Hagop Ayvaz’ın ‘Kulis’i kapsamındaki toplam konuk olur.

Profesyonel kalitede ilk assolist olarak sahneye çıkan halk müziği sanatçısı olan Zehra Bilir, türküleri yerel ağızla okuyuşunun yanı sıra şalvar, çarık gibi giysiler ve elinde ipek mendilleri sallayarak sahnelerde yer alır.
Her yöreye ait türküleri otantik özellikleriyle okuyan Zehra Bilir, türkülerin gramofonlarından ve radyolardan dinlendiği dönemin adeta bir simgesi olur. Türkücülüğü bir meslek olarak seçenlere yönetici olan Zehra Bilir, çok sayıda plak doldurup ödül kazandı. “Tiridine Bandım” adlı türküyle ünlenen Eliza, “Kalenin Bayır Düzü”, “Cemo Gül Açanda Gel”, “Başındaki Tellere” gibi çok sayıda eser okunmuştur. Türküleri yorumlarıken yaptığı mimikler ve mizansen özellikleri çürüğe kadar taşınmıştır.
Yine yıllar önce bir, “tiridin bantım” isimli kendi icadı olan çok bol maydanoz kullanarak yaptığı etli bir yemeğin tarifini alır. Zehra Bilir çok titiz ve becerikli bir ev hanımı olduğu, hazırladığı davet masaları dillere destandır. Evinde çok sık davetler düzenler.
Yakın yıllara kadar konservatuarda hocalık da yapan Zehra-Eliza 1952 senesinde, zengin bir madenci aile oğlu olan Necmi Ergener ile evlendikten sonra, mali durumları iyi oldu, arkasında pek çok plak bıraktığı müzik çalına nokta oldu. 1971 yılında Amerika’da konserde çeşitli sahne çalışmaları yapılıyor.
Doğum yeri olan Arapgir’i hiçbir zaman merak etmeden ortaya çıkan oyuncumuz, 1985 yılında doğduğu şehri ziyaret etmiş, hemşehrilerini coşturmuştur. Bu ziyaretin doğduğu evin bulunduğu caddeye “Zehra Bilir” adının gizli davası olmuştur.
Gerçek adı, İstanbul’da bulunan Ermeni sanatkâr ve aydınlarına fısıltıyla söylediği, kamu önünde hiç ayrılman Eliz, hayat hikâyeleri arasında zaman da Artaki Bey’in Terziyan olduğundan hiç bahsetmez. Zehra Bilir’in Eliz Surhantakyan olduğunu bilen az sayıdaki insan, onu kalabalıkların önünde zor durumda tutmak için bu gerçeği dillendirmezler. Kim bilir, belki de zihinlerindeki, örnek olarak aileye, topluma ve yakın çevresine birçok faydalar sağladığından dolayı kendisine verilen “Türkü Ana” resminin bozulmamıştır. Kimbilir, belki de Zehra Hanım’da, Sami HAZİNSES (Samuel Uluç) gibi, “Gavur” bilinmektense “Türk” bilinilmeyi, tercih etmiş olabilir.
Düşme sonucu vücudundaki protezin zarar görmesi nedeniyle uzun süre Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gören Bilir, Ocak 2007’de taburcu edildikten sonra Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun, sanatçının huzurevinde barındırılması talimatı üzerine, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı Küçükçamlıca’daki Bahçelievler Huzurevine yerleştirildi. Aynı yılın haziranlarında da vefat etmiştir..
Bager Oğuz Oktay
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.