Lev Troçki Büyükada sürgün yıllarında. (1929-1933) 1929 yılında soğuk bir Şubat’ta, Marmara Denizi’nde bir gemi İstanbul’a yanaşıyordu. Geminin adı Ilyich’ti. İçinde 20. yüzyılın en karakteristik figürlerinden biri vardı: Lev Troçki…

Lev Troçki Büyükada sürgün yıllarında. (1929-1933)
1929 yılında soğuk bir Şubat’ta, Marmara Denizi’nde bir gemi İstanbul’a yanaşıyordu. Geminin adı Ilyich’ti. İçinde 20. yüzyılın en karakteristik figürlerinden biri vardı: Lev Troçki.
Sovyet Devrimi’nin Kızıl Ordu’sunun kurucusu, Lenin’in en yakın arkadaşı ve Stalin’in en büyük rakibi.
Peki bu devrimci devrimci neden İstanbul’a, sonra da Büyükada’ya sürgün edilmişti?
Hikâyesi hem trajik hem de aşırı derecede dikkat çekicidir. Stalin’in Gölgesinden Türkiye’ye Kaçış1924’te Lenin ölünce parti içi mücadele kızıştı.
Troçki, Stalin’in “tek ülkelerde sosyalizm” politikasını güçlendiriyor, “sürekli devrim” tezini savunuyordu. Sonuç mu? 1926’da Politbüro’dan, 1927’de partiden atıldı, 1928’de Alma-Ata’ya iç sürgüne gönderildi.
Nihayet 18 Ocak 1929’da SSCB’den tamamen kovuldu.
Avrupa’nın hiçbir ülkesinde (Almanya, Fransa, İngiltere…) onu kabul etmiyordu. O dönemde Türkiye devraldı. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ın çabalarıyla Troçki’ye kapı açıldı.12 Şubat 1929’da eşi Natalia Sedova ve oğlu Lev Sedov ile birlikte İstanbul’a ayak bastı. Gemiden inmeden önce Atatürk’e bir telgraf gönderildi.
Büyükada Yılları (1929-1933)
İlk 1-2 ay İstanbul’da (Tokatlıyan Oteli ve Sovyet Konsolosluğu izlendi) izlendikten sonra Türk kurumsal onu Büyükada’ya, Yanaros Köşkü’ne yerleştirildi. Burada tam 4 yılı aşkın süre onun evi oldu (kısa bir ara dışında).
Büyükada’da hayatı nasıldı? Hem gözetim altındaydı hem de yolları özgürdü. Türk polisi sürekli takipteydi. Adada yaşayan eski Beyaz Rus subayları tehlike yaratabiliyordu; bu sayede Avrupalıları destekleyen gönüllüler korumacı olarak yanlarında kaldı. Ama Troçki burada olağanüstü verimli bir dönem geçirdi.
Balığa çıkar, Şile kaynaklarında avlanır, sade bir hayat sürerdi. Sigara içmez, yemek seçmezdi. Ve en önemlisi: Kalemini elinden bırakmazdı. Bu dönemde yazdığı eserler arasında “Hayatım” (otobiyografi) ve “Rus Devrimi Tarihi” gibi başyapıtlar var.
Sürekli Devrim teorisi gelişti, Stalin’e karşı muhalefetini sürdürdü. Büyükada, onun için hem hapishane hem de yaratıcı bir sığınaktı.
Son ve Trajik Veda
1933 Temmuz’unda Fransa’dan vize alınca Büyükada’dan ayrıldı (17 Temmuz 1933). Ardından Fransa, Norveç ve nihayet 1937’de Meksika… Ama Stalin’in öfkesi peşini bırakmadı. 1936 Moskova duruşmalarında gıyabında idama mahkum edilmişti.
20 Ağustos 1940’ta Meksika’daki hapishanede, Stalin’in ajanı Ramón Mercader tarafından buz baltası ile öldürülerek öldürüldü. Ertesi gün, 21 Ağustos 1940’ta 60 yaşında hayatını kaybetti.
Bir zamanların devriminin sembolü olan adam, kendi devriminin yarattığı sistem tarafından adım adım yok edildi.
Dünyayı değiştirme yanlısı bir devrimci, son yıllarını sürgünde, korumalar sırasında ve eline ulaştı.
Bugün Yanaros Köşkü harap halde duruyor. Büyükada ise yazlıkçı akını dönemi dışında kalan zamanlarda o eski sessizliğini koruyor.
📸 Moris Danon Koleksiyonu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.