Atını Bir Yerde Durmamanın Güzelliğine Bağlayan Şair Kemal Özer İçin Birkaç Söz

Yıl 1982, aylardan nisan. El yordamıyla şiirin peşinde savrulan bir anlam arayıcısıyım. Lisedeki edebiyat öğretmenim Memet Türkkan arayıp: “Yanına birkaç şiir al, Varlık dergisine gideceğiz” dediğinde, heyecandan yerimde duramaz olmuştum…

Atını Bir Yerde Durmamanın Güzelliğine Bağlayan Şair Kemal Özer İçin Birkaç Söz
Yayınlanma: Güncelleme: 240 okuma

Yıl 1982, aylardan nisan. El yordamıyla şiirin peşinde savrulan bir anlam arayıcısıyım. Lisedeki edebiyat öğretmenim Memet Türkkan arayıp: “Yanına birkaç şiir al, Varlık dergisine gideceğiz” dediğinde, heyecandan yerimde duramaz olmuştum. Lise yıllarının Bandırma’sında yerel gazetelerde sürekli şiirler, yazılar yayınlayan, beğenilen, teşvik edilen, bu nedenle de kendini bir şey sanan gururum, Üniversite için geldiğim İstanbul denilen koca şehirde burnumu yere sürtmüş, bir bankanın evrak masalarında yitip gitmişti.

Yalnızdım, nerede duracağımı, ne yapacağımı bilemez haldeydim. Bu nedenle öğretmenimin önerisi beni bu denli coşkulandırmıştı. Cağaloğlu’nun kitap kokan dik yokuşunu tırmanırken dizlerimin titrediğini anımsıyorum.
Varlık dergisinin bürosundan içeri girdiğimizde ilk gözüme çarpan içleri mektup dolu, ağzı açık çuvallardı. Sıcak bir gülümsemeyle bizi karşılayan Kemal Özer, kırk yıllık tanıdık gibi içtenlikle hal hatır sorduktan bir süre sonra: “Çuvalları görüyorsunuz. Bu mektupların hemen hepsinde yayınlanması için gönderilmiş şiirler, denemeler, öyküler var. Kimsenin hakkını yememeye çalışıyorum. Ama bu iş hiç kolay değil” dediğinde, işimin ne kadar zor, yolumun ne denli yokuş olduğunu iyice anlamıştım.
Ama öyle insanlar vardır ki, yolunuza hiç gereği yokken taş koyar. Ya da Kemal Özer gibi yaşamını zarafetle örmüş öyle insanlar vardır ki, çok nadir de olsalar, yolunuzdaki taşları kaldırıp size yolu gösterirler. İşte Kemal Özer benim yaşamımdaki o nadir insanlardan biriydi. Yanımda getirdiğim üç beş şiiri dikkatle inceledi. Sonra: “Şiire hoş geldin Ayten Mutlu, önümüzdeki sayı dergiyi almayı unutma” diyerek bizi sevecenlikle uğurladı.
Söz ettiği önümüzdeki sayıyı elime aldığımda sevinçten kalbim duracaktı. Varlık dergisinde benim şiirlerime tam bir sayfa ayrılmıştı “Genç Şairler” sayfasında.
Onu ilk böyle tanıdım. Ama o zamandan sonra o her zaman benim yol göstericilerimden biri oldu. Biliyorum ki, gençlerin şiirini ilgi ve dikkatle izler, onlara elinden gelen yardımı esirgemezdi. Şimdi kütüphanemde Yordam yayınlarının gün yüzüne çıkardığı hemen bütün telif ve çeviri ürünleri duruyor. Ben edinmeye kalksam, bu kadarını beceremezdim. Kemal Özer, hiç yüksünmez, yeni çıkan bütün kitapları bana kargo yoluyla ulaştırırdı. Birine bundan daha değerli bir kalıt bırakan başka bir şair var mıdır, bilemiyorum.
O hep gönül gözüyle baktı dünyaya. Hep insandan yana oldu. İnsan güzel günler görsün. Sevsin, sevilsin istedi. Savaşsız, kavgasız bir dünya için çağrı yüklü şiirlerle, seher vakti güneşi çağırmaktan hiç vazgeçmedi. Sağlığında yayınlanan on beş şiir kitabının yanı sıra, edebiyatın hemen her dalında ürünler verdi. Deneme, anı, gezi, derleme, söyleşi, antoloji ve çocuk kitapları… Üstelik, saymaya duramadığım bir yığın çeviri şiir kitabı. Sadece kendi şiirini var etmekle kalmadı, çağdaş balkan şiirinin ülkemizde tanınması için emek verdi, çeviriler yayınladı.
Toplumsal belleğin üretiminde şiirin ne denli önemli bir rol üstlendiğinin ayrımında oldu hep. O özünde bir savaşçıydı. Dünyadaki bütün kötülüklere, cehalete, aymazlığa, insanın insana, doğaya, kendi kendine ettiklerine karşı savaşan, iyiye, güzele, doğruya adanmış bir savaştı onunki. Tek silahı da söz dağarcığını büyük bir ustalıkla kullandığı şiirleri, yazılarıydı. Yaşarken yayınlanan son kitabı “Temmuz İçin Yaralı Semah”. Sivas kentinde hunharca katledilen şairlere, yazarlara, çocuklara, genç kızlara, delikanlılara adanmış şiirler..

Yazımı 6 yıl süren. Unutulmasın diye, toplumsal belleğe kazınsın diye, nice sancılarla ürettiği şiirler toplamı. Sivas Olayları‘nın siyasi ve insani boyutlarını bir arada değerlendiren kitabın sunu yazısında şöyle diyor: “”Yangın Şiirleri tasarısı için notlar aldığım bir taslak üzerinde bütün gün çalışarak bir sonuca ulaştım. Birkaç yeri için karar veremediğim bir başka taslağı da işledim. Şimdi elimde, sunu şiirinden başka, iki şiir yazılıp bitmiş bulunuyor. Kitaba doğru artık yola çıktım sayılır. Yıl içinde bitmese bile, önümüzdeki yılın başında gün ışığına çıkabilir.“[3 Mart 2002]
Anlaşılıyor ki, Yazma sürecinin arka planında ciddi bir araştırma süreci yer almış. Duyguyu, bilinçle, duyarlıkla harmanlayarak tek tek parçalardan oluşan bütünsel bir kurguya ulaşmış.
(…)
Birlikte yazalım hadi ölüme karşı
konuşalım bir yürekten hadi bir ağızla
kimse ayırt etmesin kimin söylediğini
nereye kadarı benim nerden sonrası senin
kıvrıla kıvrıla yanan bir kağıtta
*******
Kemal Özer’i 30 Haziran 2009’da ansızın yitirdik. Kalbi, sırtlandığı dünyanın acılarına daha fazla dayanamadı. Bu öylesine bir yitimdi ki benim için, bir ağabeyimi, babamı, kardeşimi, yol arkadaşımı yitirmiştim sanki. Ardında kalan boşluğu şiirleri dolduruyor, biliyorum. Ve doldurmayı sürdürecek.
Kemal Özer, “Yaralı Karanfil” adıyla 2017’de Mylos Kitap tarafından yayınlanmış toplu şiirleriyle bize bir kez daha selam gönderdi. Kitap ona yakışan bir titizlikle derlenmiş. Tüm kitaplarındaki şiirleri bir arada görmek, ayrı bir sevinç kaynağı. 15 kitabının tümü, ayrı bölümler halinde yer alıyor. Bir şairin şiirdeki gelişim ve değişimini kronik bir düzlemde izlemek açısından da son derece yararlı bir kaynak.
Kitaptaki 1. Bölüm: Gül Yordamı (Yeditepe yayınları-1959) Ağırlıklı olarak kadının toplumdaki yeri ve sorunlarıyla ilgili şiirler yer alıyor. Şiirlerde 2. Yeni hareketinin görüngüleri izlenebiliyor. Aslında ilk üç kitabında bu yaklaşım ağırlıkta. Daha sonraki kitaplarında ise toplumcu gerçekçi yaklaşım, ödünsüz bir bağlılıkla sürüyor.
Akşam bir attır bütün ülkelerde
Serin esmer bir attır
Terkisine çocukların bindiği
(Gül Yordamı- Sayfa:22)
İkinci bölüm: Ölü Bir Yaz (Kendi yayını-1960)
Yalnız zafer ve ölüm, gençlikleri yan yana
Yan yana tutkuları toprakla iskeletin
(Ölü Bir Yaz- Sayfa:50)
Üçüncü Bölüm: Tutsak Kan (Sürek yayınları-1963)
Korkusuz şafağını sordum ormanın
Biçilmemiş dağ ekininden
Ey sesimin sığmadığı durgunluk
Güz yığınlarının üstüne inen
Dördüncü bölüm:Kavganın Yüreği (Yücel Yayınları-1973)
Ter döken ilk insan senin soyun, toprağı ilk işleyen,ilk
Yapıyı ekleyen doğaya, akşam olurken bir su kıyısında
Belini ağaca verip de ilk türküyü söyleyen
(Kavganın Yüreği-Sayfa:108)
Beşinci bölüm: Yaşadığımız Günlerin Şiirleri (Habora Kitabevi-1974)
Sen orda, bunca kaygıyla birlikte
Dirençli bir genç anasın ya da sevgili
Ben tutukluyum burada, göz göze gelince
Aramız giren parmaklıkların gölgesi
(Yaşadığımız Günlerin Şiirleri*Sayfa:167)
Altıncı bölüm:Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya- 1975)
Öfke yetmeyecektir çünkü tek başına
Harlı tutmaya direniş ocağını
Geçiyoruz birleştirmek için Anadolu’ya
Canla canı, dirençle direnci, silahla silahı
(Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya-Sayfa:211)
Yedinci bölüm:Geceye Karşı Söylenmiştir (Cem Yayınevi-1978)
Sorup durduk kendi kendimize
Bu güller kimin andacı
Can verenlerin değilse
Çarpışanların değilse faşizme karşı
Böyle kendini esirgemeyen
Bu kadar alçakgönüllü
(Geceye Karşı Söylenmiştir-Sayfa:269)
Sekizinci bölüm:Kimlikleriniz Lütfen (Yazko Yayınları-1981)
Ve önünden geçtiğin zindanın
Taş duvarları arasında boğulan
Bir çığlık duyurdu bana
Çağdaş soluğunu yüzyılların
(Kimlikleriniz Lütfen-Sayfa:331)
Dokuzuncu bölüm:Araya Giren Görüntüler (Varlık Yayınları-1983)
Sana geldik işte
Diyeceğiz günün birinde
Çalacağız kapını
Bütün bu acılardan sonra
Ey yarını mayalayan üretken suskunluk!
Ama yüzümüz olacak mı bakalım.
(Araya Giren Görüntüler-Sayfa:405)
Onuncu bölüm: Sınırlamıyor Beni Sevda-(Can Yayınları-1985)
Zincirleri yok kafamızda
Yalnız birbirimizi düşünmenin
Birlikte ürettiğimiz sevinç
Çürüyüp giderdi çoktan
Paylaşmasaydık başkalarıyla
(Sınırlamıyor Beni Sevda-Sayfa:411)
On birinci bölüm: İnsan Yüzünün Tarihinden(Yordam Kitapları-1993)
Yükseldiği zaman suların nabzı
Hangi sınır karşı koyabilir
İzler silindiği zaman topraktan
Hangi yürüyüş varabilir gideceği yere
Kimin yüreği bölünmeden kalabilir
Yeryüzü gurbete dönüştüğü zaman
(İnsan Yüzünün Tarihinden-Sayfa:463)
On ikinci bölüm:Oğulları Öldürülen Analar (Yordam Yayıncılık-1995)
Biz susuyorsak, dostlar, niye konuşsun toprak?
Açmıyorsak ağzımızı, dağlar neden dile gelsin?
Niçin hesap sorsun gök, niye sahip çıksın ırmak
Biz anısını ve acısını unutursak ölülerimizin?
(Oğulları Öldürülen Analar-Sayfa:501)
On üçüncü bölüm:Onların Sesleriyle Bir kez Daha (Yordam Kitapları-1999)
Nelerden söz açıldıysa bu şiirlerde,
Konuşan kim olduysa, onlar adına
Ödünç alınmıştır sözcükler bile
Eşlik etmek için onların şarkılarına
Ödünç alınmıştır geleceğin dilinden
(Onların Sesleriyle Bir kez Daha- sayfa:541)
On dördüncü bölüm: Sevdalı Buluşma-(Adam Yayınları-2005)
Bilmediler onu nasıl çıkarmak istediğini
Örtülen şiirin altından, nasıl soluk verdiğini dudaklarına
Yeniden su yüzüne çıksın diye ışıltılar
Okyanusu nasıl doldurduğunu gözyaşlarınla
(Sevdalı Buluşma-Sayfa:592)
On beşinci bölüm:Temmuz İçin Yaralı Semah (Yordam Kitap-2008)
Adınızla anılacak körün gözünden
Perdeyi kaldıran o alev
Utancın yüzü yanıp durdukça
Birer adım olacak her biriniz
Biri bitse bile bir başka yürüyüş için
Yeniden başladıkça bu yaralı semah
(Temmuz İçin Yaralı Semah- Sayfa:673)
Son söz olarak, Kemal Özer şiirinin bazı özelliklerine kısaca değinecek olursak: Dile ve Türkçenin düzgün kullanımına verdiği önem, son derece yalın bir söylemle ama imgeden ödün vermeksizin, toplumsal duyarlığı yok saymadan ve asla slogana düşmeden, bir matematikçi titizliği ile ve sağlam bir kurgu ile oluşturulmuş, genellikle tematik şiirler. Şiirlerde biçim işçiliği öne çıkıyor. Şiir dili ritmik, hüzünlü, duygusal ama duyarlılığa ulanmış bir duygusallıkla ama aynı zamanda coşkulu. Temalar çoğunlukla tanıklığa dayalı. Çok iyi bir gözlemci. Dokunduğu her sözcüğü şiire dönüştürebilen bir simyacı. Hep günümüzün içinden geleceğe seslenen, düne ve yarına aynı anda ayna tutabilen şiirler. Amacı toplumu ve hayatı daha iyiye ve güzele dönüştürmek. Hep soruyor, sorguluyor ve sonra sözcüklerle hayata işaretler gönderiyor. Temalar yaşanılan ve yaşatılanlardan yola çıkıyor genellikle. Toplumsal ve siyasal kavga, çağın tanığı olma, bilinçlendirme çabası, Emek ve emekçi, Benden bize ulaşma ve kolektivizm. Aşk, umut, gerçekçilik, evrensellik, yalınlık ve soyuttan somuta, ya da tersi bir çevrimle şiirdeki etki gücünü ortaya çıkarma…
“Bulamayacak beni arayanlar bunca yıllık adresimde,
alıştıkları telefon numaralarından
sesime ulaşamayacak hiçbiri.
bulamayacaklar beni sevgilim
senin sınırlar ve engeller aşan
yüreğinin çarpmadığı yerde,
gün ışığıyla yıkanan
sesinin çınlamadığı yerde.”
Bir şair olarak, aydın olarak, insan olarak nasıl bir duruşumuz olması gerektiğini öğrendiğim ustam. Evet, ne yazık ki seni bulamayacağız artık. Ama şiirlerin ve yaşamlarımıza kattığın güzellikler hep bizimle olacak.
Şiirlerle, ışıklarla ol daima..
Ayten Mutlu

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.