Bir Gecikme Anı (Bir Lahza-Yı Taahhür)

20 Temmuz 1944 günü Hitler‘in Doğu Prusya‘daki karargâhında patlayan saatli bomba, sonucu belli olmaya başlayan savaşın değilse bile, Almanya‘nın yazgısını biraz olsun değiştirebilirdi. Olmadı. Tevfik Fikret‘in Abdülhamid‘e yapılan bir suikastin..

Bir Gecikme Anı (Bir Lahza-Yı Taahhür)
Yayınlanma: Güncelleme: 12 okuma

20 Temmuz 1944 günü Hitler‘in Doğu Prusya‘daki karargâhında patlayan saatli bomba, sonucu belli olmaya başlayan savaşın değilse bile, Almanya‘nın yazgısını biraz olsun değiştirebilirdi. Olmadı. Tevfik Fikret‘in Abdülhamid‘e yapılan bir suikastin başarısızlığına hayıflanan meşhur şiirine koyduğu ad gibi “Bir Lahza-yi Taahhür” (bir gecikme anı) Hitler‘i de ölümden kılpayı kurtardı. Hazret oldum bittim kendi kerametine inanmış olduğu için talihin bu lûtfuna da ayrı bir anlam verdi. Tanrının sevgili kulu olduğunun ve yeryüzüne Alman ırkının üstünlüğünü belgelemeye geldiğinin bundan inandırıcı kanıtı olamayacağını iddia etti. Öte yandan da bu tertiple ilişkili gördüğü beş bine yakın kişiyi ölüme mahkûm etti. Kararların bir kısmı aynı gün infaz edildi. Cesetlerin hangi çukura atıldığını kimse bilmedi.

Alman radyo ve televizyonları eski Alman yöneticilerin tarihî hatalarını her yıldönümünde ve yıldönümleri dışında da her çıkan fırsatta vurgulamaya özen gösteriyorlar. Bunu programlarının ana temalarından biri yapmışlar. İyi de ediyorlar. Kusurunu kabul etmek, kendini düzeltmenin ilk aşamasıdır. Ve hele hiçbir suçları olmayan yeni kuşakları haksız şaibelerden, suçlamalardan kurtarmanın, eski kuşakla yeni kuşak arasında daha anlayışlı bir gerçekçi köprü kurulmasını sağlamanın en mantıklı yoludur. Geçende de Yahudi soykırım yüzkarasının yıldönümü vardı. Olay olanca açıklığı ile bir daha dünyanın gözü önüne serildi. Tahlili, tartışması yapıldı. Enine boyuna yeni baştan ve bilinçli yönden ayıplandı.

Biz gelelim yine 20 Temmuzolayının kurbanlarına. Almantelevizyonu o gece Hitler‘in gazabına uğrayan suikastçilerin çocuklarını ekrana getirip konuşturdu. Bugün 50’li yaşlarını süren o günün talihsiz yetimleri, o zamanki izlenimlerini ve daha sonraki anılarını dile getirdiler. Bunlardan Alfred Hochacker‘in söyledikleri oldukça ilginçti:

Babalarımızın nasıl ve neden öldürüldüğünü analarımız bize anlatmadılar. Sadece ‘öldü’ dediler. Savaş içinde idik. Ölüm olağan ve güncel bir olaydı. Ama bizleri SS’ler gelip evimizden, anamızdan ayırdılar. Toplu olarak uzakta bir yerde bir çocuk kampına götürdüler. Soyadımızı unutmamız emredildi. Yalnız küçük adımızla anılacaktık. Daha sonra rastgele herkese yeni adlar verdiler. Schulze ya da Müller gibi… Bir süre orada kaldık. Meğer o sıralarda birer suç tohumu sayıldığımızdan bizim de babalarımız gibi topyekûn yok edilmemiz düşünülüyormuş. SS şefi Himmler’e kalsa, vatan haini saydığı babalarımız gibi bizim de kökümüze kibritsuyu dökecekmiş. Ama bu planı öğrenen Hitler, önlemiş. Babalarımıza verilen cezaların bize de uzatılmasını fazla bulup ikinci kuşağın hayatını bağışlamış. Zaferden sonra, SS ailelerinin yanında (rejimin istediği yolda) eğitilmemiz bile tasarlanmış. Günün birinde kampın yöneticileri yok oldular. İki gün sonra da Amerikan askerleri bulunduğumuz kasabaya girdiler. Kampın başına başka Almanlar geçti. Hiç unutmam kasabanın yeni Alman kaymakamı bizi topladı. Bize o zaman pek acayip gelen hamasî, heyecanlı bir nutuk attı. Babalarımızın birer kahraman olduğunu, onlarla övünmemiz gerektiğini anlattı. Bugün için bir günün içinde her şey nasıl değişivermişti.”

Bu kahraman yetimlerinden biri de ülkemizin çok iyi tanıdığı Feldmareşal von Moltke‘nin torunu. Onun babası, hep devlete sadık generaller yetiştiren bu Prusyalı aile içinde pek asi eşantiyonu oluşturuyor. Konrad von Moltke: “Aileye sığınmış olan bu sadakat hissi, Prusya ananesinden gelir” diyor. “Ama koyu bir Hıristiyan olan babam, bu köklü ananeye meydan okuyan bir nefs muhasebesi sonunda Hitler’in yönetimine başkaldırışın Alman ulusuna sadakat olduğunu anlamıştı. Ayrıcalığı oradan geliyordu. Nitekim tarih de onu doğruladı” diyor.

Analarımız ömürleri boyunca bir daha evlenmediler. Babalarımızın anısına sadık yaşadılar. Biz de babasızlık duymadık. Babalarımızın, sanki ölmemiş gibi varlıklarını, her gün yoğun olarak hissettik. Analarımız onlarla beraberliklerini öylesine yoğun bir şekilde sürdürüyorlardı. Sağ olan ve konuşan babaların konuştuklarına baktıkça, bizimkilerin artık konuşmaz oluşlarından daha çok övünüyorduk.”

Bir başka kahraman yetimin sözleri de çok ilgimi çekti. Röportajcının, “Babanızın cebinde İspanya’ya bir uçak bileti bulunmuştu. Böyle bir olanağı varken neden bunu kullanmadı?” sorusuna oğlu şöyle cevap verdi “Elbet kullanabilir ve hayatını kurtarırdı. Ama o zaman kendi kendine ve idealine ihanet etmiş olurdu. Bile bile ölümü üstlenmese, benim de gözümden düşerdi. İnsan bir ideale gerçekten inanmışsa, rizikosunu üstlenmeye hazır olmalı inancında idi. Bunun için biletini kullanmadı.” Röportajcının, “Peki ama karısı ve siz çocukları vardı. Onları düşünmek de babalık borcu değil miydi?” sorusuna oğlu, babasının bir cümlesi ile cevap verdi:

Bu işe ilk karıştığı zaman bir yakın dostu işin rizikosunu hatırlatıp, ‘karını ve çocuğunu düşün’ diyecek olmuş ve şu cevabı almış: Anayurdum bu durumda iken şimdi karı – kızan, çoluk çocuk düşünmenin âlemi var mı?” Eşlere ve çocuklara hoyrat gelebilecek böyle bir cevapta bir gerçek yatıyor: “Viran olası hanede evlâd ü ayal” düşünüldükte dünyayı değiştiren hamlelerin kaçta kaçı yapılabilirdi.

Bir zamanlar vatan haini bellenen bu Hitler düşmanları şimdi vatan kahramanı sayılıyorlar. Bir vakitler onları lanetlemede bir olan kalabalık içinde şimdi onların ölüm yıldönümünde nutuklar atanlar var. İnsan ister istemez küçük Alfred Hochacker gibi bunu yadırgamaktan kendini alamıyor.

Ama bunu hiç yadırgamayanlar da yok değil. En başta aksakallı, gün görmüş tarih baba geliyor. Onun kalender gülümsemesini sanki görür gibiyim.

27 Temmuz 1981

Haldun Taner

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.