Almanya Mektubu

Almanya geçen ayın 5’inde nazi rejiminden kurtulmasının 37’nci yıldönümünü kutladı. Gazeteler, dergiler, televizyon, radyo ve özellikle yeni kitaplar, geçmişe otuz yedi yıllık bir sürenin kazandırdığı bir serinkanlılık ve objektivite ile..

Almanya Mektubu
Yayınlanma: Güncelleme: 155 okuma

Almanya geçen ayın 5’inde nazi rejiminden kurtulmasının 37’nci yıldönümünü kutladı. Gazeteler, dergiler, televizyon, radyo ve özellikle yeni kitaplar, geçmişe otuz yedi yıllık bir sürenin kazandırdığı bir serinkanlılık ve objektivite ile eğildiler. 

Beni bunlar içinde en çok Albert Speer‘ in İktidarın Ölümsüzlüğü adlı kitabı ilgilendirdi. Belki hatırlarsınız, Albert Speer, nazi şefleri içinde savaşın suçluluğunu olduğu gibi kabul etmek yürekliliğini gösteren ve bundan ötürü de Nürnberg‘deki mahkemeden idam edilmeden kurtulan iki kişiden biri olmuştu. Speer yirmi yıllık mahkûmiyetini bitirip çıktı. İdamdan kurtulan ikinci nazi şefi Rudolf Hees ise yaşam boyu hapis cezasını tek başına Spandau Hapishanesi’nde çekmekte devam ediyor. 

Albert Speer daha önce hapiste iken de Spandau Güncesi ve Anılar adlı iki kitap yayınlamış ve gerek Almanya‘da gerek dünyada büyük tiraj yapmıştı. Nazi şefleri içinde akademik kariyerden gelme tek kişi sanırım Speer‘ di. Berlin Üniversitesi‘nde mimari asistanı iken, politikacı olmak şöyle dursun, politika ile herhangi bir ilişkisi bile bulunmayan bu entellektüel adam sonradan bir gün Hitler‘i kalabalık bir törende dinlemiş ve kendi deyimiyle “Onun, söylenenlerin hilafına, tarihî sorunları, kökenlerine kadar indirerek, çok güzel tahlil edişine” hayran kalmıştı.

Daha sonra partiye giren Speer kısa sürede kodamanları aşıp Hitler‘in en yakın meclisine girebilen sayılı üç-dört kişiden biri olmuştu. Almanya’daki üniversite öğrenciliğim o tarihlere rastladığı için yakından izlemişimdir. Göring ve Himmler dahi Hitler‘in huzuruna çağrılmadan giremezken, Speer ve Göbbels çatkapı Hitler‘i görebiliyorlardı. Bu onlara bir ayrıcalık veriyordu. Hitler, Speer‘i neden sevmiş, neden ona ayrıcalık vermişti? Bunun nedenini Speer‘in anılarından öğreniyoruz:

Konuşmalarımız ekseri şehircilik ve mimarlık üzerinde geçerdi. Bu alanlar benim mesleğim onun ise başlıca hobisi idi. Hitler çok güzel resim yapardı. Hem de çabuk. Rutin ressamlar gibi yazarcasına resim yapardı. Düşünmesine gerek kalmadan, resim, otomatikman âdeta kaleminden akardı. Corbusier için söylenen bir söz vardı, onu misal göstererek derler ki, iyi mimarlar çoğu zaman kötü desinatördürler. Hitler iyi desinatör, kötü ve kabız bir mimardı. Linz şehri üzerine yaptığı yüzlerce taslak hâlâ bendedir” diyor Speer. “Bunlara bakıldıkta hep dönüp dolaşıp hep aynı fikri işlediği görülür. Tüm olasılıkları, seçenekleri düşünüp içinden birini seçmek en iyi çözüme varmak kaygusu onda yoktu. Onun her zaman her konuda kendine özgü bir fikri vardı. Ve onu tartışılmaz en iyi çözüm sayardı. Politikada da belli net fikirleri vardı. Bu konuda bir karara vardı mı, tartışma kaldırmazdı. Kimse onu başka bir yola ikna edemezdi.” 

Albert Speer
Dr. Albert Speer, Hitler 1937

Speer, Hitler‘i intiharından iki gün önce gördüğünü anlatıyor: 

Çok sakindi” diyor. “Ölümünden sonra cesedinin yakılması ve ele geçmemesi için alınacak önlemler hakkında direktifler verirken çok rahat ve soğukkanlı idi. İkide bir ölümün onun için bir kurtuluş olacağını ve üstlendiği büyük yükten ancak bu yoldan kurtulacağını tekrarlıyordu.” 

Yukarda da dediğimiz gibi, Nürnberg Mahkemesi sırasındaki tutumu öbür nazi şeflerinin gazabını çekmişti. Onlar suçu şöyle ya da böyle üstlerinden atmaya çalışırlarken Speer, nazilerin bütün suçlarını kabul etmişti. Birçok cinayetten, özellikle, temerküz kamplarındaki soykırımdan, ancak Nürnberg Mahkemeleri sırasında haberdar olmasına karşın bütün bu suçlardan da sorumluluğu kabulleniyordu. Çünkü bir rejim içinde yapılan her şeyin sorumlusu, bilsin bilmesin, o rejimin hükümeti idi. Speer son günlerde bir gazeteye verdiği demeçte, 

-O gün öyle düşündüğüm için bugün de öyle düşünüyorum” diyor. “Ben ölümü göze almıştım. Bunu bilerek bilmeyerek hak etmiştim. Arkadaşlarım benim bu tutumuma kızdılar. Kendilerini kurtarmaya çalışacak yerde benim gibi yapsalardı bu çok yerinde bir hareket olurdu. Bu işin sorumlusu bizleriz, ulus değildir deselerdi, ulusu sonradan maruz kaldığı ve hiç haketmediği suçlamalardan bir derece kurtarmış olacağımıza inanıyordum,” diyor. 

Bugün Almanya‘daki yeni kuşakla babaları arasındaki sürtüşmenin nedeni de dünyanın Almanya‘yı bu toptan suçlamasında yatıyor. Gençler babalarına “Hitler’e uymasaydınız” derken bu topyekûn suçlamaya koşut bir genelleme kolaylığına kayıyorlar. O zamanki faktörleri pek kaale almıyorlar. Hitler‘in ilk çıkışındaki suret-i Haktan görünen ve ulusun haklarını bir bir geri alan, işsizliği gideren ilk atılımlarının meşruluğuna bakıp aldanmanın da beşerî bir yanılgı olabileceğini hesaba katmıyorlar. Bir kere bu şekilde onun hinoğluhin taktiğinin ağına karşı koymanın imkânsızlığını olmasa bile, zorluğunu takdir edemiyorlar. 

Yaşamakta olan ikinci nazi şefi Hess‘e gelince, oncağızın kitap filan yazdığı yok. Oldum bittim esrarlı kişiliğini vurgulayan bir mazlum sessizlik içinde, belki yalnız Führer‘inin ve kendinin bildiği bir sırrı mezara götüreceği günü bekliyor. Naziliğin sona ermesinin 37’nci yıldönümünde adı çokça geçen biri de muhakkak ki, Hess oluyor. Artık hiçbir tehlikesi kalmamış yaşlı ve bitkin bir ihtiyarı kırk yıl hapiste çürüten kendileri değil de başka bir devlet olsa idi, bu gibi durumlarda uygarlık şampiyonluğunu ve tolerans havariliğini kimseye bırakmayan Batılı devletler acaba ne reaksiyon gösterirlerdi, pek merak ediyorum. 

21 Haziran 1981 

Haldun Taner

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.