Azıcık Aşım, Kaygısız Başım

Hitler‘in iktidara gelişinden İkinci Dünya Savaşı‘nın son iki yılına kadar, Naziler, Almanları “Yarın dünya bizimdir” sloganı ve marşları ile çoşturagelmişlerdi. Ama Sovyetler, Alman ordularını Stalingrad önünde durdurduktan ve müttefikler karşı..

Azıcık Aşım, Kaygısız Başım
Yayınlanma: Güncelleme: 330 okuma

Hitler‘in iktidara gelişinden İkinci Dünya Savaşı‘nın son iki yılına kadar, Naziler, Almanları “Yarın dünya bizimdir” sloganı ve marşları ile çoşturagelmişlerdi. Ama Sovyetler, Alman ordularını Stalingrad önünde durdurduktan ve müttefikler karşı hücuma geçtikten sonra, milleti aynı masalla uyutmak olanaksızlaştı. Yakınlarını karlı Rus steplerinde, ya da sivil kentlere yapılan hava bombardımanlarında yitiren insanlara, dünya egemenliğinden söz etmek, ters tepki bile doğurabilirdi.

Bunu anlayan Propaganda Nazırı Dr. Göbbels, halka verdiği haftalık vaızlarda başka bir terane tutturdu. Konuşmalarında artık Clausewitz‘den, Niçe‘den özdeyişler gitmiş, onların yerini Stoa filozoflarından düşünceler ve telkinler almıştı. Dr. Göbbels, her gün üç dört öğün bombardımana uğrayan, evleri yıkılan, yakınları ölen, kendileri yaralanan yurttaşlarına, “Arada bir böyle acı sınavlardan geçmek insanın karakterini güçlendirir, çelikleştirir. Biz, biz olduğumuzu ancak acı karşısında anlarız,” diyordu. Ve artık kendine örnek seçtiği Zenon‘un “Önemli olan başa gelenler değildir, asıl önemli olan başa gelen belalara dayanma şeklidir” savını geliştiriyor, “Mutlu ya da mutsuz olmamız sıkı sıkıya bizim belaları karşılama tutumumuza bağlıdır” diyordu. Bunu söylerken de olup bitenlere içgücü ile dayanan iç mutluluğunu ve huzur dengesini yitirmemiş bir Grek bilgesi gibi gülümsemeyi unutmuyordu. Onu dinleyen Almanların hani nerdeyse, “İyi ki savaş çıktı, iyi ki yeniliyoruz, iyi ki taş üstünde taş kalmadı, yoksa içgücümüzü, dış felâketlere dayanma gücümüzü nerden anlayacaktık,” diyesi bile gelebilirdi. 

İnsanoğlu durumu bozulunca ille bir yerden bunun avuntusunu arayıp buluyor. Bulmaya çalışıyor. Tanrıya şükür savaş afetinden uzağız şimdilik. Ama iktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah, yurttaşın yüzünden düşen bin parça olacak. Seçim öncesi sloganlarını bugün yinelemeye kalkacak olanları halk tükürük sağanağında boğabilir. Bugünlerde halka verilecek vaızlara bambaşka içerikler gerek. Bizde de bir aklı-evvel çıksa, şu son durumda yaraya şifa verecek neler söylerdi diye düşündüm. 

Halk neden yakınıyor en çok? Pahalılıktan, parasızlıktan. Para ile ne alamıyoruz? Kilosu doksan liraya çıkan et alamıyoruz. Et nedir? Et aslında bir cesettir. Ölmüş hayvandır. Ölü bir gıdadır. Yoğun enerji yüklüdür ama çok da toksinleri vardır. Yaşlılarda asit üriği çoğaltır. Et ayrıca insanı didişken yapar. Et yiyen hayvanlarla ot yiyen hayvanların farkını bir düşünün. Et ihtirasları körükler. Gandhi‘yi Gandhi yapan et yemeyişi idi. Sağlığımız için et yemeyi kendimiz durdurmalı idik. Kötü alışkanlıkların çoğu gibi durduramadık. Ama işte şimdi pahalılık geldi çattı. İstesek de bu eski alışkanlığı sürdüremeyeceğiz. Pahalılık aslında bizi daha sağlıklı bir gida sistemine zorlamış olmuyor mu? Sigara ve içki için de aynı muhakemeyi yapabiliriz. Doktorumuz ne zamandır bunları kesmemizi salık veriyor, ama sözünü dinletemiyordu. İşte şimdi dünyanın en zorba doktoru zorunluluk karşımızda. Gelin de onu da dinlememezlik edin. O zaman çocukların rızkından kesmeniz gerekecek. Buna da vicdanınız elvermez, vicdan da kalmadı demeyin, yoksul sınıflarda henüz tükenmedi, duruyor. Savrukluk bir çeşit ruh şımarıklığı, tutumluluk bir iç disiplin sayıldığına göre her hareketimizi denetlemek zorunda bırakılışımız da lehimize sayılsa yeri. Maddi ve manevi her işte bir tutum disiplini içinde olmak eski filozofların olduğu gibi eski din öncülerinin de salık verdikleri bir şeydi. “Ne quid nimis Aşırılıktan kaçın, her şeyde ölçülü ol” öğüdünü özellikle gıda maddeleri tüketiminde uygulamanın tam zamanıdır. Az yiyen çok yaşar. Az yiyenin kafası daha iyi çalışır. Bakın en büyük ozanlarımızdan biri olan Yahya Kemal, yapıtı en az ozanımızdır. Neden? Ozanlar içinde en çok midesine düşkün o olduğundan. Daha az yese daha çok yapıt verirdi. Zaten biz Türklerin kan dolaşımımız en çok mide, bağırsak ve daha aşağı alanlarda gelişmiş, bundan ötürü de beynimizde az kan kalmıştır. Kafa işlerimizin anemik bir soluklukta oluşunda yemeğe düşkünlüğümüzün rolü sanıldığından daha fazladır. Gazeteler pahalılandı ise tek gazeteye dönün. Zaten üç gazete kafanızı büsbütün karıştırıyordu. Dünya görüşünüze düşüncelerinize en yakın gelen bir tekini seçin, öbürlerini bırakın. 

Dışarı gitme sınırlandırıldı diye hayıflanmayın. Yurdumuzda da görülecek ne güzel yerler var. Hem azıcık dövizle Avrupa‘ya çıkıp vitrinler karşısında yutkunmaktan hal oluyordunuz. İşte bundan da kurtuldunuz. Fena mı? Kimseye, hiçbir şeye imrenmemeye alışın. Bilgeliğin ilk adımı budur. 

Enerji kısıtlamasından ötürü homurdanmayın. Erken kalkarsanız güneş ışığından daha fazla yararlanırsınız. Geceler okumak için değil dinlenmek içindir. Horozlardan, tavuklardan örnek alın, enerji kısıtlaması birdenbire önemini yitiriverir. Su kesintisi için de tatlı canınızı üzmeyin. İnsanoğlu topraktan yaratıldığına göre, su ile fazla oynamamayı nice bilgelerimiz bize şaka yollu da olsa önermişlerdir. Su geldikçe yıkanırsınız. Korkmayın, çöp kokuları içindeki kentinizde sizin kokunuz gürültüye gider. 

Tüketim toplumunda tüketim yapamamak insana aşağılık kompleksi verebilir ama, tüketim toplumunun düzenini kabul etmek zorunda değiliz ki. Bu düzeni uyduranlar sanayi babaları ve reklam şirketleridir. Boş verin bir kalem. onlara. Kendi kendinize yeten bir düzen kurun. Bahçenize sebze ekin, meyve ekin, balkonunuzda tavuk besleyin, kaz besleyin. Geçende televizyonumuzda da gösterilen Candid adlı şahya- pıtının sonunda Voltaire ne diyordu: “Mutlu mu olmak istiyorsunuz, bahçenizi ekiniz.” 

Eğer ekilecek bir bahçeniz kaldı ise…. 

2 Ekim 1977 

Haldun Taner

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.