Yaklaşık 40 yıldır bilimsel olarak hazırlandığım soyut resim çalışmalarıma Kandinsky, Mondrian, Malevich ve Picasso gibi duayen sanatçıların yöntemiyle başladım. Ve yıllarca sanatın ne olduğu konusundaki bilimsel sonuçları ve fikirlerimi çeşitli..

Yaklaşık 40 yıldır bilimsel olarak hazırlandığım soyut resim çalışmalarıma Kandinsky, Mondrian, Malevich ve Picasso gibi duayen sanatçıların yöntemiyle başladım. Ve yıllarca sanatın ne olduğu konusundaki bilimsel sonuçları ve fikirlerimi çeşitli dergilerde ve medyada köşe yazıları ve makaleler olarak paylaştım.
Sanatın devlerinden farklı olarak, sanatsal fikirlerimi betimleyen “Soyut Dışa Vurumun Gecikmiş Avangard Üçlüsü” adını verdiğim 3 resim yaptım. Böylece 1 eril bilinçdışı, 2 Dişil bilindışı, 3 insan bilinçdışının soyut görsellere olan ilgisi ve tavrını görsel olarak aktardım. Ve ek olarak resimlerin İçeriğini yani renk form ve desenlerin bilimsel dayanaklarını ayrıntılarıyla yazdım.
Soyut dışavurum resimlerinin kendi dönemindeki bilinçaltına yönelik eski izahların günümüzde geçerliği kalmamıştır. Zira doksanlı yıllarda keşfedilen fMRG gibi teknolojik cihazların sayesinde artık bilinçdışıyla ilgili gerçeklerin çok farklı olduğu ortaya çıktı.
Bilindiği üzere soyut eserlerin çekiciliği ve etkisi, bilinçaltının serbest çağrışım yoluyla belirsiz imgelerdeki örüntüleri keşfederek bir bağlam oluşturmasıyla ilgilidir. Görseldeki dikey elemanların canlılığı, yaratıcılığı, sonsuz gücü, hakimiyeti ve aynı zamanda insan bilinçaltında bir tehditi temsil ettiği bilinmektedir. Yatay elemanlar dünyayı ve zemini temsil eder. Rahatlatıcı ve güven verici çizgilerdir.
Bu resimde arka planda gökyüzü olarak görünen yatay biçimde verilen şekiller gerçekte gökyüzü değildir. Sarı renkler, zıt ve tamamlayıcı renkler kullanarak rahatlatıcı ve güven verici gelecek konseptini temsil eder.
Arka planda, aslında matematiksel bir düzen içinde gelişen ağaç, orman vb. gibi canlı sistem sembolleri olan binaları veya gökdelenleri andıran kırmızı, yeşil ve mavi renklerden oluşan dikey bloklar bulunmaktadır. Soldaki dikeylerde geometrik altın oran analizi yapılmıştır. Ancak sağda bu kasıtlı olarak dikkate alınmamıştır.
Alttaki zemin pastel renklerle boyanmıştır. Pastel renk, olayların örüntüsünü temsil eden gri çizgiler için güvenli bir istikrar ve uyum temeli sağlamak içindir.
Desen düzlemindeki dev dikdörtgen kutulara gelelim. İnsan zihni, dışarıdan gelen bilgi verilerini belirli bir örüntü biçiminde gruplayıp şemalaştırarak değerlendirmeye eğilimlidir. Bu bilgilere duygusal anlamlar yükleyerek bir algı kaydı, bir imge oluşturur. Dev dikdörtgen kutular, zihinde var olan bu yapıyı temsil eder. İçerik bilgisi sürekli geliştiği için kutular kare değil dikdörtgendir.
Sol üstten, yalnızca insana bir ışık huzmesi yansıtılmıştır. Tıpkı yerçekiminin ışığı bükmesi gibi, insan da kaynağı bilinmeyen bir ışık huzmesini üzerine çekmiştir. Bu ışık, doğanın insanı ısrarla ve sayısız mucizevi tesadüfle yarattığına dikkat çekmektedir.
Alt ortadaki tabutlar: İnsan, ölümlü bir varlık olduğunu bilerek, bu kesin sonu ve kaderi her zaman arkasında tutmuştur. Ancak bu kaderi ve sınırlı yaşamını renklendirerek estetik yaratmıştır.
Şimdi , sanatçının eserinin içeriğini açıklamadığını veyagenel olarak açıklandığında eserin soyut olmaktan çıktığını düşünebilirsiniz. “Post Soyut Dışavurumcu” dediğim üslup tam da bu durumla ilgilidir. Resme dikkat ederseniz, eserdeki tüm görseller soyut temsillerden oluşurken, insan ve at figürleri doğal ve gerçekçi bir imgeyle verilmiştir. Eserin içeriğindeki gerçek soyutlama tam da oradadır.
Size bir ipucu vereyim: Aslında bu resimde ne bir insan ne de bir at var; ikisi de tasvir edilmiyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.