Çin Sanatı Üzerinden Sanat Algısına Dair Bir Kaç Söz

Özellikle sanat eğitimi görmüş ve sanat tarihi derslerine girmiş her kuşak insanımız, sanat tarihini mağara resimlerinden başlatır, yani şöyle bir söz eder sonra konuyu Mısır sanatına getirir ki bu gereklidir..

Çin Sanatı Üzerinden Sanat Algısına Dair Bir Kaç Söz
Yayınlanma: Güncelleme: 470 okuma

Özellikle sanat eğitimi görmüş ve sanat tarihi derslerine girmiş her kuşak insanımız, sanat tarihini mağara resimlerinden başlatır, yani şöyle bir söz eder sonra konuyu Mısır sanatına getirir ki bu gereklidir çünkü oradan Avrupa sanatına geçiş yapılacaktır ve Yunan, Roma, sonunda Gotik Sanat ile Rönesansın ihtişamına, görkemine hayran olur, belleğimizin ortasına İtalyan, Flaman, Alman, İngiliz, Fransız ustalarını kazırız. Leonardo, Mikelanj, Rembrandt ilahlarımız olur, sonra Avrupa sanatının belleğimizdeki istilası doludizgin devam eder, Maniyerizm, Romantizm, Empresyonizm, Modern Sanat ve günümüz sanatı. Amerikan sanatı da Avrupa kaynaklıdır onu da iyice belliğimize almalıyız. Bütün konular, bütün bilgiler bu çerçevenin içinde cereyan eder.

Aslında bu öğrenmece durumu,  yüzyıllarca süren bir kültür hegomanyasının sonucu.  Bize başka türlü düşünme için alan açılmamış, diğer ülke sanatlarının önemi üzerinde durulmamıştır. Okul sınavlarda, sanat konuşmalarında entelektüel sınavımız hep Avrupa sanatı üzerinedir. Uffiizi Müzesi’ni, Louvre Müzesi’ni  Rijk Müzesi’ni, Prado Müzesi’ni görmek tabii ki çok önemli. Ancak sanat entellüktializmi pek de Hint, Japon, Çin, İran müzelerinde olan eserlerin bilgisiyle kendini zenginleşmiş saymaz. Yani olmasada olur. İslam sanatı suret yasağından dolayı zaten sabıkalıdır, görmezden gelinebilir. Sanat kitaplarında birkaç sayfa bahis yeterlidir.

Şunu bilmeliyiz ki sanat üzerinde insanlığa doğan güneş varsa, uygarlıklara ilk ışıklarını doğudan yansıtmıştır. Gerçekte akademik resmin, heykelin, edebiyatın, şiirin,  kültür olarak sanatın değer kazandığı ilk topraklar doğudadır. Çin’dir, Hindistan’dır, İran’dır, Kore’dir, Japonya’dır, Abbasilerdir,… Asya , Ortadoğu topraklarıdır.

Bugün dünya değişiyor, görmemezlikten gelinen her uygarlık üzerine örten çamurundan kurtuluyor. Sanat tarihi yeniden yazılıyor. Ben, günümüzde kendini daha fazla görünür kılmaya başlayan Çin’in sanatından,  o kültürün derinliğinden biraz bahsetmek istiyorum.

Wang Xizhi (MS 303-361) Orkide Köşkünde Yazılan Şiirlere Önsöz
Wang Xizhi (MS 303-361) Orkide Köşkünde Yazılan Şiirlere Önsöz

Erken tarih dönemindeki mağara resimlerini hariç tutarsak,  ilk erken dönem işaret yazı MÖ 3000 yıllarında gündelik kil kaplarda görünüyor. MÖ 1600’lü yıllardan başlayarak hayvan kemiklerinde, kaplumbağa kabuklarında sistematik Çin yazısının örneklerini görmeye başlıyoruz. Batı Zau Hanedanlığı döneminde (MÖ 1122-MÖ 256) mülkiyet ve emir içeren metin temelli mühür yazıları daha sonra her hanedanlıkta dönüşüme uğrayarak eşsiz bir ifade aracına dönüşüyor. Bu dönüşüm özellikle İsa’nın doğumuna denk gelen yıllardan başlayan tarihten günümüze kadar bizleri büyüleyen Çin Kaligrafisinin, Çin Şiirinin, Çin Resminin temellerini oluşturmuştur. Bu temel , felsefe olarak , durağanlık ve hareketliliğin döngüsü üzerine kurulu. İki durum devamlı olarak birbirini doğururlar. Durağanlık yakındaki hareketliliğin habercisidir. Hareketli dönemde kendini durgunluğa bırakacaktır. Yazılar bu iki durumdaki halleri, anları ve davranışları niteler. Yazının diziliminden, fırça vuruşlarından, sonraki alan boşluklarından yazarın ruh haline yada bahsedilen konunun anlamına yönelik yorumlarda bulunabilirsiniz. Yazıdaki ritm, kompozisyon ve fırça tuşları, çizileni salt yazı olmaktan  çıkararak kişinin beynin içinde bir resmin oluşmasına katkıda bulunur.

Zhao Mengfu (MS 1254-1322) Que ve Hua Dağları'nda Sonbahar Renkleri
Zhao Mengfu (MS 1254-1322) Que ve Hua Dağları’nda Sonbahar Renkleri

Bu aşamada yazı, şiir, anlatı, resim aslında tek bir amaca hizmet eder. Estetik bir cazibe ile izleyiciyi içine alarak ona özel bir an yaşatır. Rulolarda saklanan bu mucize sayfaları özel zamanlarda seremonin bir parçası olarak açılarak izlenmesi,  tüm sanatların bileşkesinin sunduğu bu özel mutluluk anlarını ifade eder. Bugün anlamını giderek yitiren ‘eserle karşılaşma’ ve onunla paylaşılan sihirli zaman o dönemin haz, mutluluk anlarını temsil ediyordu.  Yazı kadar yazı gereçleri fırça, fırçanın hangi hayvanın kılıyla yazıldığı, o hayvanlara atfedilen anlamlar, mürekkep taşlarının doğadaki hammaddelerinin ne olduğu, kağıdın cinsi , hangi ağaç liflerinden yapıldığı  yazının içeriği  kadar önemli, bu aletler bir o kadar kutsaldı. Eğer bu birbirini tamamlayan estetik biçim ve formlar, tanrısal bir mucizeyle karşı karşıya kalınmış gibi büyük saygı içeren seremonileri anlayabilirsek o zaman Çin sanatını, Uzakdoğu felsefesini anlayabiliriz. O dönemde  Çin İmparatorları, önemli sanatçılarını taktir etmiş  ve o sanatçıların unutulmaması için çaba göstermişlerdir. 1311-1320 yılları arasında hüküm sürmüş olan Yuan Hanedanı İmparatoru Renzong, ülkesinin yazı ustası Zhao Mengfu ve ailesinin diğer sanatçı üyelerinin eserlerinin  gelecek kuşaklara iletilmesi için saray kütüphanecisine emir vermiş ve bu eserlerin günümüze ulaşmasını sağlamıştı: İmparatorun bu emri , sanata sahip çıkmak konusunda hiçbir çaba göstermeyenlere bir ders niteliğinde: ‘Sonraki nesillerin bu hanedanlıkta yaşayan bir ailede babanın, eşinin ve oğlunun kaligrafide iyi olduklarını bilmelerini sağlamalıyız. Bu sıradışı bir şey

Bugün sanat olarak nitelediğimiz ana biçimin özünde Uzakdoğu felsefesinin bir ifade aracı olan birleşik sanat formu vardır ve tüm sanatların magmasıdır. Onun üzerinden kabuk sanat formları onun enerjini içinde taşır.  Bileşik sanatların, bugünkü yeni keşifle yeniden adlandırılan disiplinlerarası sanatların kökenlerini erken Çin resminde, erken Çin metinlerinde bulabiliriz. MS: 303-361 yılında yaşamış ve Çin yazısı ve resminin en önemli temsilcilerinden olan Wang Xizhi, ‘Orkide Köşkünde Yazılan Şiire Önsöz’ isimli metin 28 satır ve 324 Çince karakter içerir. Mutluluk anına bir methiye denilebilecek metinde karakterlerin dizilişleri, boşlukları, harflerin anlama göre eğilip bükülmeleri onu yazıdan resme dönüştürür. Bu ustanın izinden giderek bugüne kadar gelen çok sayıda şair- ressam bugünkü Çin sanatının temelini oluşturmuşlardır. Bu sanatçıların tarihi Avrupa sanatı tarihinden daha az heyecanlı değildir. Bu tarihi artık her türlü kaynaklara gömülerek okuyabilir,  takip edebilir ve geçte olsa sanatın kaynaklarını yaratanlara gereken değeri vermiş oluruz.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.