Bafa Nasıl Kurtulur?

“İnsanın salağı rençber olur” Bafalı Rençber Nayim Özgüç Nayim Özgüç’ü çocukluğundan tanırım. Çalışkan, gayretli, özü sözü bir cinstendir. Ne var ki o da bıkmış usanmış. Yorgun olmasına yorgun da onu..

Bafa Nasıl Kurtulur?
Yayınlanma: Güncelleme: 8 okuma

“İnsanın salağı rençber olur”
Bafalı Rençber Nayim Özgüç

Nayim Özgüç’ü çocukluğundan tanırım. Çalışkan, gayretli, özü sözü bir cinstendir.

nayim_ozguc

Ne var ki o da bıkmış usanmış. Yorgun olmasına yorgun da onu asıl bezdiren emeğinin karşılığını alamamak ve umarsızlık.

Herkes gibi o da sihirli bir elin gelip köylüye refah getirmesini bekliyor.

KÖYLÜ BIKKIN

Bugün Bafa köy kahvesindeydim. Her kes bir dokun bin dinle misali dertli.

Nayim, rençberlikten, çiftçilikten, zeytincilikten, köylü olmaktan bıkmış. Bezgin; “Söylesem çaresi yok, söylemesem gönlüm susmaya razı değil” diyor ve dert üstüne dert yanıyor, “Artık benim de bırakma zamanım, köylü bitti, bu düzen değişmedikçe de kurtulamaz” diyor.

“Bu düzen nasıl değişecek?”

…….

“Örgütlü mücadele?”

zeytinime_dokunma

Herkes sinmiş.

“Falancayı içeri aldılar”.

“Filancaya şu kadar para cezası geldi”.

“Öteki tazminat ödedi”.

Bir zamanlar duvarlara “Tek yol devrim” yazanların bile gıkı çıkmıyor.

KÖYLÜ EFENDİ Mİ KÖLE Mİ?

“Köylü milletin efendisidir” demiş ya Atamız. Geçelim onu artık “köylü milletin kölesi” bile değil. Varlık – yokluk mücadelesi veriyor.

Köylünün, örgütlü bir mücadeleye girilebileceğinden de umudu yok.

zeytincinin_cilesi

Bir zamanlar bir Bafa vardı. Muğla Vilayeti, Milas Kazası, Selimiye Nahiyesi’ne bağlı Bafa Köyü. Dağlarından yağ, ovalarından bal akan, saksı topraklarına dek her yerin ekilip biçildiği, dağlarında kekliklerin, karatavukların, alacabortavukların, sığırcıkların, tavşanların avlandığı, gölünde, çaylarında, derelerinde elle balık tutulduğu, dağlardan çeşit çeşit otlar, mantarlar, çıntarlar, sarmaşıklar toplanan bir cennet.

Şimdi dereler kurudu, göl kirlendi, dağlarda kuş sesi kalmadı.

Bu yıl son yirmi beş yılın en fazla yağışı olmasına ve dereler de taşmasına rağmen artık balık çıkmıyor derelere. Eskiden en çok tuttuğumuz Ulubat balığının kökü kurudu. Sazan da yok.

ZEYTİNCİNİN BELİ BÜKÜK

Bir zamanlar Bodrumlular mevsimlik işçi olarak Bafa’ya zeytin silkmeye, zeytin toplamaya gelirlerdi.

Bir kilo zeytin yağı ile bir işçinin yevmiyesi ödenirdi.

Bafa, “altın çukuru” ya da “zeytin gölü” olarak anılırdı.

Zeytin geliriyle ev alınır, düğün yapılır; çocuklar evlendirilirdi. Kızlara katar katar altınlar takılır; ne çeyizler düzülürdü.

Şimdi 25 kilo yağ satarak bir işçinin yevmiyesi ödeniyor.

Şimdi Bafa köylüsü kan ağlıyor. Bırakın oğlunu kızını evermeyi; zeytinine, zeytinliğine bakamıyor. Tarlasını ekip biçemiyor. İşçi, mazot, gübre bakım masraflarına para yetiştiremiyor.

Bu masraflara göre zeytinyağının kilosu en az 500 TL olması gerek. Ama devletin zeytin – tarım siyaseti var mı? Varsa üreticinin belini büken, zeytinliğini satmaya zorlayan bir siyaset değil mi?

İnsanlar zeytinliklerini, arazilerini yok pahasına satıyorlar. Bafalıların anlattığına göre, İsrailliler, Araplar Türkiye’deki adamları aracılığıyla büyük araziler satın alıyorlarmış.

Ilbıra’yı, Beşparmakları delik deşik eden madenciler de işin tuzu biberi.

ESKİ GÜNLERİN ÖZLEMİ

Kiminle konuşsam eski günlere gitmeden duramıyoruz.

Bafa köyü, Beşparmak Dağları ile Ilbıra Dağları arasında uzanan bir köydür. Eskiden Bafa Gölüne doğru uzanana Bafa Çayırı’nda herkesin bir bahçesi vardı. Yazları daha serin olan bu bahçelere göçülürdü. Herkes karpuzunu, kavununu, sebzesini, meyvesini burada yetiştirirdi. Herkesin ineği, tavuğu, atı eşeği olurdu. Bahçe evinin önünde bir kuyu olur, eşek yada at kuyunun üstündeki su dolabından su çekerdi. Bütün yaz burada yaşardı insanlar, kışın tekrar köye dönülürdü.

selahattin_ozdemir

Bafa’da ne bahçıvanlar vardı o zamanlar. Bizim bahçe komşumuz Çakır Memet Dayının oradan koskocaman hıyarlar, acurlar, marullar yerdik.

Bizim bahçede de elma çoktu. Bütün köye yeterdi. Hatta elma savaşı bile yapardık.

Şimdi taneyle meyve; dilimle karpuz kavun alıyoruz ya, o zaman at, eşek yüküyle alınırdı.

  • Ali Dayı bizim eve bir yük karpuz indiriver.
  • Mehmet Dayı bize bir yük kavun indiriver.
  • Hasan Dayı bize, börülce, domates, patlıcan, bamya, birşeyler toplayıp gönderiver…

Parası? Pazarlık bile edilmezdi, neyse ne, ödenirdi.

Şimdi bahçıvan kalmadı.

Kaç kez Ege’nin en iyi çiftçisi seçilen sevgili arkadaşım, kardeşliğim Selahattin Özdemir rençberliği bıraktı.

Sevgili kardeşim Nayim Özgüç tek ve yalnız kaldı.

O şimdi Bafa’nın son Mohikan’ı.

Bakalım ne kadar dayanacak?!.

Bakalım Bafa ve Bafalı nasıl kurtulacak?

ABDULLAH GÜRGÜN
gurguna@hotmail.com

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.