Türk resim sanatının önemli adlarından, akademisyen, eğitmen, ressam Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan yaşamını yitirdi. Süleyman Saim Tekcan bir süredir sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu.
Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan, özgün baskı alanının önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilen dünya çapında tanınan ressam, heykeltıraş ve akademisyendir. Tekcan, aynı zamanda Yeşilçam’da oyunculuk yapmıştır. Sanat yaşamında özellikle at figürlerini çağdaş baskı teknikleriyle birleştirdiği eserleriyle dikkat çekmiştir. 18 Ekim 2026’da 86 yaşında yaşamını yitiren sanatçı, sanat dünyasında derin izler bırakmıştır.
AKADEMİK YAŞAMINDA DA BAŞARILI
1968 yılında akademik kariyerine başlayan Süleyman Saim Tekcan, dört sinema filminde oyunculuk yapmış ve özellikle “Sevmek Zamanı” filmindeki Başar rolüyle izleyicilerin hafızasında yer edinmiştir. 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne lâyık görülen Tekcan, baskı, grafik ve gravür sanatlarında da önemli eserler ortaya koymuştur.
SÜLEYMAN SAİM TEKCAN KİMDİR
Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan, 6 Ekim 1940‘ta Trabzon’da doğdu ve 1961 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü‘nden mezun oldu. 1970’lerin başında Almanya’da özgün baskı teknikleri üzerine önemli araştırmalar yaptı ve Türkiye’de bu sanat dalının akademik temelini oluşturdu. 1970’lerin sonunda, uluslararası alanda kabul gören ve birden fazla kalıbın aynı anda basılmasını sağlayan “yaş baskı” yöntemi olarak bilinen “Tekcan Tekniği“ni geliştirdi. 1985 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi‘nde profesör unvanını aldı.
GÜZEL SANATLAR LİSESİ’NİN KURULUŞUNA ÖNCÜLÜK ETTİ
Sanat ve eğitim alanında önemli katkılar yapan Tekcan, Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin kurulmasına öncülük etti ve Mimar Sinan Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi ile Işık Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Fakültelerinin kurucu dekanlıklarını üstlenerek binlerce öğrenci yetiştirdi. 2004 yılında ise Türkiye’nin ilk çağdaş baskı sanatları müzesi olan İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi‘ni (IMOGA) kurarak, dünya çapında özgün baskı arşivi ve atölyesi olarak önemli bir kültür merkezi oluşturdu.
SİNEMA YAŞAMI
Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan, 1960’ların ortalarında oyunculuğa adım atmış ve Türk sinema tarihinin kült yapıtlarından biri olan Metin Erksan imzalı 1965 yapımı siyah-beyaz başyapıt “Sevmek Zamanı” filminde, zengin ve gururlu aşık “Başar” karakteriyle hafızalara kazınmıştır. Ayrıca “Çiçekçi Kız,” “Sevgim ve Gururum” ve “Sevgili Öğretmenim” filmlerinde de rol almıştır.
Sanat ve eğitim alanındaki büyük katkıları nedeniyle 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (Resim dalında) ile onurlandırılmıştır. “Sevmek Zamanı” filmi, dönemin popüler Yeşilçam kalıplarının dışına çıkarak, Türk sinema tarihinin en özgün ve sanatsal yapımları arasında önemli bir yere sahiptir.
“Sevmek Zamanı” filmi, yönetmenliğini ve senaryosunu Metin Erksan‘ın üstlendiği, başrollerinde Müşfik Kenter (Halil), Sema Özcan (Meral) ve Süleyman Saim Tekcan (Başar) gibi isimlerin yer aldığı bir yapımdır. 1965 yılında çekilen film, ilk kez 22 Nisan 1966’da İstanbul’da gösterime girmiştir. Yaklaşık 60 bin TL gibi çok sınırlı bir bütçeyle, zorluklar içinde çekilen film, sıra dışı anlatımı nedeniyle dönemin dağıtımcıları tarafından kabul görmemiş ve geniş kitlelere ulaşamamıştır. Ancak zamanla değeri anlaşılmış ve Türk sinema tarihinin efsanevi eserlerinden biri haline gelmiştir.
İMOGA’YI KURDU
Süleyman Saim Tekcan, eğitim çalışmalarını sürdürürken grafik sanatlar alanındaki birikimini İMOGA’yı kurarak doruğa ulaştırdı. İMOGA’da yerli yabancı meraklı, istekli gençlere baskı konusunda eşsiz eğitimler verdi. Çok bilinmeyen teknikleri tanıttı. Resmin, sanatın azınlıkta bir avuç koleksiyonerin elinde kalması yerine özgün baskılarını yaparak bütün evlere girmesi çabasını güttü.
ÖDÜLLERİ
Türk plastik sanatları, eğitim ve kültürel mirasa yaptığı büyük katkılar nedeniyle 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (Resim dalında) ile onurlandırılmıştır.
1965 yapımı siyah-beyaz başyapıt “Sevmek Zamanı”, Türk sinemasının önemli yönetmeni Metin Erksan tarafından yazılıp yönetilmiştir. Döneminin yaygın Yeşilçam kalıplarının dışına çıkan bu film, Türk sinema tarihinin en özgün, sanatsal ve kült yapımları arasında üst sıralarda yer almaktadır.
