9-20 Kasım’da Antalya’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) hem KKTC hem de GKRY liderleri katılacak. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman toplantıya Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan tarafından davet edildi.Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’e giden davetiyede ev sahibi Türkiye cumhurbaşkanının imzası yok. Rum lider toplantıya doğrudan Türkiye tarafından değil Avrupa Birliği girişimiyle (AB) davet edildi.
GKRY ve Hristodulidis kendisini tüm Kıbrıs’ın cumhurbaşkanı olarak görüyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımıyor ve Türkiye’yi “işgalci” olduğu görüşünü savunuyor. Bu görüş Birleşmiş Milletler (BM), AB ve diğer önemli uluslararası kuruluşlar tarafından da kabul görüyor.
Ulusal Türk Kuruluşları Dünya Konseyi (UTKDK) Başkanı Hüseyin Macit Yusuf, 16 Ekim tarihli Aydınlık’ta yayınlanan değerlendirmesinde Türkiye’yi uyardı.
DAVETSİZ MİSAFİR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, COP31 kapsamında Avrupa Birliği ülkelerinin liderlerine gönderdiği ilk kişisel davetlerde Hristodulidis yoktu. Ancak Rum yönetimi meseleyi Avrupa Birliği gündemine taşıdı. Sonunda COP31 organizasyonu üzerinden 27 AB üyesinin liderlerine davet iletildi. Hristodulidis’e gönderilen davette Erdoğan’ın kişisel imzası bulunmuyor. Yani istenmeyen, davetsiz, kapıdan giremeyince pencereden giren “misafir”.
Hristodulidis bunu diplomatik zafer olarak görüyor. 13 Ekim’de yaptığı açıklamada “diplomatik girişimlerimizden sonuç aldık” diyor.
(UTKDK) Başkanı Hüseyin Macit Yusuf da bu noktaya dikkat çekiyor, “Rum yönetimi, çok taraflı bir iklim konferansına katılımını Türkiye karşısında siyasi kazanım olarak pazarlamaya çalışmaktadır” diyor.
TUZAĞA DİKKAT
Yusuf, COP31’in, Türkiye’nin tek başına düzenlediği ikili bir diplomatik toplantı olmadığını BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında gerçekleştirilen çok taraflı bir konferans olduğunu, o nedenle Türkiye’nin ev sahibi sıfatıyla yerine getirmesi gereken uluslararası yükümlülükleri bulunduğunu söyleyerek Hristodulidis’in konferansa katılmasını, Türkiye’nin Rum yönetimini bütün Kıbrıs’ın meşru hükümeti olarak tanıdığı anlamına gelmediğini savunuyor.
Ancak Yusuf asıl tehlikenin hukuken tanınma sayılmayan bir işlemin bile, siyasi bakımdan tanıma izlenimi yaratmak için kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Diplomaside bazen çekilen bir fotoğrafın bile tanıma anlamında kullanılabileceğini söylüyor.
YANIT BEKLEYEN SORULAR
Akla gelen soru: GKRY konferansa katıldığında hangi bayrağı kullanacak?
Tabii ki, tüm Kıbrıs’ı temsil eden bayrağı. Masasının üzerine hangi sıfat yazılacak? GKRY cumhurbaşkanı mı, yoksa Kıbrıs cumhurbaşkanı mı?
Buna karşın Tufan Erhürman hangi sıfatla katılacak? Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın özel konuğu mu? KKTC Cumhurbaşkanı mı? Yoksa Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı mı?
Hristodulidis tüm Kıbrıs adına orada oturur konuşma yapar, liderlerle aynı karede yer alırsa Erhürmen dış kapının dış mandalı gibi dışarda mı kalacak?
Kuzey ve Güney Kıbrıs liderleri acaba yan yana mı oturacak? Toplu aile resmi çekilirken bir Türkiye Cumhurbaşkanının sağında ve solunda mı duracak?
Türkiye GKRY’ni tanımadığına göre ne düşünülmektedir?
Protokolde Türkiye’nin tanıdığı ama dünyanın tanımadığı KKTC ile Türkiye’nin tanımadığı ama dünyanın tüm Kıbrıs olarak tanıdığı GKRY liderleri ne şekilde yer alacaktır?
Kıbrıs Türk halkının egemenlik ve eşit uluslararası statü mücadelesi nasıl yansıtılacaktır?
ÖDÜNLER ÇÖZÜM DEĞİL
Türkiye ve KKTC şimdiye dek tutarlı bir çizgi izleyememiştir.
En önemlisi, bugüne dek KKTC’nin Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak tanınması sağlan(a)mamıştır.
Önce Yunanistan’ın yeniden NATO’ya girmesine, sonra GKRY’nin AB’ye girişine engel olmamıştır. KKTC’nin de aynı anda AB’ye girmesini şart koşmamıştır. NATO’ya ard arda yeni üyeler alınırken KKTC’nin tanınmasını şart koşmamıştır.
Kıbrıs Türklerine uygulanan soykırımın hesabı sorulmamış; soykırım suçluları yerel ya da uluslararası mahkemede hâlâ yargılanmamıştır.
2004 yılında Annan Planı’na Kıbrıslı Rumlar büyük çoğunlukla ‘hayır’ derken Kıbrıs Türk halkı çoğunlukla büyük çoğunlukla ‘evet’ demiştir.
Tüm bunlara rağmen GKRY uluslararası alanda destek görmüş KKTC ise dışlanmış, yaptırımlarla ablukaya alınmıştır.
YUNAN – RUM EMELLERİ
Konferansta Kıbrıs Türk halkının hakları aleyhine kullanılacak oyunlara, temaslara izin verilmemelidir.
GKRY lideri Hristodulidis Kasım 2025’te de EOKA müzesinin açılışında Türklere karşı soykırımı başlatan EOKA terör örgütünün başı Yeoryos Grivas’ın portresi önünde.
Yunanistan ve GKRY bugün de Kıbrıs Türkünü yok saymaya çalışmaktadır.
Kıbrıs Türkünü geçmişte olduğu gibi gene bir yanda havuç öte yanda kırbaçla yok etme çabalarını sürdürmektedir.
Bölgede GKRY, Yunanistan, İsrail, ABD, İngiltere, Fransa askeri manevralar yapmaktadır. İşte son 12-15 Ekim’deki Yunan F-16’ları ve İsrail silahlarıyla ‘kaybedilen toprakları geri alma’ IRIS 2026 tatbikatı… Rum Milli Muhafız Ordusunun tatbikatında “kaybedilen toprakların geri alınması” senaryosu uygulandı.
Kaybedilen topraklar dedikleri nereleri?
KKTC toprakları…
BİR DAHA ASLA
Buna karşı Türkiye ve KKTC’nin kara, deniz ve hava kuvvetleri de Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel Akdeniz Fırtınası-2026 Tatbikatı yaptı.
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ertan İnaltekin, Türk askerinin 52 yıldır Ada’da barış ve huzuru sağladığının altını çizdi. KKTC’nin geleceğinin güveni için görevde olduklarını söyledi.
Hem Türkiye hem de KKTC artık kararlı tutumundan asla ödün vermemelidir.
Kıbrıs Türkleri asla eski günlere dönmeyecektir.
ABDULLAH GÜRGÜN
gurguna@hotmail.com

