Beşparmak Dağları’na Sahip Çıkalım

Merkezi Kuşadası’nda olan Ekodost isimli çevre doğa derneği Milas – Söke arasında yer alan Beşparmak Dağları’nın milli park olması gerektiği konusunda bir yazı yayınladı. Başlığı “LATMOS(BEŞPARMAK) DAĞLARI NEDEN MİLLİ PARK..

Beşparmak Dağları’na Sahip Çıkalım
Yayınlanma: Güncelleme: 90 okuma

Merkezi Kuşadası’nda olan Ekodost isimli çevre doğa derneği Milas – Söke arasında yer alan Beşparmak Dağları’nın milli park olması gerektiği konusunda bir yazı yayınladı. Başlığı “LATMOS(BEŞPARMAK) DAĞLARI NEDEN MİLLİ PARK OLMALI” (1)

İçerik çok güzel, çok doğru. Başlıkta yanlışlık var.

Beşparmaklar bir yanda acımasız Kapitalizmin gaddar madencilerinin dinamitleri; öte yanda arsız Emperyalizmin tarih sahteciliği oyunları ile yok olma tehlikesi altında.

Bu dağlar ve Bafa çevresi üzerine çok yazdım. Bu cennet vatan parçası günden güne paramparça ediliyor. Az sayıda çevre ve doğa dostu dışında umursayan yok.

Bir de bir çuval incirin berbat edilmesi durumu var. O da kendimi bildim bileli “BEŞPARMAK DAĞLARI” dediğimiz, dokuz yüz yıllık Türk yurduna 1970’li yıllardan; bir Alman arkeoloğun bölgede çalışmalar yapmaya başlamasından bu yana “LATMOS” denip durmasıdır. Ne yazık ki, bunu ısrarla yapanlar arasında çevre, doğa dostları olarak bildiklerimiz var.

Evet, çok yazı yazdım. Ne var ki, anlatamadım, anlayamadılar ya da anlıyorlar ve bilinçli olarak, inadına bildiklerini okuyorlar.

İlk yazımın başlığı: “LATMOS DEĞİL BEŞPARMAK” idi (2). İyi niyetli olanların bu yazıları okumalarını diliyorum.
…..

Yapay zekalı sanal dostlarıma sordum:

SORU: Beşparmak Dağları, “Latmos” dışında başka hangi isimlerle anılmıştır?

İşte yanıt:

Lada / Lat / Latmia: Dağın adının kökeni olan “Lada” veya “Lat” tanrıça isminden türetilen bu isimler, bölgenin erken dönemlerinde kullanılmıştır.
Dili/Kökeni: Luvice (Anadolu’nun en eski yerli halklarından Luvi dili).
Anlamı: “Kadın / Ana Tanrıça” anlamına gelir.
Açıklama: Arkeolojik araştırmalara göre dağın bilinen en eski adı Luvi kökenli olan Lada‘dır. Bölgede binlerce yıldır var olan Ana Tanrıça kültünden dolayı bu ismi almıştır. Helenler (Antik Yunanlar) bölgeye geldiklerinde bu yerli Anadolu ismini fonetik olarak değiştirerek kendi dillerine Latmos (Λάτμος) olarak uyarlamışlardır.

2. Grikos / Giga (Kutsal Hava Tanrısı Zirvesi)

Dili/Kökeni: Hitit / Luvi / Antik Anadolu dinleri.

Açıklama: Dağın bugün “Tekerlek Tepe” veya “Tekerlekdağ” olarak bilinen 1375 metrelik en yüksek zirvesi, antik çağda Anadolu’nun Hava ve Yağmur Tanrısı (Teşup / Tarku)‘nın tahtı olarak kabul ediliyordu. Bu zirve ve çevresi erken dönem kaynaklarında hava tanrısıyla bağdaştırılan dini isimlerle anılmıştır. Yunan mitolojisinde bu inanış yerini Zeus Latmios (Latmoslu Zeus) kültüne bırakmıştır.
3. Latmus

Dili/Kökeni: Latince.

Açıklama: Roma İmparatorluğu döneminde, bölgenin idari ve coğrafi dili Latinceye döndüğünde dağ resmi olarak Latmus şeklinde kaydedilmiştir.
4. Menteşe Dağları, Beşparmak Dağları:

1300’lü yıllarda bölgeye yerleşen Menteşeoğulları’ndan itibaren dağ sisteminin geneline bu isim verilmiştir. Bafa Gölü’nden yükselen kısmı ise Batı Menteşe Dağları olarak bilinir.

Beşparmak: Dağın zirvelerinin beş parmağa benzemesi nedeniyle verilen Türkçe isimdir.

Dili/Kökeni: Türkçe (Erken dönem kullanımı).

Açıklama: Türklerin bölgeye yerleşmesiyle birlikte, dağın kendine has parmak benzeri kaya bloklarından oluşan morfolojik yapısına atıfla halk arasında ilk olarak “Başparmak Dağları” olarak da anılmış, bu isim zamanla günümüzdeki resmi adı olan Beşparmak Dağları formunu almıştır.

5. Azizler Dağı (Kutsal Dağ)

Dili/Kökeni: Bizans Dönemi (Orta Çağ Grekçesi).

Açıklama: MS 7. yüzyıldan itibaren Sina Yarımadası ve Mısır’dan kaçan Hristiyan keşişler ile münzeviler bu dağın sarp, labirenti andıran kayalıklarına sığınmış ve çok sayıda manastır inşa etmişlerdir. Bu nedenle Orta Çağ yazılı belgelerinde dağ, tıpkı Athos Dağı gibi bir “Kutsal Dağ” (Latmos Manastırlar Birliği Yerleşkesi) olarak anılmıştır.

SORU: Buradaki Hitit yazıları hakkında bilgi verir misin?

Beşparmak (Latmos) Dağları’nda yer alan Hitit yazıları, Suratkaya Hiyeroglif Yazıtı olarak bilinir. 2000 yılında yine Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından keşfedilen bu yazıt, Anadolu’nun ve Hitit [Eti] İmparatorluğu’nun en batıdaki sınır işaretlerinden biri olması açısından dünya arkeoloji tarihi için muazzam bir öneme sahiptir.

Yazıt hakkında öne çıkan önemli detaylar şunlardır:

1. Konumu ve Fiziksel Yapısı

Doğal Sığınak: Yazıt, dağın yaklaşık 1000 metre yüksekliğinde, yandan bakıldığında dev bir insan yüzünü andırdığı için halk arasında Suratkaya denilen devasa bir kaya kütlesinin altındaki korunaklı duvara kazınmıştır.

Boyutları: Luvi hiyeroglifi kullanılarak yazılmış olan karakterler, 5-6 grup halinde yaklaşık 12 metre genişliğinde ve 4 metre yüksekliğinde bir kaya yüzeyine yayılmıştır.
2. Ne Anlatıyor? (Yazıtın İçeriği)

Kaya yüzeyindeki hiyerogliflerin zamanla aşınması nedeniyle okunması oldukça güç olsa da uzmanlar önemli bölümleri çözmeyi başarmıştır:

Mira Ülkesi: Yazıtın en solundaki grupta “Mira” kelimesi okunmaktadır. Mira, Geç Tunç Çağı’nda Hitit İmparatorluğu’na bağlı (vesayet altında olan) güçlü bir Batı Anadolu krallığıdır.

Büyük Prens Unvanı: Yazıtın en büyük ve en net kısmı olan 5. grupta, Hitit dünyasında başka hiçbir yerde rastlanmayan sıra dışı bir unvan keşfedilmiştir: “Büyük Prens” veya “Büyük Kral’ın Oğlu”.

besparmak

Kupanta-Kuruntiya Bağlantısı: Araştırmacılar bu hiyerogliflerin, Hitit Kralı II. Murşili’nin yeğeni ve Mira Kralı Maşuiliwa’nın evlatlık oğlu olan Büyük Prens Kupanta-Kuruntiya ile ilişkili olduğunu düşünmektedir. Yazıda ayrıca “Kuwalaya” ismi de seçilebilmektedir.
3. Tarihsel Önemi Nedir?

Ege’deki Hitit [Eti] İmzası: Bu keşfe kadar Hititlerin Ege kıyılarına bu denli yaklaştığına dair kesin yazılı kanıtlar oldukça sınırlıydı (İzmir’deki Karabel ve Manisa’daki Akpınar anıtları gibi). Suratkaya, Hititlerin [Etilerin]  Ege sınırlarını doğrudan kanıtlayan 3. büyük buluntu yeri olmuştur.
Sınır Taşı: Yazıtın çevresinde herhangi bir yerleşim veya kalıntı bulunmaması, buranın siyasi bir sınır belirleme noktası (Mira, Millawanda ve Karkissa ülkelerinin ayrım çizgisi) olarak kullanıldığını gösterir. Anıt, MÖ 14. yüzyılın sonu ile MÖ 13. yüzyılın başlarına (yaklaşık 3300 yıl öncesine) tarihlenmektedir.

Bugün maalesef açık havada korumasız durumda olan bu paha biçilemez yazıt, doğa şartları ve defineci faaliyetleri nedeniyle tahribat riski altındadır.

…..

Atatürk Anadolu’nun yedi bin yıllık Türk yurdu olduğunu söylemişti. İşte Beşparmak Dağları’nda 5500 yıl önceki Türk izleri.

Beşparmak Dağları’na “Latmos” denip durulmasının nedeni, bölgede uzun zaman kazı çalışmaları yapan Alman Arkeolog Dr. Anneliese Peschlow-Bindokat’ın yazdığı HERAKLEİA isimli bir kitapta bilinçli olarak bu dağların adına sürekli “Latmos” demesidir.

Daha kapakta “Latmos’ta bir Karia Kenti” diyerek başlıyor. Kapaktaki haritada tüm isimler Türkçe olmasına karşın, adı geçen dağa, “Beşparmak (Latmos)” demeyi yeğliyor. Onun ardındaki Latince haritada ise “Hareclea AD LATMUM/Pleistarcheia” sözcüğü dikkat çekiyor. Buradan öğrendiğimize göre daha önce Latmos’a LATMUM, Harekleia’ya ise Pleistarcheia deniyor olması.
Alman arkeolog kitabına bir kronoloji ile başlıyor. İlk kayıt:

İ.Ö. 2. Binyıl  Latmos’un Hitit İmparatorluğu egemenliği topraklarına dahil edilişi

Ama Hititler zamanında bu topraklara “Latmos” denmiyordu ki.

13. yüzyıl Latmos bölgesinin Türklerin denetimine geçmesi

Kitapta bu dağların Latmos öncesi ve sonrası hangi isimlerle anıldığı hakkında bilgi yok. Çok nadir de olsa “Beşparmak (Latmos)” ya da “Latmos (Beşparmak)” şeklinde sözcüklere rastlıyoruz.

Bu sözcükler Alman arkeoloğa yardım eden Türklerin de diline yapışmıştır. Yayınladıkları yazılara, iletilere, sosyal medya paylaşımlarına bakın papağan gibi Alman arkeoloğa öykünme: “Beşparmak (Latmos)” , “Latmos (Beşparmak)”…

Beşparmak Dağları’na “Latmos” demek yanlıştır. “DOĞRU” (fact) değildir. Doğruymuş gibi yayıldıkça yayılan “YANLIŞ”tır (factoid).

Factoid, aslen yanlış veya uydurma olmasına rağmen basında sıkça tekrarlanarak gerçekmiş gibi kabul edilen bilgileri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır Yapılan iş sözde bilim yani “pseudoscience”tir.

Türkçede buna “galat-ı meşhur” diyoruz. Galat-ı meşhur, kelime, deyim veya atasözlerinin büyük çoğunluk tarafından yanlış kullanılması ve bu yanlışın zamanla doğrusunun yerini alması durumudur. Diğer bir deyişle “herkesin doğru bildiği yanlış”tır. Burada doğrusunu bilmeden yanlış yapan, duyduğunu papağan gibi tekrarlayan ve böyle yaparak “entelektüel” olduklarını sananlar söz konusu. Ama asıl korkutucu olanlar, bilinçli olarak emperyalizmin gönüllü hizmetçiliğini yapan ve bu bilgi kirliliğini yayanlar.

Muğla’da, Aydın’da ya da Türkiye’nin herhangi bir yerinde Latmos diye bir dağ yok; Latmos (Beşparmak) ya da Beşparmak (Latmos) da yok. Burada sözü edilen dağ Beşparmak Dağları‘dır. Bir yandan madenciler dinamitlerle parçalarken diğer yanda Helenseviciler tarih sahteciliğiyle 900 yıllık; ya da Etileri sayarsak çok daha eski Türk yurdunu, Beşparmak Dağları’nı Helenleştirmeye çalışıyorlar. Milli park olması gereken dağ Menteşe Dağları’na bağlı Beşparmak Dağları’dır.
Türkiye topraklarını, ormanlarını, sularını, doğal güzelliklerini ve zenginliklerini madencilik adı altında yok ettirmeyelim.

Türkiye topraklarının Türklere ait olmadığını yaymaya çalışan sinsi amaçlara alet olmayalım; engel olalım..
Güzel Türkçemize ve Türkçe yer adlarımıza sahip çıkalım.

ABDULLAH GÜRGÜN
gurguna@hotmail.com

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.