Ankara’da bir bit pazarında tesadüfen bulunan bir kitap. İstanbul’da geçmişin gölgeleriyle örülü sokaklarda süren bir iz arayışı… Cansu Kul, Ange Yayınları’ndan çıkan ilk romanı ‘Kemikler Arası’ ile okuru, bir kadının..

Ankara’da bir bit pazarında tesadüfen bulunan bir kitap.
İstanbul’da geçmişin gölgeleriyle örülü sokaklarda süren bir iz arayışı…
Cansu Kul, Ange Yayınları’ndan çıkan ilk romanı ‘Kemikler Arası’ ile okuru, bir kadının zihninin kıvrımlarında dolaştıran, gizemli ve büyüleyici bir hikâyeye davet ediyor.
Leyla, rastgele sandığı bir kitabın izini sürerken kendini İstanbul’un derinliklerinde, zamanla çözülmüş sırların tam ortasında bulur. Kitapta karşılaştığı “Op106” ibaresi, onun için önce sadece bir paroladır, belki bir otel odası, belki bir tesadüf.

Şehir rehberinde bu parolayı otel ismi sanıp kalacak yer ararken, Leyla aslında kendi kaderine doğru ilerlemektedir. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Çünkü bu arayış, onu rastlantının çok ötesinde bir ana götürür. Öyle bir an ki, hem Leyla hem de okur için her şey bir anda bambaşka bir şeye evrilir.

Kemikler Arası, zamanla örülmüş bir bilmecenin sayfalarını tek tek açarken okura “tesadüf” denilen şeyin ne kadar planlı olabileceğini sorgulatıyor.
Cansu Kul’un kaleminden çıkan bu ilk roman, insanın içinde kimi zaman adını koyamadığı bir bilindik duygunun izini sürenler için kaçırılmayacak bir yolculuk.