MEŞHER’DEN İSTANBUL’UN GEÇMİŞİNE VE GELECEĞİNE UZANAN ATÖLYE
İstanbul’un tarihsel ve kültürel birikimini farklı disiplinler üzerinden ele alan Meşher, Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar sergisi kapsamında düzenlediği etkinliklere devam ediyor. Sanatçı ve yayıncı Ali Taptık’ın yürütücülüğünü üstlendiği “Gelecek İçin Kent Kesitleri” adlı yetişkin atölyesi, katılımcıları İstanbul’un değişen kent dokusunu, mimari yapısını ve görsel hafızasını farklı açılardan incelemeye davet ediyor.
27 Temmuz ve 3 Ağustos 2024 tarihlerinde saat 14.00’te iki oturum halinde düzenlenen atölye, İstanbul manzaralarına alışılmışın dışında bakış açıları geliştirmeyi amaçlıyor. Mimari kesit çizimleri, kentsel dönüşüm, topografik değişimler ve kent temsilleri üzerinden şekillenen program, şehrin geçmişiyle geleceği arasında görsel ve düşünsel bir bağ kurmayı hedefliyor.
Meşher’in sergisinden hareketle hazırlanan atölye, İstanbul’u yalnızca seyredilen bir manzara olarak değil, farklı tarihsel katmanları, mekânsal ilişkileri ve sürekli değişen yapısıyla ele alınabilecek bir kent olarak değerlendiriyor.
İSTANBUL MANZARALARINA ALTERNATİF BİR BAKIŞ
“Gelecek İçin Kent Kesitleri” atölyesinin temel çıkış noktalarından biri, İstanbul manzaralarının nasıl görüldüğü ve temsil edildiği sorusu. Kentin geniş açılı görüntülerinden mimari ayrıntılarına uzanan görsel anlatımlar, atölyede yeni yorumlara açık bir araştırma alanı oluşturuyor.
Programda, manzaraya ulaşmak için katedilen mesafelerde ortaya çıkan topografik değişimler, panoramik bakışın dikey bir kesite dönüştürülmesi ve kent temsillerinin bir tür tersine arkeoloji olarak ele alınması gibi kavramsal yaklaşımlar üzerinde duruluyor.
Bu yaklaşım, İstanbul’u yalnızca belirli bir noktadan izlenen bütünlüklü bir görüntü olarak değerlendirmek yerine, farklı katmanlardan oluşan dinamik bir yapı olarak düşünmeyi öneriyor. Kentin tarih boyunca geçirdiği değişimler, mimari biçimler ve mekânsal ilişkiler üzerinden yeniden okunuyor.
Atölye, katılımcılara İstanbul’un bilinen manzaralarının ötesine geçerek şehrin daha az görünür yönlerini keşfetme ve kendi görsel anlatımlarını geliştirme olanağı sunuyor.
İLK OTURUMDA MİMARİ KESİTLERLE KENTİN KATMANLARI KEŞFEDİLECEK
Atölyenin ilk oturumunda, mimari görselleştirmede kullanılan kesit çizimleri bir düşünme ve üretme yöntemi olarak ele alınıyor. Katılımcılar, İstanbul manzaralarının hayali bir mimari kesitin parçaları olarak nasıl değerlendirilebileceği sorusu etrafında çalışıyor.
Mimari kesit örneklerinden hareketle şehrin yüzyıllar boyunca geçirdiği değişim incelenirken, İstanbul’un farklı dönemlere ait izlerini bir arada düşünmenin yolları araştırılıyor. Bu süreçte kesit çizimleri, yalnızca mimari yapıları gösteren teknik araçlar olarak değil, kentin tarihsel ve mekânsal katmanlarını görünür kılabilecek bir anlatım biçimi olarak değerlendiriliyor.
İlk oturumun önemli hedeflerinden biri de geleceğe belge bırakma fikri. Kentin bugünkü görünümünü, değişen dokusunu ve farklı mekânsal özelliklerini kaydetmek, gelecekte İstanbul’un dönüşümünü anlamaya yardımcı olabilecek görsel belgeler üretme düşüncesini gündeme getiriyor.
İKİNCİ OTURUMDA KENT KESİTLERİ ELEŞTİREL BİR BAKIŞLA DEĞERLENDİRİLECEK
Atölyenin ikinci oturumu, ilk buluşmada geliştirilen fikirler ve hazırlanan çalışmalar üzerinden ilerliyor. Katılımcılar, oluşturdukları kent kesitlerini eleştirel bir sunum çerçevesinde değerlendirerek gözlemlerini paylaşma fırsatı buluyor.
Bu aşamada kişisel bakış açıları, kentsel deneyimler ve mekâna ilişkin gözlemler ön plana çıkıyor. İstanbul’un daha az bilinen yüzlerini resmetmeye odaklanan çalışmalar, kentin yalnızca fiziksel yapısını değil, farklı biçimlerde algılanan ve deneyimlenen yönlerini de görünür kılmayı amaçlıyor.
Katılımcıların üretimlerini birlikte değerlendirmesi, kent temsilleri üzerine ortak bir düşünme alanı oluşturuyor. Böylece atölye, bireysel gözlemlerin paylaşılabildiği ve farklı yorumların karşılaşabildiği bir üretim sürecine dönüşüyor.
ALİ TAPTIK YÜRÜTÜCÜLÜĞÜNDE KENT, MİMARİ VE GÖRSEL HAFIZA
Sanatçı ve yayıncı Ali Taptık, çalışmalarında kentsel peyzajın ve mimarinin temsiline, birey ile kent arasındaki ilişkiye, psikocoğrafyaya ve edebiyat ile görsellik arasındaki bağlantılara odaklanıyor. İstanbul’un sürekli değişen manzarasını belgeleyen üretimleri, kenti yalnızca fiziksel çevresiyle değil, toplumsal ve kültürel katmanlarıyla birlikte ele alıyor.
Taptık’ın çalışmaları, kent yaşamının izlerini kaydetme ve mekânın nasıl algılandığını sorgulama ekseninde şekilleniyor. Bu yaklaşım, “Gelecek İçin Kent Kesitleri” atölyesinin İstanbul manzaralarını farklı yöntemlerle inceleme hedefiyle de örtüşüyor.
Sanatçının yayımlanmış kitapları arasında Kaza ve Kader (Filigranes Editions, 2009), İstanbul’u Resmetmek (Akın Nalça, 2010), There Are No Failed Experiments (Atelier de Visu, 2012) ve Nothing Surprising (Marraine Ginette, 2015) bulunuyor.
Çalışmaları Pera Müzesi, SALT İstanbul, MAXXI Roma, Ashkal Alwan Beyrut ve Venedik Mimarlık Bienali gibi farklı kurum ve etkinliklerde sergilenen Taptık, Bandrolsüz kolektifi ile Tarihî Yedikule Bostanları Koruma Girişimi’nin kurucuları arasında yer alıyor. Ayrıca yayıncılık, araştırma ve tasarım stüdyosu Onagöre’nin genel yayın yönetmenliğini ve 212 Photography Istanbul’un küratöryel danışmanlığını yürütüyor.
MEŞHER, DİSİPLİNLERARASI KÜLTÜR SANAT PROGRAMINI SÜRDÜRÜYOR
Bir Vehbi Koç Vakfı (VKV) kuruluşu olan Meşher, tarihsel araştırmalardan çağdaş sanata uzanan sergileri ve paralel etkinlikleriyle farklı dönemler ve kültürler arasında diyalog kurmayı amaçlıyor. Sergilerin yanı sıra yayınlar, atölyeler ve konferanslar düzenleyen kurum, disiplinlerarası yaklaşımıyla kültür ve sanat ortamına katkıda bulunuyor.
Adını Osmanlı Türkçesinde “sergi mekânı” anlamına gelen kelimeden alan Meşher, Eylül 2019’dan bu yana faaliyetlerini sürdürüyor. Ortaçağdan günümüze uzanan geniş bir zaman aralığını ve farklı konu başlıklarını kapsayan sergileri, araştırmaya dayalı programları ve yayınlarıyla sanat izleyicilerine farklı düşünme ve keşfetme alanları sunuyor.
İstiklal Caddesi’nde bulunan Meşher’de sergi ziyaretleri, etkinlikler ve sergi turları ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Kurum, düzenlediği atölyeler aracılığıyla ziyaretçilerin sergilerle yalnızca izleyici olarak değil, düşünme, tartışma ve üretme süreçleri üzerinden de ilişki kurmasını destekliyor.
“GÖZ ALABİLDİĞİNE İSTANBUL” SERGİSİ BEŞ ASIRLIK GÖRSEL TARİHİ BİR ARAYA GETİRİYOR
Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar sergisi, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen nadide eserler aracılığıyla İstanbul’un 15. yüzyıldan 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan görsel tarihine odaklanıyor.
İstanbul’un Osmanlı payitahtı olduğu dönemi kapsayan sergi, kentin farklı zamanlardaki görünümünü belgeleyen geniş bir eser seçkisi sunuyor. Tablolar, gravürler, nadir kitaplar, albümler, panoramik fotoğraflar ve Yadigâr-ı İstanbul objelerinden oluşan 100’ün üzerinde eser, şehrin değişen manzaralarını farklı teknikler ve anlatım biçimleri üzerinden bir araya getiriyor.
Küratörlüğünü Şeyda Çetin ve Ebru Esra Satıcı’nın, danışmanlığını ise Bahattin Öztuncay’ın üstlendiği sergi, İstanbul’un tarihsel görünümünü belgeleyen eserleri bir arada inceleme olanağı sunuyor. Şehrin mimari yapısı, coğrafi özellikleri ve görsel temsilleri üzerinden ilerleyen sergi, İstanbul’un yüzyıllar boyunca nasıl algılandığına ilişkin kapsamlı bir perspektif oluşturuyor.
“Gelecek İçin Kent Kesitleri” atölyesi de bu görsel arşivden hareketle, geçmişte üretilen kent temsilleri ile günümüzün İstanbul’unu ve geleceğe bırakılabilecek belgeleri bir arada düşünmeye alan açıyor.
