Armoni Sanat Galerisi, 2026-2027 sanat sezonunun kapılarını Nuri Abaç resim sergisiyle açmaya hazırlanıyor. Ankara’da bulunan Armoni Sanat Galerisi, Türk sanat dünyasında yer edinmiş adlara açtığı sergilerine Nuri Abaç resim sergisiyle devam ediyor. Sanatseverleri bir araya getirecek Nuri Abaç resim sergisi, 6-30 Kasım 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.
Türk resim sanatının özgün isimlerinden Nuri Abaç’ın eserlerini sanatseverlerle buluşturacak serginin açılışı, 6 Kasım 2026 Cuma günü, 18.00-20.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Açılış etkinliğiyle birlikte sanatseverler, sanatçının eserlerini yakından görme fırsatı bulacak.
NURİ ABAÇ’IN ESERLERİYLE ARMONİ SANAT GALERİSİ’NDE YENİ SEZON HEYECANI
Armoni Sanat Galerisi, yeni sanat sezonuna Nuri Abaç’ın resimlerinden oluşan özel bir sergiyle merhaba diyor. Kasım ayı boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak sergi, galerinin yeni sezon programının ilk etkinliği olacak.
6 Kasım’da düzenlenecek açılış, sanatseverleri ve sanat dünyasından isimleri bir araya getirmeyi hedefliyor. Sergi, açılış gününün ardından 30 Kasım 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
NURİ ABAÇ’IN ESERLERİ SANATSEVERLERLE BULUŞUYOR
Nuri Abaç’ın resimlerini bir araya getiren sergi, sanatçının üretimlerini yakından tanımak isteyen ziyaretçilere eserleri bir arada görme imkânı sunacak. Armoni Sanat Galerisi’nin yeni sezon açılışına ev sahipliği yapacak etkinlik, Kasım ayı boyunca sanat gündeminde yer alacak.
NURİ ABAÇ’IN SERGİSİ 30 KASIM’A KADAR ZİYARET EDİLEBİLECEK
Nuri Abaç resim sergisi, 6-30 Kasım 2026 tarihleri arasında Armoni Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
Açılış tarihi: 6 Kasım 2026 Cuma
Açılış saati: 18.00-20.00
Sergi tarihleri: 6-30 Kasım 2026
Mekân: Armoni Sanat Galerisi
NURİ ABAÇ KİMDİR? TÜRK RESİM SANATINDA KENDİNE ÖZGÜ BİR DÜNYA KURAN RESSAM
Nuri Abaç (1926-2008), Türk resim sanatında Anadolu kültürünü, halk anlatılarını, mitolojik figürleri ve geleneksel gölge oyunu Karagöz’ü kendine özgü bir üslupla yorumlayan önemli ressamlardan biridir. Mimarlık eğitimi almasına rağmen yaşamını ve sanat üretimini resme adayan Abaç, fantastik anlatımı, mizahı, dekoratif yaklaşımı ve kalabalık figürlü kompozisyonlarıyla tanınır.
İlk dönemlerinde Anadolu mitolojisinden beslenen gerçeküstücü ve masalsı bir anlatım geliştiren sanatçı, ilerleyen yıllarda Karagöz ve geleneksel seyirlik oyunların görsel dünyasını çağdaş resim diliyle buluşturmuştur. Balıkçılar, simitçiler, pazar yerleri, meyhaneler, düğünler, çay bahçeleri ve gündelik yaşamın farklı kesitleri, onun resimlerinde kendine özgü bir anlatıma kavuşmuştur.
NURİ ABAÇ’IN ÇOCUKLUĞU VE SANATLA TANIŞMASI
Nuri Abaç, 1926 yılında İstanbul’un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya geldi. Babası, İstanbul Şehir Tiyatrosu olarak da bilinen Darülbedayi’nin ilk sanatçılarından Mahmut Celalettin (Celal Abaç), annesi ise öğretmen Sahire Abaç’tı.
Babası Celal Abaç’ın 1931 yılında Mersin’e yerleşmesiyle Nuri Abaç’ın çocukluk ve gençlik yılları bu kentte geçti. Babasının kurduğu Halkevi Tiyatrosu, onun sanatla erken yaşlarda tanışmasında etkili oldu. Tiyatro oyunlarının sahne dekorlarının hazırlanmasına ve boyanmasına katkıda bulunan Abaç, bu dönemde sahne sanatlarının görsel dünyasını yakından tanıdı.
Nazım Hikmet’in Kafatası ve İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun Bir Adam Yaratmak adlı oyunlarının dekor çalışmalarında yer alması, sanatçının erken dönem deneyimleri arasında gösteriliyor. Ayrıca Mersin’e gelen ressam Nurettin Ergüven ve Kemal Zeren’e asistanlık yaptı.
Bu yıllarda Nüvit Kodallı ve Atıf Yılmaz gibi daha sonra sanat ve kültür dünyasında tanınacak isimlerle aynı çevrede bulundu. Çocukluk ve gençlik döneminde edindiği tiyatro, dekor ve resim deneyimleri, Abaç’ın ilerleyen yıllarda geliştireceği çok yönlü sanat anlayışının temel taşlarından biri oldu.
EĞİTİMİ VE MİMARLIK YILLARI
Nuri Abaç’ın resim eğitimi, 1944 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmesiyle başladı. Akademinin Resim Bölümü’nde, Leopold Lévy Atölyesi’nde eğitim aldı. Bir yıl sonra Mimarlık Bölümü’ne geçen sanatçı, 1950 yılında mimarlık eğitimini tamamladı.
Mimarlık eğitimi, onun resimlerinde mekân kurgusu, yüzey düzeni ve kompozisyon anlayışı bakımından belirleyici bir etki yarattı. Eserlerinde görülen mimari dokular, figürlerin yerleştirilme biçimi ve ayrıntılı yüzey düzenlemeleri, bu eğitimin sanatına yansıyan yönleri arasında değerlendiriliyor.
1950 yılında serbest çalışmaya başlayan Abaç, bir süre Devlet Su İşleri’nde görev yaptı. 1970 yılından itibaren Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalıştı ve 1985 yılında buradan emekli oldu. Sanat çalışmalarını ise mesleki görevleriyle birlikte sürdürdü.
NURİ ABAÇ’IN SANAT ANLAYIŞI VE RESİM DİLİ
Nuri Abaç’ın sanatını özgün kılan başlıca özelliklerden biri, Anadolu kültürünü fantastik, mizahi ve dekoratif bir anlatımla ele almasıdır. Sanatçı, halk kültüründen, mitolojiden, geleneksel sanat biçimlerinden ve gündelik yaşamdan aldığı öğeleri kendi resim dili içinde yeniden yorumladı.
Eserlerinde çok sayıda figüre, ayrıntılı motiflere ve hareketli kompozisyonlara yer verdi. Figürleri çoğu zaman alışılmış akademik perspektif kurallarından uzak, resim yüzeyini dolduran bir düzen içinde ele aldı. Renkli ve nakış benzeri yüzey anlayışı, resimlerine kendine özgü bir görsel karakter kazandırdı.
Abaç’ın resimlerinde mizah önemli bir yer tutar. Ancak bu mizah yalnızca eğlenceli görüntüler yaratmakla sınırlı değildir. Sanatçı, gündelik hayatın çelişkilerini, toplumsal alışkanlıkları ve geçmişle bugün arasındaki ilişkileri zaman zaman ironik göndermelerle ele aldı.
FANTASTİK VE MİTOLOJİK DÖNEMİ
Abaç’ın sanat yaşamı, genel olarak 1970 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönem üzerinden değerlendiriliyor.
İlk dönem çalışmalarında Anadolu mitolojisi, efsaneler ve fantastik yaratıklar ön plana çıktı. İnsanüstü varlıklar, mitolojik figürler ve masalsı sahneler, sanatçının hayal gücüyle yeniden biçimlendi.
Bu resimlerde gerçeküstücü bir anlatım, yoğun figür kullanımı ve dekoratif yüzey anlayışı dikkat çekti. Abaç, Anadolu kültürünün zengin anlatı dünyasını resimlerine taşıyarak kendine özgü bir fantastik evren oluşturdu.
Bu dönemin eserlerinde yalnızca mitolojik konular değil, rüyalar, bilinçaltı, coşku, korku ve ironi gibi farklı duygusal unsurlar da yer aldı.
KARAGÖZ GELENEĞİNDEN ÇAĞDAŞ RESME
Nuri Abaç’ın sanatındaki önemli dönüşümlerden biri, geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz’e yönelmesiyle ortaya çıktı.
Sanatçı, Karagöz ve Hacivat geleneğinde kullanılan figürleri, siluetleri ve sahne düzenlerini çağdaş resim anlayışıyla yeniden yorumladı. Geleneksel gölge oyununun iki boyutlu anlatımından, figürlerin karakteristik biçimlerinden ve sahneleme anlayışından yararlandı.
Karagöz, Abaç’ın resimlerinde yalnızca geleneksel bir figür olarak değil, toplumsal yaşamı anlatmanın da bir aracı hâline geldi. Sanatçı, bu geleneğin mizahi ve eleştirel yönünü kullanarak tarihsel ve güncel konuları resimlerine taşıdı.
Perspektiften bilinçli biçimde uzaklaşan, yüzey üzerinde yoğunlaşan kompozisyonları; geleneksel gölge oyununun görsel yapısıyla ilişki kurdu. Böylece yerel kültürden beslenen ancak evrensel bir anlatım dili geliştiren özgün bir sanat anlayışı ortaya koydu.
GÜNDELİK YAŞAMIN İNSANLARI VE MEKÂNLARI
Abaç’ın resimlerinde Anadolu ve İstanbul yaşamının farklı kesitleri geniş yer tuttu. Balıkçılar, simitçiler, pazaryerleri, meyhaneler, düğünler, çay bahçeleri ve sokak yaşamı, sanatçının tekrar tekrar ele aldığı konular arasındaydı.
Özellikle kalabalık figürlü kompozisyonlarında insanların bir arada bulunduğu sosyal ortamları, hareketi ve gündelik yaşamın kendine özgü ritmini yansıttı.
Yandan çarklı vapurlar ve vapur yolculukları da sanatçının dikkat çeken konuları arasında yer aldı. Bu resimlerde geleneksel gölge oyununun düz ve renkli figürleriyle vapur üzerindeki insan toplulukları arasında görsel bir ilişki kurdu.
Abaç, yerel yaşamın ayrıntılarını yalnızca belgelemekle yetinmedi; onları mizah, hayal gücü ve fantastik öğelerle yeniden biçimlendirdi.
ESERLERİNDE KULLANDIĞI TEKNİKLER
Nuri Abaç, sanat yaşamı boyunca farklı resim tekniklerinden yararlandı. Tuval üzerine yağlı boya ve duralit üzerine yağlı boya çalışmalarının yanı sıra baskı tekniğiyle üretilmiş eserleri de bulunuyor.
Resimlerinde renk, çizgi, figür ve yüzey düzeni arasında güçlü bir ilişki kurdu. Çok sayıda figürü bir araya getirdiği kompozisyonlarında ayrıntılara verdiği önem, eserlerinin karakteristik özelliklerinden biri oldu.
Sanatçının mimarlık eğitimiyle bağlantılı mekân ve yapı anlayışı, resimlerinde arka planların düzenlenişinde ve figürlerin yerleştirilmesinde hissedildi.
SERGİLERİ VE SANAT YAŞAMINDAKİ ÖDÜLLERİ
Nuri Abaç, Türkiye’de çok sayıda kişisel sergi açtı; yurt içinde ve yurt dışında karma sergilere katıldı. Ankara, İstanbul, İzmir ve Mersin’in yanı sıra Paris, Münih, Köln, Montreal, Basel, Bremen ve Hannover gibi kentlerde düzenlenen sergilerde eserleriyle yer aldı.
Sanatçının biyografisinde öne çıkan ödüller arasında şunlar bulunuyor:
- 1973: Ankara Sanat dergisi yarışmasında ikincilik ödülü.
- 1975: DYO yarışmasında Onur Ödülü.
- 1977: Ankara Sanat dergisi yarışmasında mansiyon ve DYO yarışmasında Şeref Ödülü.
- 1979: AKBANK yarışmasında Şeref Ödülü.
- 1981: 42. Devlet Resim ve Heykel Sergisi Ödülü ve Atatürk Devrimleri konulu resim yarışmasında mansiyon.
- 1982: Uluslararası İskenderiye Bienali’nde üçüncülük ödülü.
- 1986: 47. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde ödül.
- 1988: Mimar Sinan anısına düzenlenen yarışmada mansiyon.
1988 yılında sanat yaşamının 50. yılı dolayısıyla da ödüllendirildi.
SANAT EĞİTİMİNE KATKILARI
Nuri Abaç, sanatçı kimliğinin yanı sıra eğitim alanında da görev üstlendi. 1991 yılından itibaren bir süre Hacettepe Üniversitesi, ardından Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde perspektif dersleri verdi.
Mimarlık eğitimiyle geliştirdiği mekân ve perspektif bilgisi, bu alandaki akademik çalışmalarına da temel oluşturdu. Sanatçının deneyimlerini genç kuşaklarla paylaşması, sanat yaşamının önemli bir bölümünü oluşturdu.
1990 yılından itibaren yarışmalara katılmadı; bazı yarışmalarda jüri üyeliği yaptı.
NURİ ABAÇ’IN SANATINDA ÖNE ÇIKAN ESERLER
Sanatçının farklı dönemlerini ve konu çeşitliliğini yansıtan eserleri arasında “Kadeş Antlaşması” (1972), “Nuh’un Gemisi” (1987), “Kivi” (1997), “Tivoli’de Dönerci” (1982) ve “Köydeki Alman Gelin” gibi çalışmalar bulunuyor.
Bu eserler, Abaç’ın mitolojik ve tarihsel konulardan gündelik yaşama, geleneksel kültürden fantastik anlatıma uzanan geniş sanat dünyasını anlamak açısından önem taşıyor.
NURİ ABAÇ NE ZAMAN VEFAT ETTİ?
Türk resim sanatına kendine özgü bir anlatım dili kazandıran Nuri Abaç, 2008 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. Ardında Anadolu kültüründen, halk anlatılarından, Karagöz geleneğinden ve gündelik yaşamdan beslenen zengin bir eser birikimi bıraktı.
Abaç’ın resimleri, geleneksel kültürün çağdaş sanat içinde nasıl yeniden yorumlanabileceğini gösteren örnekler arasında yer alıyor. Fantastik dünyası, mizahi yaklaşımı ve kendine özgü figür anlayışıyla Türk resim sanatında farklı bir yer edinen sanatçı, eserleriyle yaşamaya devam ediyor.
