Günün Masalı: 8 Haziran; Воz Ayı

Kızılderilileri hepiniz bilirsiniz. Bunlar Kuzey Amerika‘nın dağlık bölgelerinde kabileler halinde yaşayan yerlilerdi. Irmak boylarıyla kırlık alanlarda deriden çadırlarda oturup avcılık yapar, hayvan besleyerek geçinirlerdi.  Hiawatha, Kızılderililerin birçok öykülere konu olan..

Günün Masalı: 8 Haziran; Воz Ayı
Yayınlanma: Güncelleme: 22 okuma

Kızılderilileri hepiniz bilirsiniz. BunlarKuzey Amerika‘nın dağlık bölgelerinde kabileler halinde yaşayan yerlilerdi. Irmak boylarıyla kırlık alanlarda deriden çadırlarda oturup avcılık yapar, hayvan besleyerek geçinirlerdi.

Hiawatha, Kızılderililerin birçok öykülere konu olan söylence kişilerindendir. Günlerden bir gün, küçükHiawathaakıntıya karşı kürek çekerek ırmakta hızla ilerliyordu. Kayığın arkasındaMinehaha oturuyordu. İki arkadaş,Minehaha‘nın amcasının obasına gezmeye gidiyordu.

O sırada önlerine büyük bir kütük çıktı.Hiawathakütüğe çarpmamak için sandalı döndürürken salladı. Arkadaşı:

Daha dikkatli olamaz mısın sen? diye bağırdı. Irmağın amcamın obasına giden kolunda akıntı yoktur. Yanlış yöne gidiyoruz biz.

Hiawatha onu dinlemeden yoluna devam etti. Yeni bir akıntıya kapıldılar.Hiawatha, akıntıdan korunmak için sandalın yönünü değiştirirken kürek kırıldı. Ufacık sandal bu yüzden dengesini kaybedince devrildi, ikisi de suya düştü.Hiawatha suyun içinde çırpınırken yanından geçen büyük bir ağaç dalına tutundu. Arkadaşını da elbisesinin eteğinden tutarak aynı yere çekti. Kütük ikisini de akıntısız bir yere kadar sürükledi. Oradan yüzerek karlarla kaplı olan kıyıya çıktılar.

Minehaha, soğuktan donmuştu. Tir tir titriyordu.

Dondum, ne yapacağız şimdi? diye sızlandı.

Hiawatha, ısınıncaya kadar koşmalarını söyledi. Isınıp elbiseleri üstlerinde kuruyunca soluk soluğa durdular. Çevrelerine bakındılar. Bir süre ne yana gidecekleri konusunda tartıştılar. Her yer karlarla örtülüydü. Yollarını gösterecek en küçük bir iz bile yoktu.Hiawatha:

Kar yeniden başlamadan sığınacak bir yer bulmalıyız, dedi.Tepelerde mağaralar var, oraya gidelim.

Böylece sürüklene sürüklene tepelere doğru yol almaya başladılar. Bir süre sonra soğukla yorgunluktan bitkin düştüler. O sırada, Haiwatha karın üstündeki izleri gösterdi.

Ayı izi bu. Hem de boz ayı!Önde giden birtakım adamların peşine takılmış. Adamlar başlarına geleceklerden habersiz. Hemen onlara yetişelim.

Böyle diyerek hızlandılar. Bir yere geldiklerinde izler bitti. O zaman akılları başlarına geldi. Gördükleri izler, kendilerinindi. Aynı çevrede dönüp durduklarından ilerlediklerini sanmışlardı. Boz ayı da başka adamların değil onların peşindeydi. Korkuyla koşmaya başladılar.Minehaha‘nın yarı yolda soluğu tükenip durdu.Hiawatha, arkadaşını ayının karşısında yalnız bırakamayacağı için o da durdu. Başa çıkamayacağını biliyordu ama ayıyla savaşmayı göze aldı. Ayı yaklaşınca dilinin dışarı sarktığını gördü. Yanlarına gelince arka ayakları üstüne kalkarak sızlanmaya başladı. İnsan gibi gözünden yaş akıyordu.Hiawatha şaşkınlıktan donup kalmıştı.

Minehaha:

Baksana hayvan acı çekiyor, diye arkadaşını uyardı.Bizden yardım istemeye gelmiş.

Hiawatha yavaşça ayıya yaklaştı. Hiçbir zarar gelmeyeceğini anlayınca pençesine baktı. Ayağına dikenler batmıştı. Tırnaklarının arası dikenlerin kıymıklarıyla doluydu.Minehaha ile birlikte ayının ayağındaki bütün dikenleri çıkardılar.Hiawatha, elbisesinden kopardığı bir parça kumaşla ayının ayağını sardı.

Yeniden yola koyuldular. Ayı da onlarla birlikte yürüyor, yanlarından ayrılmıyordu.Minehahaartık yürüyemez olmuştu. Karların üstüne çöktü. Boz ayı gelip yanında durdu. Sırtına binmesini istiyordu sanki.Hiawatha,Minehaha‘yı ayının sırtına bindirdi. Kendisi de onun arkasına oturdu.

Akşama kadar yol aldılar. Akşam olunca iki kızılderili çocuk yorgunluktan ayının sırtında uyuyakaldılar.

Uyandıklarında kendilerini bir mağarada buldular. Boz ayı onları inine getirmişti. Mağaranın ağzından içeriye ışık sızıyordu. Demek sabah olmuştu.

Dışarı çıktıklarında, ayı sırtını bir kayaya dayamış, yaralı pençesini yalıyordu. Çocuklar ayının sırtını okşadılar. Ayı onlara sevgiyle bakıyordu. İnin önündeki yolun gidiş yönüne iri kayalar yığarak yolu kapamıştı. Belli ki gitmelerini istemiyordu.Hiawatha:

Biz de arkadan dolaşırız, diyerek Minehaha’yı yanına alarak yola çıktı. Tepeyi baştan başa aşarak bir ovaya indiler. Ovada kıvrılarak akan bir ırmağın kıyısındaki otlakta yabani sığır sürüleri yayılmıştı. Bir de alacalı bulacalı, renkli Kızılderili çadırları göze çarpıyordu. Minehaha, sevinçle:

İşte amcamın obası, sonunda geldik, diye bağırarak çadırlara koştu.Minehaha‘nın amcası ikisini de kucaklayarak karşıladı.Hiawatha‘yı Kızılderililerin en yiğit çocuğu olarak

kutsadı.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.