Kuş

Günün Masalı: 23 Eylül; Macun

Günün Masalı
MACUN 

Miyav varmış, miyav yokmuş, bir zamanlar bir yoksul delikanlı varmış. O kadar yoksulmuş ki bu delikanlı, saçlarına bir hastalık gelmiş de doktora gidememiş kel kalmış… Yoksulluk ayıp değil, hastalık ayıp değil elbette. Miyav bu.

Ama bu delikanlı üstelik tembelmiş. Hangi işe başlasa bitiremez yarım bırakırmış. Annesi kendisinden bir şey istese onu bile yapmazmış. Bir gün anasına, “Ben padişahın kızına âşık oldum,” demiş, “git onu bana iste.”

 Kadıncağız kalkıp gitmiş padişaha. Anlatmış derdini. Padişah da, “Gönder oğlunu bana,” demiş, “ben yapacağımı bilirim.” 

Delikanlı koşarak gitmiş saraya. Padişah, “Bana dünyada ki bütün kuşlardan birer örnek getir,” demiş. “O zaman kızımı sana veririm.” Delikanlı, padişahın bu sözü onu başından savmak için söylediğini düşünmemiş bile. 

Hemen, “Altı ay içinde getiririm kuşları,” diye söz vermiş. O günden sonra kuş çeşitlerini araştırmaya başlamış. Hangi kuş nasıl yuva yapar, hangi kuş sonbaharda başka ülkelere göçer, öğrenmiş. Bu işlerle uğraşırken bir de dervişle tanışmış. Derviş ona, “Gördüğün kuşları ağaca yapıştırman için bir söz öğreteyim sana,” demiş. “İstediğin kuşların bir ağaca konduğunu gördüğünde, “Macun,’ diye seslen. Kuşların serbest kalmasını istediğindeyse, ‘Çözül macun,’ diyeceksin.” 

Delikanlı bu büyülü sözcüğün de yardımıyla dünyadaki bütün kuşlardan örnekleri toplayıp gitmiş sonunda saraya. Padişah kuşları görünce, “Pekâlâ,” demiş. “Saçını başını düzelt öyle gel yeniden. Yoksa kızım beğenmez seni.” 

Delikanlı çıkıp gitmiş saraydan ama kuşlarla ilgili öğrendiklerini kullanarak para kazanmaya başlamış. Hekimleri dolaşıp başının keline çare aramış. Tam o sıra padişahın kızının vezirle evlendiğini duymaz mı? 

Hemen kıyafet değiştirip düğüne gitmiş… Tam gelinle damat kolkola gelir, görevliler onların başına para saçarken kel delikanlı, “Macun,” diye seslenivermiş. Birden herkes olduğu yere yapışmış. Delikanlı da gülerek kaçıp gitmiş. Padişah, delikanlının sesini duyunca, anlamış yanlışını. Hemen haberciler çıkarıp aratmaya başlamış delikanlıyı. Miyav bu ya hiçbir yerde bulamamışlar. 

Delikanlı evine dönüp anasına demiş ki: “Padişah beni aratırsa hiçbir bilgi verme.”

 Kadıncağız oğlunun isteğine karşı gelmemiş. Biraz sonra padişahın adamları gelip delikanlıya sormuşlar. Kadın oğlunu uzun zamandır görmediğini söyleyince, onu bulması için anasına bir sürü para vermişler.

 Delikanlı kalkıp saraya gitmiş. Düğün halkının yanında durup, “Çözül macun,” diye seslenmiş. Sonra başındaki külahı çıkarıp saçlarını göstererek padişaha, “Ben saçlarımı tedavi ettirdim,” demiş, “ama kızınızla evlenmek istemiyorum artık. Zaten o da başkasını seviyormuş.” 

Padişah, “Bağışla beni, sana söz vermemeliydim,” demiş, “ama neden kızımla evlenmekten caydın?” 

Delikanlı, “Mutluluğun padişahın kızıyla evlenmekte olmadığını anladım,” diye yanıt vermiş. “Bana kuşları sevdirdiniz. Kuşlarla uğraşarak mutlu oluyorum.” 

Sonra padişaha, ayıplayan bir sesle demiş ki, “Ama siz de tutamayacağınız sözleri vermeyin.” 

Padişah ne diyeceğini bilememiş. Delikanlı, “Sizden bir tek isteğim var,” demiş, “ben yokken anama göz kulak olun.” Sonra dünyadaki kuşları görmek, izlemek için alıp başını gitmiş…

 Miyavlar da öyle yapar. O da miyavlar gibi mutlu dolaşmış. 

Etiket

Yorum Yapın