Fidan

Elimdeki Fidan Nerde?

Mustafa Uysal

 Kıyametin kopuyor olduğunu görsen, elindeki fidanı dik; diyor bir söz.

Nasıl bir ruh hali içindeysem birden, ”elimdeki fidan nerde, ya da elimde bir fidan varmıydı veya vardı da, kayıp mı etmiştim” gibi bir soruyla karşılaştım.

 Düşüncem bana ‘‘elindeki fidan nerde” diyordu. Niye bir şey yapmıyordum, ya da ne bileyim, yapacaklarım yok muydu, vardı da ben vaz mı geçmiştim… Ardı sıra düşünceler hızla beynimde akarken, tutabildiklerimi yazıyla sabitleştirmeliyim diyerek yazmaya koyuldum…

 İsmet Özel‘in;

 

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi

taşınacak suyu göster, kırılacak odunu

Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde

bileyim hangi suyun sakasıyım yarabbelalemin

 

Münacaat adlı şiirinden, aklıma kazınmış dizeleri (herzaman tutunduğum) sökün ettiler.

 Hayat, dünya, şiir, sanat, insan; ne oluyor, ne olmalıydı, ve de ne yapmalı…

İnsan yaşadığı süre içerisinde artı ve eksi etkiler alır ve sonra  farkında olsak da olmasak da,

bu etkilerin yapıp ettiklerimize yansımasını görürüz veya görmüyorsak görmeliyiz,  farkına varmalıyız…

Bizde insan olarak aldığımızı bir şekilde bizde birikenleri dışarıya yansıtırız, ne aldık ne veriyoruz, doğru mu yanlış mı? (sonuçta ‘‘ne ekersen onu biçersin”e mi geldik yoksa,)

elbette oraya geldiysek de kötü bir yere gelmiş sayılmayız.

 Bir de şu hatırımdadır.

Testinin içinde ne varsa dışına o sızar

Testiyi temiz berrak, yararlı şeylerle doldurmak…

 

Hint ozanı ‘Tagor”;

olmayanın yararı’‘ isimli şiirinde,

 Bir testi yaparsın çamurdan

içindeki boşluktur onu yaralı kılan

 der,

 ben de bir tarihte şöyle dedim:

 ”Bu sözler

Şiirler

Bu kelimeler

Unutulmuş manalar

Hatırlansın diyedir

Ya da

sevgin içindir

 Çok şey istiyoruz, çok biliyoruz

herşey var fakiriz, çok biliyoruz cahil….

 (herşeyi bileceğine, bir şeyi iyi bilseydin)

 Yani demek istiyorum ki; çok bilmekten ziyade, az şeyi  iyi anlamak, sindirmek, içselleştirmek daha önemli ve değerlidir.

Günümüzde popüler kültürün bombardumanı altında temiz saf, duru kalabilmek imkansız kadar zor, İmkansız kadar zor dedim, imkansız değil…

 Onun için bir sürü anlatılamayan nedenden dolayı, insan günümüzde, biraz yavaşlamalı, gözü (Göz kendini görmez) kendine, içe, çevirmeli,içimde ne var, neler oluyor’a bir bakmalı, kendisini bulmalı, yeniden keşfetmeli. İnsanın içinde taşıdığı potansiyeli farketmeli, yeniden keşfetmelidir .Simyacı‘da anlatıldığı gibi (bu simyacı mevlana’nın mesnevisi’nin 6. cildindeki bir hikayesinden esinlenilmiş) hazine, hazineler, (iyilikler, güzellikler, hakikat) içimizden başka hiçbir yerde olmadığı bilincine  varılmalıdır…

 Mustafa Uysal

Etiket

Yorum Yapın