Lenin

Devrimin Mayası Şiir – 2

Hüseyin Haydar Yazılar
ŞİİR DALGALARI İLE YÜKSELEN DEVRİM! 105.yıl

Siz kimsiniz dense, derlerdi, gönül eriyiz biz,
Karanfil taşıyoruz, doğacak bebeklerin yurt beşiğine,
Derlerdi biz, ölümsüz insanın iliği ile kemiğiyiz.

Doğu Tabletleri, Lenin – II

> Halkın başının dara düştüğü ve isyan duygularının yoğunlaştığı dönemlerde, devrim öncüleri, yüksek ahlak değerlerinin yanında bir de sözün gücünü iksire, silaha dönüştüren, ateşleyici karakteriyle şiiri kuşanırlar. Tarihte hiçbir devrim önderi yoktur ki şiire ilgisiz kalsın, yabancısı olsun. Aksine devrimin öncü kadroları her an şiirle, destanlarla koyun koyuna yaşamış ve hepsi de her an şiirin yardımına başvurmuş, şiirin sunduğu olanaklara sarılmış, ruhsal yaralarını şiirle sarmış sağaltmıştır. Bunu anlamak için, büyük devrimci liderlerin şiirle olan ilişkilerine kısaca göz atmak yeterledir. Örneğin: Vladimir Lenin, Mustafa Kemal Atatürk, Mao Zedung, Fidel Kastro… En başta da Hz. Muhammed.

> > DOĞRUDAN KANA KARIŞAN İKSİR

> Şiir, geniş anlamıyla, farklı yollardan devrimin içine işler (nüfuz eder) ve hızla kana karışır, büyüsel etkisiyle bünyeye girer, hasta ruhu diriltir, yaşama isteğini güçlendirir, fedakarlık duygusunu artırır… Etkisini çok çabuk gösterdiği için şiir sanatı, devrimin atak karakterine en uygun sanattır. Şiirsel öz, kana karıştığında bireyin ve kitlelerin manevi dünyalarında mücadele isteğini hızla yükseltir, o zaman, sahadaki direnişçi Che Guevara gibi haykırır: “Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin, hoş geldi safa geldi!”

> Bu yönüyle şiiri, ruhsal dünyamıza etki eden bir tür hayat iksirine benzetebiliriz. İnsanda vicdani değerleri yükselten, devrimci kitlelerin iç dünyalarında çok güçlü duygusal tepkimelere yol açan şiirin büyüsel etkisidir bu. Şiirsel öz dediğimiz bu iksirle, yüksek moral değerler kazanılır; alçakgönüllülük, doğruluk, yiğitlik gibi erdemler insan ruhuna taşınır. Böylece bir yandan devrim mücadelesinin haklılığına, zaferin kaçınılmazlığına olan bağlılık inancı güçlendirilirken, öte yandan devrimci bireye öncelikle gerekli olan özgüven duygusu verilir.

> Devrimci mücadelede şiiri vazgeçilmez kılan bir başka özelliği de şiirin düşman üzerinde etkili bir silah oluşudur. Öyle etkili bir silah ki, namlusu, insanın gelişmesini engelleyen, toplumların daha gelişmiş yaşama biçimlerine doğru ilerlemesinin önünü tıkayan, gizli açık düşman odaklara karşı çevrilmiş bir silah.

> Şiir ile halk kitleleri arasındaki etkileşim süreci devrime giden yolda gelişir, güçlenir. Mücadele sürecinde şair ve halk görünmez bir işbirliğiyle, birlikte çalışırlar. Şair işe girişirken bir yandan esin kaynağı olarak kitlelerden etkilenir, öte yandan şiiriyle kitleleri etkiler. Ortaya konan sanatsal ürün halkla birlikte, başka insanlarla ortak süreçte yaratılır. Bu yönüyle şiir halkın kendi malıdır. Kendi öz malıdır hem de, çünkü şairi o yaratmıştır ve önüne bütün malzemeyi o koymuştur. Halk, şiirden kendi bağının, bahçesinin ürünü olarak doğallıkla yararlanır… Şiir, halk bağının gülüdür.

> > FARKLI DAMARLARDAN AKAN AYNI ŞİİRSEL ÖZ

Şiir, sadece modern şiir olarak değil, bütün halk türleriyle, marşlarla, destanlarla, diğer sözlü taşıyıcılarla farklı kanallardan, damarlardan devrim sürecinin içine akar ve bünyenin hücrelerine işler. Şiirsel öz bireyi insandan yana ne kadar haklı mücadele alanları varsa oraya yöneltir: Vicdanları uyandırır, duyguları tetikler ve devrimci gönül sonsuzluğuna kanat açtırır.

> Rus şiirinin Ekim Devrimi üzerindeki etkilerini ortaya koymaya başladığımızda, büyük Rus milletinin “şiire” verdiği değerle ölçülü olarak bir sonuca varmak gerekir. Devrim yapan milletlerin kültürel, şiirsel bütün varlıkları aynı süreçte buluşur. Çok eski destanlar, dinsel ayinler, dualar da bu bütünün içinde erir. Yanı sıra o milletin halk kültürü, halk bilimi varlıkları ne kadar zengin, ne kadar çok yönlü ise, elde edilen sonuç da o derecede renkli, o derecede etkili ve sağlam olur.

>> DEVRİMİN DALGALARI İLE ŞİRİN ADIMLARI AYNI YOLDA İLERLER

> Konumuzla ilgili olarak gerçekçi, doyurucu bir sonuca varmak için iki yaklaşımdan biriyle yola çıkabiliriz: Birincisi bütün bir Rus şiir varlıklarını ele alarak geniş bir alandan “Rus şiiri-Rus devrimi” gerçekliğine ulaşmak. İkincisi, devrim çizgisi üzerindeki şiirin rolünü büyük şairlerle sınırlayarak, daha dar kapsamda, fakat nitelikli, karakterize olmuş bir yol izlemek.

> Birinci yol edebiyat araştırmacıları ve edebiyat tarihçileri için tercih edilebilir, ancak biz burada Rusya’daki “devrim-şiir” ilişkisini devrim dalgalarının yükseldiği dönemlere bağlı olarak öncü şairler üzerinden yapmayı deneyeceğiz.

> Şiirin değişik yollardan devrim süreçlerinin içine akmasında en önemli görevin,  öncü şairlerde olduğunu öncelikle belirtelim. Bu şairler yaşamlarını devrim hareketinin bütün çalkantılarıyla bütünleştirmiş, eylemlerde doğrudan yer almış, kendini devrime adamış sanatçılardır.

> Şiir sanatının geçmişten gelen birikimleri, kurucu şairlerinin kazanımları öncü şairler üzerinden devreye girer ve yeni şiirin ruhuna etki eder. Doğal olarak toplumda büyük ve güçlü şairlerin sayısı çok değildir. Ancak, onları daha kalabalık usta şairler takip eder ve onlarca amatör şair grupları da onları izler.

> > RUS ŞİİRİ İLE RUS DEVRİMİ BİRBİRİNİN AYNASIDIR

Rus şiirinin Büyük Ekim Devrimi‘ne olan etkilerini doğru anlayabilmek için, Ekim Devrimi şairlerinin beslendikleri Dekabrist dönem şairlerini, onların ruh dünyalarını, yaşadıkları deneyimleri anlamamız gerekir.

Bilindiği gibi, devrim dönemlerinin yarattığı toplumsal çalkantılar, çok boyutlu siyasi mücadelelere yol açtığı kadar, güçlü bir edebiyatın da doğuşuna ebelik eden sanatsal gelişmelere yol açar. Dekabrist dönemden Ekim Devrimi‘ne kadar bu uzun devrimsel dönüşümler, toplumsal direnişi karakterize eden derin olgular, sancılar, yılgınlıklar, kahramanlıklar, ileri atılıp geri çekilmeler vb. bütün siyasi, sosyal, kültürel hareketler birlikte iç içe geçerek, aynı zamanda büyük ve modern bir şiirin ortaya çıkıp özüyle, biçimiyle oluşmasını sağladı.

Rusya‘da da yaklaşık yüzyıl boyunca yaşanan devrim dalgaları iki dev şiir dalgası olarak Büyük Ekim Devrimi‘nin içlerine kadar yayılmıştır. Öyle ki, 1825 Dekabrist devrimci girişimiyle başlayıp 20. Yüzyılın en başında 1905 Aralık Devrimi, 1917 Şubat devrimiyle dalgalar halinde yükselen süreç, 17 Ekim Bolşevik Devrimiyle taçlanır.

Rus şiiri de bu devrim dalgaları boyunca büyük şairler yetiştirdi, etkili yapıtlar ortaya koydu. Dekabristlerin yaşam ve sanat birikimini miras alan Ekimcilerin yaşam ve sanatları benzer trajik sonuçlara ulaşsa da şiirin devrim hareketi üzerindeki yüksek etkisi değişmedi, devam etti. Denilebilir ki Sovyet Rus Devrimi ile Rus Şiiri birbirinin aynasıdır. O kadar ki devrimin zaafları bile, şairler üzerinde yapılacak “ruh tahlilleri” ile tespit edilebilir, bugün bile. Çünkü şiirin dalgaları ile devrimin dalgaları aynı ritimle yükselip alçalır.

Hüseyin Haydar

Etiket

Yorum Yapın