Şimdi yükleniyor

Antik devirlerde Kadıköy-Khalkedon

Khalkedon

Antik devirlerde Kadıköy-Khalkedon

Kadıköy’ün antik dönemde nasıl bir yerleşim yeri olduğunu pek az biliyoruz. Akademik çalışmalar haricinde kaynağa ulaşmak zor. Antik kaynaklarda da örneğin Kalkhedon surlarıyla ilgili bilgi sınırlı. Şehir defalarca kuşatmaya uğramıştır. Surların kolayca aşılamayacak denli güçlü olduğu anlaşılıyor. Roma döneminde İmparator Valens, surların yıkılmasını emreder ve tam neresinin yıkıldığını bilmesek de çıkan taşların Tarihi Yarımada’ya taşınıp orada halka açık bir hamamın inşasında kullanıldığını Nisa Lordoğlu’nun çalışmasından öğreniyoruz. 

Kalkhedon, alçak bir tepe üzerinde, biri doğuya diğeri ise batıya bakan iki limanıyla engebeli bir ovada kurulmuş olarak tarif edilir. Bu limanlar günümüzde Haydarpaşa Garı yanındaki koy ile Kalamış koyunda olmalıdır. Karadeniz’e giden gemiler uygun hava koşullarını beklemek için bu limanlara sığınıyorlardı. Kalkhedon Deresi (Kurbağalıdere) Kalamış Limanı’na, Himeros Deresi (Ayrılık Suyu) ise Kalkhedon Limanı’nın bulunduğu Haydarpaşa koyuna akıyordu. Marmara Denizi’nden gelen gemiler, Anadolu yakasında ilk defa bu limanları görüyorlardı. Burada bir de gümrük istasyonu varmış. Tarihi Yarımada’daki Bizantion şehri gibi Khalkedon limanında da Atina’ya tahıl götüren gemilerden gümrük vergisi alınıyordu. Kalkhedon’un kuzeyden akan Ayrılık Suyu ve güneydoğudan gelen Kurbağalıdere ile çevrelenerek muhtemelen bugünkü Kadıköy Çarşısı’nı içine alacak şekilde kurulmuş olduğu varsayılır. 

Meşhur tarihçi Heredot, Kadıköy’de yaşayan ahalinin o devirde yalan yere yeminler edip birbirilerini aldatmak için kentin ortasında bir buluşma yeri kurduklarını söyler. Arkeolojik kazılardan elde edilen verilere göre Kalkhedon’u sınırlayan sur duvarının Yeldeğirmeni, Söğütlüçeşme ve Altıyol aksında olduğu düşünüldüğünde, bir düzlük olarak klasik dönem agorasının bugünkü Kadıköy Çarşısı’nın bulunduğu yerde olduğu tahmin edilebilir. 

Megara’nın en erken Dor tanrısı Apollon’un 6 tapınağından en eski olanı da Kalkhedon’daydı. Çok tanrılı dinlere inanılan bu dönemde Apollon, Kalkhedon’un baş tanrısı imiş. Kadıköy’deki Apollon Tapınağı’nın en önemli özelliklerinden biri de kehanet tapınağı olmasıdır. Geçmiş dönem halklarının yaşamında kehanetlerin, hayatın belirsizliğini azaltan, bilinmezliğin yarattığı kaygıları hafifleten bir yeri vardı. Yalnızca uzak gelecekle ilgili bilgi edinmek için değil, hastalık, iş güç, gönül işleri gibi konularda da kahinlerin rehberliğine başvuruluyordu. İstanbul genelindeki diğer Apollon tapınakları için kehanetle ilgili bir şey söylenmez. Öte yandan, Kadıköy’deki kehanet tapınağının önemini anlamak için o devirleri incelemek gerekebilir. 

Khalkedon Antik devirlerde Kadıköy-Khalkedon

Antik dönemde Haliç, Boğaziçi ve Anadolu yakası kıyılarında birçok tapınak ve kutsal alan yer alıyordu. Bunların arasında Haydarpaşa Koyu kıyısında da Afrodit Tapınağı vardı. Daha sonra bu tapınağın yerine Aziz Euphemia Kilisesi’nin yapıldığı söylenir. Aziz Ephemia Kilisesi, Kadıköy için önemini yakın tarihe kadar korumuştur. Bu ilk kilisenin yerinin neresi olduğuna dair tahminler yapılır. Kadıköy, Hıristiyanlık için önemli bir yerdi. Milattan sonra 451 yılında gerçekleşen ve Hıristiyanlık için belirleyici kararların alındığı Kadıköy Konsili toplantısı, bu kilisede yapılmıştı. Kilisenin daha sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından yıktırıldığı ve bazı parçaların Süleymaniye Camii’nde kullanıldığı kaynaklarda geçer. 

Eski İstanbul’un kutsal alanları genellikle denize doğru çıkma yapan tepelik arazilerde konumlanıyordu. Bu nedenle Kadıköy’ün Moda Burnu’nun boş kalmadığını düşünebiliriz. Anadolu Hieronu da kutsal bir alan idi ve yer aldığı burun üzerinde yanan bir ateşle Karadeniz’e giden gemilere işaret veriyordu. Boğaz’ın güneydoğu girişinde bulunan Kalkhedon kentinin günümüzdeki adıyla Moda Burnu’nda yer alan muhtemel bir kutsal alanda yanan ateşin, Marmara Denizi’nden gelip Karadeniz’e giden gemileri Boğaziçi’ne doğru yönlendirdiği tahmin edilebilir. 

Kalkhedon’un sur hattını saptamak kolay olmamasına karşın, Osmanağa Mahallesi’nde surlardan kalma olabileceği düşünülen bir duvar örgüsü bulundu. Başka buluntularla birlikte Khalkhedon’un sur içi sınırlarının MÖ 3. yüzyılda, bugünkü Bahariye Caddesi’ne kadar uzandığı söylenebilir. Caferağa Mahallesi yanı sıra Yoğurtçu Parkı civarı da muhtemelen sur içi bölgedeydi. 

Khalkedon’un nekropolisi, yani mezarlığı ise görünüşe göre Yeldeğirmeni’ndeydi. Altıyol ve Söğütlüçeşme’de yapılan kazıların yanı sıra Yeldeğirmeni’nde geç antik döneme ait, ana kaya üzerinde taş ve kiremit ile çatı şeklinde oluşturulmuş mezar ve çok sayıda mezartaşı bulunmuştur.

Pınar Erkan

Share this content: